• Pazartesi, Mart 27, 2017

Politik ve askerî strateji yoksunluğu…

eser
Eser Özaltındere
Mart13/ 2017

TÜRKSOLU geçenlerde HEPAR’ın kurucusu ve Onursal Başkanı, geçmişteki PKK’yı terörünün de sıfırlanmasının başlıca aktörlerinden biri olan emekli general sayın Osman Pamukoğlu ile son derece AYDINLATICI bir röportaj yapmıştı. O röportajın HER satırında çok yararlı bilgiler bulunmaktaydı. Bir bölümde şöyle deniliyordu; “…Bütün devlet yönetimlerinde, silahlı meseleler gündeme geldiği takdirde, iki şey çok önemlidir: Birincisi politik strateji, diğeri askerî strateji. Önce politik strateji kurulur sonra da askerî strateji. İki tarafta da silah varsa hem politik hem de askerî stratejinizin çok iyi olması gerekir.Böyle değilse, taktik başarılarla kötü giden strateji kurtarılmaya çalışılır…”
Lütfen birileri bana söylesin, bu Suriye sorunsalının ortaya çıkışından beri hiç kimse politik ve onun üzerine kurulu bir askerî STRATEJİDEN bahsedebilir mi? Şam’daki “Emevî Cami’sinde” namaz kılmaya niyetlenmek POLİTİK bir strateji midir?.. Ama esasında, başındaki padişah/halife sevdalısıyla AKP’nin yalnızca “İDEOLOJİK stratejileri” bulunmaktadır. Bu da; geçmişteki Osmanlı’ya öykünen, üzerine de askerî bir stratejinin oturtulması imkansız olan SÜNNÎ YAYILMACI bir HAYALPERESTLİKTİR. “Politik stratejileri” bundan başka bir şey değildir. Yöntemleri ise Pamukoğlu’nun “taktik varyasyon” ifadesine denk düşen FIRSATÇILIKTIR.
Görmüyor musunuz, Emevî İslamcılığından kaynaklanan inanılmaz bir Arap HAYRANLIĞINA sahipler.İDEOLOJİK bir saplantıyla polisten sonra SUBAYA da türban taktırıyor ve İNADINA Taksim’e cami inşasına girişiyorlar.
Doğrusunu söylemek gerekirse, bugünler TSK adına iyi günlerdir. İmam hatiplileştirilmiş sivil liselerden gelenler TSK’da yoğunlaşmaya ve son KHK’lar gereği MS Bakanı da yandaş namazcı generalleri “Komuta Konseyine” ATAMAYA başlayınca, vah o zaman “Atatürk Ordusu’nun” başına gelenlere!…
Gidiş, bedevi Arap KABİLE ordusuna DEVŞİRİLME; laik, demokratik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti ise bir Arap SULTANLIĞINA dönüştürülme yolundadır. Arap KÜLTÜR EMPERYALİZMİNİN taşeronluğu had safhadadır…Baksanıza, Türkiye’deki Suriyeli Arap İSTİLASI ve tarımı bitirmeleri yetmiyormuş gibi, ARAPÇI yönetime kıyak olsun diye Sudan da 99 yıllığına araziler kiralayıp tarım işletmeleri projelerine girişiyorlar.
Ayrıca padişah/başkan adayı bir de; milletle ümmetin ne anlama geldiğini bilip bilmeden; “İslam ÜMMETİ” yerine, PAN-İSLAMİST bir anlayışla “İslam MİLLETİ” ifadesini kullanıyor. KESMİYOR, başka bir defasında da “İbrahim milletindeniz!” diyor. Peki “İbrahim MİLLETİ” kim; Sâmî ırkı!…Yani Arap ve Yahudiler!… Burada da Türk ve Türk Ulusu adını ağzına almaktan özellikle kaçınan ve Türk milliyetçiliğine demediğini bırakmayan bu zat; “İbrahim milletindeniz!” söylemiyle Türk Ulusu’nu YOK sayarak ARAP kavmine İNDİRGİYOR.
Aynı kişi Suudî El Arabiya kanalına verdiği bir demecinde de; “El Bab’dan sonra hedefin Münbiç olduğunu” söylerken, gerekçe olarak “Münbiç’in ARAPLARA ait bir yer” olduğunu belirtiyordu. Pakistan dönüşünde de aynı lakırdıyı tekrarlamış, Arap TOPRAĞINA Rakka’yı da eklemişti. Demek ki, Münbiç’ten PYD/YPG’nin TEMİZLENMESİ ve Rakka operasyonuna bu kadar SEVDALANILMASI hep ARAPLAR içinmiş…
İyi de hangi Araplar; SÜNNÎ olanları!… Bu kadar MEZHEPÇİLİĞE, Arapçılığa ve “kraldan çok kralcılığa da” gerçekten pes doğrusu!… İnanın, Suriye bataklığına bodoslama dalmasının nedeni de oradaki çoğunluğu Arap olan SÜNNÎLERDİR!…Türk VATANINI ve devletini koruyormuş NUMARALARI Sünnî yayılmacılık ve ARAPÇILIĞIN bir KAMUFLAJIDIR.
