• Çarşamba, Haziran 28, 2017

Polonya Ekonomisini düze çıkaran gelişme: Emine Erdoğan’ın Varşova alışverişi

hazar
Hazar Arısoy
Temmuz18/ 2016

Emine ile Tayyip’in 
dış politika macerası
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO Liderler Zirvesi’ne katılmak için Varşova’ya gitti. Malum devir dış politikada arayı düzeltme devri…
Önce gidilecek özür delinecek, “Kusura bakmayın, kandırıldık, Binali’den önce kısa boylu bir başbakanım vardı. Hepsi onun altından çıktı. Onu da kovdum zaten. Söz bir daha olmayacak.” mealli açıklamalar yapılacak, ardından gerekli tavizler verilip Batı ülkeleri ile ara düzeltilecek…
E tabi böyle zirveler sadece toplantılardan ibaret değil. Bunun yemeği var, resepsiyonu var. Tüm liderler eşleriyle geliyor. O yüzden tek başına “sap” gibi katılmak uygun düşmez. Yanınıza eşinizi -eğer Tayyip Erdoğan iseniz Emine’yi- almanız şart.
AKP’nin dış politikada sıkıştığı köşeden çıkması için bu tip toplantıları kaçırmamak, herkese gülücük saçmak gerekiyor. Zaten hiçbir yabancı diliniz yoksa yapabileceğiniz en iyi şey anlıyor gibi yapıp gülücük saçmaktır. Eğer gülücük dağıtımını karı koca iki elden yaparsanız daha da başarılı olursunuz. İşte Türkiye’nin dış politikadaki başarısının sırrı!
Bitpazarına Emine yağdı
İşte Erdoğan çiftinin Varşova macerası da bu gönül alma turlarından biriydi. Bu dış geziyi gündeme getiren ise bu kez Tayyip’in çıkışları değil, Emine’nin alışverişi oldu. 14 yıllık iktidarı ve 40 yıla yaklaşan evlilikleri göz önüne alırsak daha çok Emine’nin Tayyip’in gölgesinde kaldığını görürüz. Yaptığı alışverişle Emine’nin Tayyip’i gölgede bırakıp gündem oluşturması bile başlı başına bir haber değeri taşıyor aslında.
Anlaşılan toplantıların yoğunluğu ve konuşulanları anlamıyor olması çok bunaltmış Emine Hanım’ı. O da salonun kalabalık ve karanlık olmasından faydalanarak kendisini Varşova’nın bitpazarına atmış. Koskoca Förstleydi’nin bitpazarında ne işi var demeyin. Bu pazar Avrupa’nın en meşhur antika pazarlarındanmış. Avrupa’daki antika meraklılarının uğrak noktalarından biriymiş. Tayyip Erdoğan gibi tarihi eserler konusunda meraklı, tarihi eser bulamadığı zaman tıpkı -Topçu Kışlası’nda planladığı gibi- yeni tarihi eserler yaptıracak kadar hassas bir adamın karısının buraya uğraması kadar doğal hiçbir şey olamaz.
Yayınlanan resimlerden anladığımız kadarıyla Emine’nin bitpazarı alışverişi oldukça başarılı geçmiş. Erdoğan ailesinin ne kadar antika eksiği varsa hepsini gidermiş Emine Hanım. O kadar ki kendisine tahsis edilen minibüse korumalar eşyaları sığdıramamışlar.
Limon kabuklarının parası antikalara gitti(!)
Biz Türkler fazla meraklı insanlarız. Hani bir atasözümüz vardır: Zenginin malı züğürdün çenesini yorar diye… İşte o hesap herkesin aklına bu alışverişin ne kadara mal olduğu gelmiş. Anlaşılan merak eden sadece bizler olmamışız çünkü Polonya basını hemen Emine’nin alışveriş yaptığı esnaflarla görüşmüş ve bu alışverişin toplamda 147 bin TL (yazıyla yüz kırk yedi bin Türk Lirası) tuttuğunu yazmış.
