• Cumartesi, Haziran 23, 2018

Sahte antiemperyalistlerin dolar efsaneleri

ali
Ali Özsoy
Haziran13/ 2018

El “gazıyla” Osmanlı kuranlartablo-dolar
21 Mayıs tarihli Cumhuriyet gazetesinde Orhan Bursalı’nın köşesinde önemli bir tablo yayınlandı. Orhan Bursalı silahlanmayı eleştirmek için dünya çapında yapılan askeri harcamaların dökümünü ortaya koymuş.
Buradan başka bir sonuç da çıkarılabilir. Biliyorsunuz AKP önce ABD ile birlikte sözde Osmanlı İmparatorluğu’nu tekrar kuruyordu. Şimdi ise “ABD’ye kafa tuttuk, Rusya’yla birlikte coştuk” diyerek yine “Osmanlı’yı kuruyor”, “fetihlere çıkıyor.”
Osmanlı en güçlü olduğu dönemde ekonomisiyle de, askeri teknolojisiyle de, askeri harcamalarıyla da dünyanın zirvesindeydi. Bu çok basit bir hesaptır:
“Cihanşümul” olmanın tek şartı -ister gazacı ol, ister emperyalist ol, ister sosyalist- “cihanşümul” düzeyde bir ekonomik gücünün olmasıdır. Ne kadar ekmek o kadar köfte! Asker bu, gazla gitmiyor. Para istiyor ordular.
Ne kadar para o kadar ordu, ne kadar ordu o kadar dünya liderliği
Şimdi silahlanma tablosuna tekrar bakalım. Türkiye bütçesinin zaten çok fazla kısmını askeri harcamaya ayıramıyor. Kamunun sırtında o kadar çok hırsızımız var ki sağ olsunlar (!)
Hatırlayan olacaktır, 17-25 Aralık yolsuzluk skandalı patlak verince PKK yandaşı HDP milletvekili Sırrı Sakık ne demişti: “İyi ya çalsınlar ki devletin bütçesinden, daha fazla uçakla üstümüze bomba atmasınlar.” Adam kendince haklı.
Türkiye’nin milli gelirinin sadece %2 civarında bir kısmı askeri harcamalara gidiyor. Yıllık 18 milyar dolar civarında. ABD ise milli gelirinin çok büyük bir kısmını değil %3 civarında bir oranını askeri harcamalara ayırıyor ama dünyadaki tüm askeri harcamaların %35’ini tek başına yapmaya yetiyor bu oran. Ve ABD’nin yıllık askeri harcaması Rusya’yı da Çin’i de elbette çok kasmadan ezip geçiyor. Türkiye’nin bütün milli gelirini dahi solluyor.
Tarihte zorun rolü
Şimdi rakamlar böyleyken iki tür sahtekar piyasada sürekli palavra sıkıyor. Birisi aktroll stratejistler: Osmanlı kuruluyor, ABD tepetaklak gidiyor, reis bir çağı kapatıyor bir çağı açıyor. Diğeri de Avrasyatroll stratejistler: ABD tepetaklak gidiyor, Rusya ve Çin coşarak geliyor. Türkiye de yerini alıyor.
Engels’in “Tarihte Zorun Rolü” isimli daha sonra “Anti-Dühring” olarak daha geniş bir kitaba dönüşen uzunca bir makalesi vardır bu konuda. Bu kitapta çok doğru tezlerle birlikte yanlış tezler de var bence. Ama tabi Amerika’yı iki kez keşfetmeye gerek yok. Engels iktisadi sistemler ve güçler ile askeri güç arasındaki bağı doğru bir şekilde şöyle yorumluyordu: Askeri üstünlük ekonomik üstünlük değil, ekonomik üstünlük askeri üstünlük getirir.zorun-rolu
