• Pazartesi, Aralık 11, 2017

Saray’ı savunarak vatansever değil, saray soytarısı olursunuz! Saray’da “antiemperyalist” olunmaz!

ali2
Ali Özsoy
Kasım21/ 2017

Saray için “vatan” yalanıataturk-kocatepe
AKP başından itibaren bir proje partisi oldu. Bizzat liderleri bunu defalarca itiraf etti. “Ben Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanıyım” dedi.
Şimdi kimileri diyor ki; “bu değişti artık kendileri yerli ve milli oldu.” Bahçeli “Türk milliyetçiliğini ayaklar altına aldık” diyen adamı milli yaptı, Perinçek durur mu?
Tüm hayatı ABD’nin böl parçala yönet operasyonlarında rol almakla geçiren Bekaa Vadisi “ulusalcı”sı da Tayyip’i vatansever ilan ediyor.
Perinçek’in bir de akılda kalıcı bir tekerlemesi var: “Bu saray savunması değil vatan savunmasıdır. Vatan savunmasına katılmayan ABD’nin yanına düşmüş demektir.”
Yani? Yanisi şu; eğer Perinçek gibi AKP’yi desteklemezsek, ABD ve PKK’nın yanına düşmüş oluyormuşuz!
Bu nasıl bir mantık?! Eğer ortada bir saray varsa ve o sarayda oturan kişi “ben Türkiye’yi pazarlamakla mükellefim” diyen bir kişi ise nasıl vatan savunması olabilir?
Vatanı kurtarmak için asıl saraydan kurtulmak gerekir.
Önce demokrasi şimdi dikta operasyonu
Tekrar başa dönelim. Ne demişti saraydaki. “Ben BOP eşbaşkanıyım.” Bu bir proje ve AKP bu proje için kuruldu. Bu projenin başında kendisine verilen rol “demokrasi şampiyonluğu”ydu. Bu sayede ABD, AB ve PKK’nın istediği her şey yapıldı. Türk Ordusu’na operasyon çekildi. Ergenekon ve Balyoz ile yüzlerce subayımız hapse atıldı. Türk milletinin ve devletinin tüm genleriyle oynandı. PKK iktidar ortağı yapıldı. Operasyonun ilk aşaması sona erdi. TSK kuşatıldı ve büyük oranda tasfiye edildi. “Demokrat AKP” üzerine düşeni yaptı.
Ancak bu BOP’un sadece ilk aşamasaydı. BOP’ta ne var? Rejim ve sınır değişikliği. Haritada Türkiye de rejimi ve sınırı değişen ülkeler arasında. Hatta esas hedef Türkiye. Türkiye BOP’a göre “Büyük Kürdistan” ve Ermenistan’a toprak verecek, rejimi de değişecek. Yani Sevr. Ama bunun olması için sınırları ve rejimi koruyan TSK’nın ya da çok moda deyimle devletteki “Kemalist vesayet”in ortadan kaldırılması gerekiyordu. Peki bu gerçekleştikten sonra ne olacak? BOP’un 2. aşamasına geçilecek.
BOP’un ikinci aşamasında korumasız kalan ve devleti içten parçalanan Türkiye’ye saldırılacak. Ama bunun için Türkiye’nin “Batı Bloğu”ndan kopup, “Şer Ekseni”ne kayması gerekiyor.
İşte “BOP’un ikinci eşbaşkanı” bu ikinci operasyon için de üzerine düşen görevi yapıyor. “Demokrat-liberal-Batıcı AKP” gitti yerine “diktatör-İslamcı-Avrasyacı AKP” geldi. Ancak sonuç değişmiyor. “Demokrat AKP” de Balyozla TSK’ya balyoz vurdu, “diktatör AKP” de 15 Temmuz’dan sonra aynısını yaptı. Yani AKP’yi verilen maske değişse de misyon aynı kalıyor. Türk Ordusu ve Türk devletini tasfiye etmek.
Kimileri diyor ki ABD Reza üzerinden saraya operasyon yapıyor. Tam tersine sarayın üzerinden Türkiye’ye operasyon yapılıyor.
Tamamen meşruluğunu yitirmiş, köşeye sıkışmış, hakkında yüzlerce açık ve dosya olan birini istediğiniz gibi yönlendirebilir ve kullanabilirsiniz. ABD’nin elindeki en büyük koz şu anda Türkiye’nin içine düştüğü bu aciz durumdur.
Buradan kurtulmanın yolu bu aciz durumu sonlandırmaktır. Yoksa Türkiye’yi pazarlık masasına sürenlere destek vermek asla “vatan savunması” olarak adlandırılamaz. Bu sadece önce ambargo sonra işgale giden yolu açar. AKP’nin Türkiye’ye kurduğu son tuzak bu. Bu tuzağa “vatanseverlik” adına kendi ayağımızla girmemiz beklenemez!
Vatan sizin kasalarınız, saraylarınız değil
Yaşananın vatan değil saray savunması olduğunu görmek o kadar basit ki. Türkiye tarihinde ilk kez ABD’ye nota verdi bu hafta. Peki ama neden? Reza Zarraf için! “Vatandaşımız nerede?” diye sormuşlar.
Vay be nereden nereye? ABD’nin Irak’taki askerleri için dua eden adam ABD’ye tek bir vatandaşı için rest çekiyor, nota çekiyor. Oysa aynı ABD askerleri Türk askerlerine çuval geçirdiğin, “ne notası, müzik notası mı” demiş kendi askeriyle dalga geçmişti.
Şimdi soruyoruz mesele vatan meselesi mi şahsi mi?