Burada bir parantez açıp Cumhurbaşkanlığının yaptığı açıklamaya da yer verelim. Emine Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Sema Silkin, Emine Hanım’ın yaptığı alışverişte harcadığı paranın abartıldığını, hepi topu sadece 5-6 bin Euroluk (yaklaşık 20 bin TLcik) harcama yapıldığını açıkladı.
Tabii 14 yıldır AKP iktidarı ve yaptığı açıklamaları göz önünde bulundurunca Polonya basını daha güvenilir bir kaynak olarak görünüyor ama bizim açımızdan bir şey fark etmez. Kendi paraları, istedikleri gibi harcarlar. Eşinin 32 bin liralık maaşı ve ufak tefek ticari geliri dışında Erdoğan’ların bir geliri yok. Emine Hanım’ın harcadığı para olsa olsa Kaçaksaray’da elma ve limon kabuklarını attırmayarak tasarruf edip kazandığı paradır. Sonuçta milletin parasını çalıp kendi zevk-ü sefaları için harcayacak halleri yok ya.
Yedi kollu Yahudi şamdanı Menorah
Emine Hanım’ın bitpazarında yaptığı alışverişi sadece kendi zevki için yaptığını düşünmeyin. Aslında Emine Hanım bu alışverişi ile dış politikada toparlamaya çalışan eşine yardımcı olmak istemiş anlaşılan. Yaptığı alışverişten akılda kalan karelerin birinde Yahudilerin kutsal kabul ettiği yedi kollu şamdandan (Menorah) Emine Hanım’ın iki tane aldığı görünüyor. İsrail’le arayı düzeltmek için Tayyip’in son bir ayda attığı taklaları hepimiz hayranlıkla izliyoruz. Böyle tarihi dönüş günlerinde bazı sembolik değişimlerle karşı tarafa ne kadar samimi olduğunuzu da göstermeniz gerekir. Hatırlarsınız Tayyip Bey’in masasının üzerinde “Rabia işareti” yapan bir el biblosu vardı. Son dönem Mısır ve İsrail’le aranın düzelmesiyle sanırız o Rabia heykelinin yerini yedi kollu şamdan alacak. Emine Hanım da bu alışveriş ile kocasını alışveriş stresinden kurtarmış oldu. Umarız fotoğrafların yayınlanması süprizi bozmamıştır.
Avrupa’nın konuştuğu 
förstleydi
Emine Erdoğan’ın tıpkı eşi gibi Tüm Avrupa’nın konuştuğu kadın olması hepimizi gururlandırıyor. Varşova alışverişi, bu gururu yaşadığımız ilk alışveriş değil. Bundan yaklaşık 1 yıl önce, 2015 yılının Ekim ayında bu kez Brüksel’de şehrin en işlek caddesini birkaç saatliğine trafiğe kapayarak alışveriş yapıp yine gururlanmamıza vesile olmuştu. Brüksel halkı bu duruma biraz tepki göstermişti ama olsun. O onların görgüsüzlüğü…
Böyle cumhurbaşkanına böyle förstleydi
Tayyip’in siyaseti için bukalemun gibi her ortama uyum sağlayabilen dersek yanlış olmaz. Birgün önce kavga ettiğiyle birden can ciğer olan, “kardeşim” dediğini bir gün sonra satan, yarının nasıl olacağını kestiremeyeceğiniz çok planlı bir siyaset. İşte böyle siyasi bir dehanın yanına da ancak böyle bir förstleydi yakışır:
Bir gün önce yer sofrasında iftar açıp (konuk olduğu ailenin masaya kurduğu sofrayı daha iyi görüntü verebilmek için yere taşıtan!), ertesi gün sarayda bin liralık bardaklarda su içen, elma, limon kabuklarını attırmayıp kaynatıp tasarruf yaptığını söyleyip kilosu 4 bin liralık beyaz çaydan içen, Filistinlilere üzülmüş gibi yapıp binlerce liraya Yahudi şamdanı alan bir förstleydi…
Sözün özü, bir çift birbirini ancak bu kadar tamamlayabilir. Birbirlerine yakın, bize uzak olsunlar…


Bu yazı 119 kez okundu.

Hazar Arısoy
SON EKLENENLER