Elbette bu tezin de sıkıntılı yanları var. Diyalektikten sürekli bahseden biri için aşırı analitik ve indirgemici bir tez. İş elbette yumurta tavuk meselesi değil. Engels’ten şu açıdan ayrılıyorum. Bence ekonomik üstünlüğü sağlamanın çok önemli bir aşamasında mutlaka ve mutlaka “zor” ekonomiden çok daha fazla öne çıkar. Osmanlı önce Portekizlilere Hint Okyanusu’nda sonra tüm Avrupa filosuna karşı Akdeniz’de İnebahtı Savaşı’nı kaybedince süper güçlüğü Batı sömürgecilerine kaptırdı. Bu iktisadi düzende de değişim demekti, ekonomik egemenlikte de. Bunun olabilmesi için ise Avrupa’nın 100 yıl boyunca Kızılderili kıtasını hiç de “iktisadi” olmayan yollarla tamamen zorbalık ve zor ile soyması gerekiyordu.
Dolayısıyla “zor” yani askeri zor iktisadi bir faktördür. İktisaden egemen olmanın getirdiği bir sonuç değildir güçlü ordu. Emperyal ordular emperyal ekonomilerin bizzat iktisadi girdisi ve çıktısıdır.
ABD kendi kendine yıkılıyor efsanesi
Konumuza dönelim. Şimdi Perinçek tarzı teori şarlatanları diyor ki; “ABD ekonomisi tepetaklak gidiyor. ABD bir tek dolar basarak ve askeri egemenliğine dayanarak ayakta duruyor. O günler de geride kalacak.” Sözde Osmanlıcı şarlatanlar da bu tezlere çok sarıldılar. Kıyakçı misali ABD taşeronu olarak Osmanlı kuracaktı reisçi tayfa, şimdi zaten ABD tepetaklak ya… Rusya da yükselişteymiş, doların egemenliği bitmiş… O zaman Osmanlı’yı Rus abilere kurduracaklar.
Doların TL karşısında sadece bir kaç saat içinde %2 değer kazandığı gün bile yandaş Yeni Şafak utanmadan “doların egemenliği bitti” manşetini bu kafayla attı.
Rakamlar beyler rakamlar! Fantastik görüşleri strateji, fırsat veya ideoloji diye sunmadan önce azıcık rakamlara bakın. ABD tepetaklakmış, Rusya küllelerinden ayağa kalkmış ama ne hikmetse Rus ordusu bunun faydasını harcamalar kaleminde pek görememiş. Bir de NATO’dan çıkacağız ya güya. Bu Rus askeri sanayisi tüm ekipmanı yenileyecek. Sonra da Osmanlı kuracağız, ya da Avrasya… Ölme eşşeğim ölme.
Sürekli “ABD tepetaklık, yıkılıp gidiyor” hikâyesi anlatanlar aslında antiemperyalist değil tam tersine ABD ile hiç savaş vermeden ABD düzeninin kendi kendine biraz da Rusya ve Çin’in zorlamasıyla yıkıldığını ileri süren palavracılardır.
Kimse yanlış anlamasın. Sözümüz ABD’yle savaşmaya niyetli ezilen uluslara ve gerçek antiemperyalistlere değil. Bu savaşlar direniş savaşlarıdır. Direniş savaşı ise askeri bütçeye değil sadece ve sadece halk desteğine ve öncü güçlerin inançlı önderliğine bakar.
Fetih ordusunun bütçesi trilyonlarca dolardır
ANCAK! Fetih savaşları ancak ve ancak ezici bir askeri bütçeyle yapılır. Öyle başkasının gazıyla gerdeğe girer gibi de hiçbir emperyalist size “git Osmanlı kur” diye askeri bütçe, silah, destek bahşetmez. Enver Paşa ve Nuri Paşa Bakü’yü kurtardıktan bir kaç gün sonra Alman muhtırası yiyerek ve şehri boşaltmak zorunda kalınca bu acı gerçeği çok zor ve pahalı bir yoldan öğrendiler.
Şimdi tekrar gelelim Engels’ten ayrıldığım yere. Ben askeri güç/ekonomik güç veya üst yapı/alt yapı veya zorla kurulan hegemonya/iktisadi olarak kurulan hegemonya gibi ayrımların bizzat tarihe ve diyalektiğe aykırı olduğunu düşünüyorum. Askeri güç ekonomik gücün bizzat ta kendisidir. Birinin diğerini öncelediğini ileri sürmek tarihin veya yaşamın fotoğrafını çekip, gerçekliği dondurup bundan sonra diyalektik yöntemi devreye sokmaya benziyor. Madem diyalektiğe başvuracaksın neden fotoğraf çekip donduruyorsun.