Ne oldu; Münbiç’te RUSYA’nın onayıyla PYD, “BATI SINIR” hattını Esat güçlerine devrederken, ABD özel kuvvetleri de kuzeyde TAMPON bölge oluşturdu. Hadi sıkıyorsa operasyon yapsana!… ABD’nin ve Rusya’nın PİNPON topuna döndün!…
Bütün bu yaşananlar bile UCUBE bir askerî stratejinin politik bir stratejiden yoksun olarak ARAPÇI/SÜNNÎCİ İDEOLOJİK bir zihniyetle GELİŞİ GÜZEL oluşturulduğunu ve emperyalistlerin OYUNCAĞI olunduğunu gösteriyor.
Binali’nin ifadesine göre Türkiye Rakka’da da yok! “Taktik destek” verecekmiş….Aman ne kadar önemli!…Emperyalist seni; yoktan var ettiği, ORDULAŞTIRDIĞI ve Birleşik Kürdistan’ın bir parçası noktasına getirdiği PYD/YPG/PYJ’ye tercih edecek değil ya!..
Afrin, Cezire, Kobani mobani derken Türkiye’nin yaklaşık 700 Km’lik SINIRI, hem de Güneydoğuyla BİTİŞİK olarak PKK/PYD organizasyonunun elinde. Ve bunlar EMPERYALİST tarafından AĞIR silahlarla silahlandırılmış, eğitilmiş, KADINLARI da dahil bir ORDU hâline getirilmiş durumda…
Peki, sen emperyalistlerin OYUNUNA gelmeden önce bu sarı OTONOM eser-haritabölgelerle “ordu” noktasındaki silahlı Kürt güçleri söz konusu muydu?… Eğer sen, Sünnî yayılmacılık SEVDASIYLA emperyalistin kumpasına ALET olmasaydın, SÜNNÎ Türkmen ve Arapları kullanarak “Suriye Devleti’nin” yıkılmasında TETİKÇİLİK yapmasaydın, oradaki Kürtler Esat’ın KONTROLÜNDE olacaklar; sorunlar Suriye’nin ÜNİTER yapısını yok etmeden MÜZAKERELERLE, gerekirse AMBARGOLARLA veya diğer ENSTRÜMANLARLA ya da SİLAHIN ucu gösterilerek çözülebilecekti.
O zaman Suriyeli Kürtler de emperyalistlerin KUCAĞINA düşmeyecek, SİLAHLANAMAYACAK, “Fırat Kalkanına” GEREK kalmayacak ve PYD Münbiç’i İŞGAL edemeyecekti.
Ama sen ne yaptın, emperyalistlerin YANCILIĞINA soyundun! Onlar da; PKK ve El Kaide örneği, YARATIP-büyüttükleri IŞİD’e önlem alma BAHANESİYLE “PYD’yi” organize ederek GÜÇLENDİRDİLER. Hemen ertesinde de PYD’yi öne sürerek seni IŞİD’i bertaraf etmeye yönlendirdiler ve parmaklarında oynattılar…
Sakın “Fırat Kalkanı” operasyonuyla ÖVÜNME! Aklınca, Afrin’le Kobani’nin birleşmesini ÖNLEDİN ama, o SARI bölgelerin OTONOMİSİNİN önünü açanda sendin!… Çünkü senin için Kürtlerin Suriye’de KANTON oluşturması değil, oradaki SÜNNÎLERİN HAMÎLİĞİ birincil önemdeydi. Bu yüzden “Güvenlik Bölgesini” oluştursan dahî, Kürtlerin bu KAZANIMLARINA çanak tuttuğun için BİRLEŞİK KÜRDİSTAN’a zemin hazırlayan kişi de sen olacaksın! Bu konuda, utanmadan BAYRAĞINI dalgalandırdığın BARZANİ ÇOBANINA verdiğin destek ise cabası…
Bak, SİNCAR’ı da el altından “silahlandırdıkları” PKK’nın KONTROLÜNDE özerkleştiriyorlar!…PARÇA, PARÇA “Büyük Kürdistan’a” yürüyor, “PEŞMERGE-PKK-YPG/PYJ” ile geleceğin BÜYÜK KÜRDİSTAN ORDUSUNU oluşturuyorlar…
Bir de güya Suriye’nin “toprak bütünlüğünü” savunuyorsun. O zaman NEDEN o “toprak bütünlüğünün” bozulmasında tetikçilik yaptın?…
Peki, bir tarafta silahlı başıbozuk ÖSO, diğer tarafta “ordu” hâline getirilmiş PYD/YPG/PYJ varken, her yandan silah FIŞKIRIRKEN bu “toprak bütünlüğüyle” DÜZENİ nasıl sağlayacaksın?…
Ve en önemlisi, tüm bu gelişmelerden sonra SİLAHLI Suriye Kürtleri OTONOMİ isteklerinden ve SİLAHTAN vazgeçecek mi?..
Kısacası sen, Emevî Camisinde namaz “hayaliyle” ABDEST almaya başladığın AN; BİRLEŞİK KÜRDİSTAN için Irak örneği Suriye’yi de BOP çerçevesinde üçe bölmüş oldun… Sıra Türkiye’nin PARÇALANMASINA geldi! Bunun için de PADİŞAH/BAŞKANLIK sistemi bekleniyor…


Bu yazı 41 kez okundu.

Eser Özaltındere
SON EKLENENLER