• Çarşamba, Temmuz 18, 2018

PKK-PYD’nin Suriye’deki soykırım suçları

onur-erkan
Onur Erkan
Mart02/ 2018

Emperyalistlerin parlattığı “direnişçilik”af-orgutu
PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG’nin kuruluşu 2003 olsa da Türkiye’de adını duyurması Suriye’deki karışıklığın iç savaş boyutunu almasının ardından 2012 yılında oldu. 2012 yılında Suriye rejim güçlerinin çekildiği Türkiye sınırına yakın bölgelerde yükselen örgüt flamaları Türk kamuoyunun ilgisini PKK’nın Suriye koluna çekti.
2014 yılı Ocak ayında PYD, Esad ile uzlaşmasının sonucunda egemenliği altına aldığı bölgelerde Afrin, Kobani ve Cezire adlı kantonlar ilan ettiğini duyurdu.
PYD’nin dünya gündemine yerleştiği olay IŞİD’in, PYD’nin Kobani kantonu olarak ilan ettiği bölgeye başlattığı terörist saldırılar olmuştu. Emperyalist merkezler olayı iki terör örgütü arasındaki bölgesel güç savaşı olarak değil “Kürtlere yönelik bir soykırım girişimi” olarak değerlendirip tek taraflı olarak bir terör örgütünü yok edip bir diğerini destekleyen bir operasyona giriştiler.
Emperyalistler IŞİD terörünü PYD/YPG terörünü meşrulaştıracak bir araç olarak kullandılar. İşgalci cani IŞİD karşısında PYD/YPG’yi bölgede kantonlar kurup medeniyet götüren bir “demokratik güç” olarak ilan ettiler. Hatta daha sonra Suriye Demokratik Güçleri diye bir maskeleme isim bile verdiler.
Aynı zamanda gene kafa kesen şeriatçı militanlar karşısında bölgede PYD/YPG’nin “seküler bir alternatif, çağdaşığın temsilcisi” gibi algılanmasını sağlayacak bir propaganda faaliyeti tutturdular. Böylelikle PYD/YPG ırkçı terör örgütü PKK’nın bir kolundan ziyade yobaz cani militanlar karşısında Suriye’nin kuzeyinde mücadele veren demokrat, çağdaşlaşmacı bir bölgesel güç olarak tüm dünyaya pazarlandı.
AKP’nin parlattığı “çağdaşlaşmacılık”
Bu propoganda Türkiye’de de AKP iktidarınca kabul gördü. AKP geçmişte Suriye’nin kuzeyindeki krizlerde hep PYD’nin safında yer almış, Kuzey Irak’tan PYD’ye destek vermek için gelen peşmergelere koridor açıp Türkiye üzerinden sağ salim Kobani’deki çatışmalara ulaşmalarını sağlamıştı. Üstelik de eğit-donat programıyla askeri eğitim af-orgutu-2vererek.
Türkiye’deki Amerikan üslerinden de PKK’nın uzantısı PYD/YPG’ye destek malzemesi yollanmasına her daim sessiz kalındı hatta kalınmaya da devam edilmekte.
Türkiye’de PYD’yi terör örgütü olarak gören yargı kararlarına rağmen PYD lideri Salih Müslim Ankara’da defalarca ağırlandı. Süleymanşah Türbesi’nin kaçırıldığı büyük utanç günü bile Ankara’da temaslarda bulunmaktaydı.
Eğer AKP, PYD/YPG’nin güçlenmesini engellemek istese şimdiye kadar çoktan engelleyebilirdi. PYD/YPG’yi büyüten dış politikasının sonucu olarak bugün Suriye’de gelinen noktadayız. Zaten Türk Solu Başyazarı Gökçe Fırat’ın da defalarca hatırlattığı gibi PYD 2003 yılında hemen AKP’nin iktidara gelmesinin ardından kuruldu. Emperyalistlerin BOP oyunu gözler önüne sunan “manidar zamanlama!”
Evrensel insan hakları kuruluşlarının raporları