Günümüzden örnek verirsek. ABD’nin üretim açısından dünyanın merkezi olmaktan çıktığı söyleniyor. Düşüş var ama hâlâ lider. Ve sadece askeri güç ile dolar gücü ile devam edecek bir liderlik değil bu. ABD dünyanın tüketiminin %50’sinden fazlasını üstleniyor hâlâ. Yani rakipleri bile para kazanmak için ABD’lilere ürünlerini satmak zorunda. Askeri güç zaten bu ekonomik “istikrar” ve “denge”yi koruduğu için rakipsiz.
ABD şerifliğini kapitalist sistem neden kabul ediyor?
Buyursun bir babayiğit emperyalist ABD gibi yılda 1 trilyon dolara yakın askeri harcama yapsın, zaten o zaman onun ekonomisi de hem üretimde hem tüketimde liderliği kapar. Ama bunun için de bir savaş gerekir. ABD’nin donanmasının yarısından çoğunu yok edecek. Afrika, Ortadoğu, Asya, Amerika, Avrupa denizlerinde “suküneti” sağlayan ABD donanması yok olsun. O zaman başka bir babayiğit çıksın. Ben alırım buraların güvenliğini, piyasalar rahat olsun desin. O zaman görürsünüz tepetaklak neymiş nasıl olurmuş. Britanya İmparatorluğu öyle yıkılmadı mı?
“ABD askeri gücüne dayanarak ve karşılıksız dolar basarak ekonomik liderliğini elde tutuyor” diyenler esas ideolojik kalpazanlardır. Farz edelim ki ABD böyle boş beleş dünya lideri. Donanmasıyla artistlik yapıp karşılıksız dolar basıyor. Oysa tam olarak bu da ekonomik bir değerdir. Emin olun. Kapitalistler “boş yere basılan karşılıksız” dolara da katlanır, ABD zorbalığına da. Yeter ki tüm dünyanın piyasaları kendileri için açık olsun. Bunun adına “maliyet” deniyor. Sanki diğer paralar “karışılıklı” mı basılıyor?
ABD karşılıksız dolar mı basıyor?
Güvenlik sağlamak ve sorun yaratanlara karşı katillik yapmak. Paranın karşılığı tam olarak budur. Paranın karşılığının altın olduğunu iddia edenlere tek bir soru: Altının karşılığı ne o zaman? Sanki altın karşılığı olan bir şey mi? Hepsi egemenlik simgesi. O kadar!
Sizce tarih kitaplarında neden eline kılıcı alıp sultanlığını ilan eden kişi ilk olarak para basar? Bu parayı kılıcımla koruyorum diyor. Bunun da elbetteki karşılığı altın değil çarşı pazardaki güven ve korku. Altından çalan sultan kendisinin karşısına bir babayiğit çıkmadığı sürece çalmaya da devam eder. Sonuçta Rusya ve Çin dahil tüm emperyalistler onaylıyor ABD liderliğini biz değil ki.
Ha şu olur mu? ABD’ye askeri anlamda meydan okuyan başka bir emperyalist çıkar mı? Askeri rolünü sarsıp dünya liderliğinden indirir mi? Olur tabi. Girsinler birbirine o zaman. Kusura bakmayın ama Türk onlara asker olmaz. Bunun adı gurkalıktır.
Biz kendi savaşımızı veririz. Atatürk gibi. Tüm emperyalistler de birbirine girerse ne ala!
Tarihte tüm emperyal sistemler yıkıldı. Emperyalizm-kapitalizm de yıkılacak. Ama sistem içinde büyük güçlere yalakalık yapanların iddia ettiği gibi değil. ABD dolarının sahteliğinden değil, antiemperyalist geçinenlerin sahte Amerikan karşıtlığından korunun.


Bu yazı 80 kez okundu.

Ali Özsoy
SON EKLENENLER