Devam edelim mi?
Kıbrıs’a ABD-AB ajanlarını soktu, Türk askerini adadan atmak için. AKP her türlü desteği verdi, “Denktaş önümüzde taş” dedi.
Kıbrıs vatan değil miydi?
AKP Ergenekon’da Balyoz’da komutanları ABD’nin verdiği listeyle hapse tıktı.
O komutanlar o ordu vatanın komutanları değil miydi?
ABD PKK’ya silah verdi, binlerce askerimiz sivilimiz şehit edildi. Onlar ne dedi? “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir.”
O şehitler vatanın şehidi değil miydi?
ABD, İngiltere gözetiminde Oslo’da PKK ile masaya oturanlar, vatan toprakları üzerinde pazarlık yapanlar kimdi?
PKK’lı teröristler ve peşmergeler Habur’dan içeri sokuldular, Türkiye üzerinden Suriye’ye sınırötesi operasyon yaptılar. “Kobane’ye bin selam” kim dedi? Habur’dan girenlerin kirlettikleri, çiğnedikleri vatan toprağı değil miydi?
Peki ne oldu da “antiemperyalist” oldu birden bire? Ne mi oldu? Anlaşılan Reza itirafçı olmaya razı oldu. Yani tamamen “duygusal” bir neden.
Birileri de buna “vatan savunması”, “antiemperyalizm” diyecekse, biz de dur orada deriz. “Vatan” anlayışı “ayakkabı kutusundan” ibaret olanlarla “antiemperyalizm” yapmayı kendimize küfür olarak kabul ederiz.
Kurtuluş Savaşı hem Saray’a hem işgalciye karşıydı
Bizim vatanımız kutsal Türk vatanıdır. Onun için her fedakârlığı yaparız, gerekirse ölürüz. Sizin vatanınız sarayınızdan ibaret. Onun için her çılgınlığı yaparsanız. Vatanımızı pazarlık masasına bile sunarsınız.
Bakmayın şimdi ABD’ye bağırıp çağırdıklarına. Bir hafta sonra en büyük tavizi verirler. Çünkü köşeye sıkışmış durumdaki birinin kendini kurtarmak için atmayacağı adım yoktur.
Şimdi önlerinde iki seçenek belirdi. Ya tamamen ABD’ye teslim olacaklar, saraylarını kurtaracaklar. Bu olasılıkta BOP’un son aşaması gerçekleşecek ve Türkiye bölünecek. Ya da tıpkı Sudan’ın lideri El Beşir gibi kendilerine biçilen diktatör rolünü oynayacaklar. Tıpkı El Beşir Sudan’ın bölünmesine gıkını çıkarmadığı gibi bunlar yine Türkiye’ye karşı operasyona zemin sağlayıp, sonra böldürtecekler. Yine El Beşir gibi parçalanmış bir ülkeden geri kalanları saraylarından yönetecekler. Yani yine BOP’un son aşaması gerçekleşecek yine Türkiye bölünecek.
Bu koşullarda “ABD AKP’ye operasyon yapıyor, AKP’ye destek olmak milliliğin şartıdır” diyenler en büyük Amerikancılardır.
Çünkü operasyon AKP’ye değil Türkiye’ye yapılıyor. Hem de AKP’nin üzerinden.
Vatanseverliğin ilk şartı vatanı bu cendereden kurtarmaktır. Bu ise hem saray idaresine hem de emperyalizme karşı Atatürk gibi Kuvayı Milliye mücadelesi vermeyi gerektirir. Çünkü saraya verilecek her destek sarayın emperyalizm ile yaptığı pazarlıkta masaya sunduğu vatanımızı tehlikeye atmak demektir. Bu kirli pazarlık masasına ayak olmak demektir.
Oysa emperyalizm şunu bilmeli ki o göz dikleri Türk vatanını Türk milletinindir. Sarayın değil. Onlar sarayı köşeye sıkıştırmış olabilir ama saray Türk milleti ve Türk devleti değildir. Saray’a Sevr Antlaşması’nı imzalatsanız bile yeniden ayağa kalkan Türk milleti bu antlaşmayı yırtıp atacaktır. İşte bu cendereden ancak böyle çıkabiliriz.
Bu bilinçle Atatürk İstiklâl Savaşı’nı zafere taşıyabildi. Aynı anda hem dış düşmana hem iç düşmana karşı verildi bizim Kurtuluş Savaşı’mız. Unutmayalım ki Kurtuluş Savaşımızın en kanlı cephesi Anzavurlara ve Hilafet Ordusuna karşı verilen iç savaş cephesidir. Düşünsenize Atatürk de Vahdettin’i ve Saray’ı desteklemeye kalksaydı, “İstanbul’da kalmak gerek, yoksa işgal ilerler, Allah korusun padişahımızın hayatı bile tehlikeye girer” deseydi ne olurdu?! Tersine Atatürk Ankara’daki Meclis’te “padişah işgal ordularının tehdidi altında, acz içindedir, egemenlik bu yüzden ulustadır” dediği için bugün Türkiye var.
Tarihte her Kurtuluş Savaşı aynı zamanda bir iç mücadeledir. Biz Washington’daki Beyaz Saray’a da karşı Kurtuluş Savaşı veriyoruz, o Beyaz Saray’ın avucuna düştüğü için ülkemizi uçurumun kenarına sürükleyen Ak Saray’a da. Tıpkı Atatürk’ün verdiği mücadele gibi.


Bu yazı 372 kez okundu.

Ali Özsoy
SON EKLENENLER