Emperyalistlerin PYD/YPG lehine estirdiği yalan havayı dağıtabilecek tavırlar ulslarası insan hakları kuruluşlarından geldi.
Uluslararası Af Örgütü’nün 13 Ekim 2015 tarihinde bir rapor yayınladı. PYD/YPG’nin Türkmenlere ve Araplara karşı etnik temizlik ve tehcir uyguladığı belirtilen raporda evlerin yakıldığı ve köylerin boşaltıldığı farklı farklı dönemlerdeki uydu fotoğrafları, tanık-mağdur anlatımlarıyla, Af Örgütü gözlemcilerinin izlenimleriyle dünyaya duyuruldu.
“Gidecek Hiç Bir Yerimiz Yoktu” başlığını evi yakılan bir insanın sözlerinden alan raporda mağdur görgü tanıkları “köylerinizi boşaltmazsanız IŞİD’li olduğunuzu söyler sizi ABD öncülüğündeki koalisyon uçaklarına bombalatırız” diye tehdit edildiklerini anlatıyor.
Aynı raporda Türkmen ve Araplar dışında az sayıda Kürdün de PYD’nin tehcir politikasından nasibini aldığı ortaya koyuluyor. Amacını Suriye’de Kürtlerin hakkını, hukukunu korumak olarak koyan PYD’nin de asıl savunduğunun Kürtler değil sadece kendi yandaşları olduğu sonucuna ulaşılıyor. PYD de emperyalist uşağı her örgüt gibi kendine meşruiyet bulmak için kaşıdığı problemin öznelerine göre değil sömürücü patronlarının politikalarına göre hareket ediyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Haziran 2014 tarihli raporunda ise ilan edilen sözde kantonlardaki hukuki işleyiş konu ediliyor. Raporda yargısız infazlar, kaybolan insanlar, keyfi tutuklamalar ve tutuklu ile hükümlülere yönelik işkence uygulamaları somut olaylar örnek verilerek anlatılıyor. Rapora göre bu uygulamalar da ağırlıklı olarak PYD’ye muhalif Kürtleri hedef alıyor.
Raporda dikkat çekilen ikinci önemli bir husus 18 yaşın altında çocuklara silahlı görevler verilmesi. 13 yaşındaki çocuklara zorla silahlı eğitim veriliyor ve gözlemcilerin tespit ettiğine göre 16 yaşından itibaren kız ya da erkek fark etmeksizin “kolluk kuvveti” olarak görevlendiriliyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü çocukların silah altına alınmasının uluslararası hukuk ihlali olduğunu hatırlatıyor.
Ayrıca güncel tartışmalar esnasında hiç hatırlanmayan bir konu da 2015 Şubat ayında PYD’nin Afrin’deki sözde hukuk sistemi içinde şeriat kurallarına göre karar verilmesine onay verilen anlaşma. Bir anlamda şeriat ilanı olan karar Afrin’deki PYD/YPG’nin farklı silahlı yobaz gruplarla anlaşmaya gitmesi sonucunda vardığı bir uzlaşmaydı. Bu da PYD için çizilmek istenen çağdaşlaşmacı, modernist görüntünün ne kadar yalan olduğunu bir kez daha gösteren bir olgu olarak karşımıza çıkıyor.
PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG ırkçı, soykırımcı, gerici bir terör örgütüdür. Bu evrensel insan hakları örgütlerince de tescilldir. Ne emperyalistlerin PR çalışmaları ne AKP gibi kandırılmaya müsait otorite yoksunu aktörlerin yanlışları bu gerçeği değiştiremez.
Coğrafyamız istisnasız tüm etnik ırkçılık ve mezhepsel fanatizm güden terör odaklarını kendi iç dinamikleriyle tasfiye edebildiği zaman bölgeye huzur ve barış hakim olacaktır!


Bu yazı 132 kez okundu.

Onur Erkan
SON EKLENENLER