• Cuma, Ağustos 18, 2017

Sarı muhalefet; Bahçeli ve Perinçek

bunyamin
Bünyamin Aka
Ağustos01/ 2017

Bir zamanlar sendika ve sendikacılık çok önemliydi. Sendikalar, harekete geçtiği zaman ülkeler sarsılır, hükümetler istifa eder, patronlar çaresizlik içerisinde kıvranırlardı. Daha sonraları bu sendikaların karşısına, sarı sendikacılığı çıkartarak sendikaların etkisini ve gücünü kırdılar.
Sendikaları gerçek amaçlarından saptırarak, etnik milliyetçiliğe ve mezhepçiliğe yönelttiler. Bu şekilde amacından uzaklaşan sendikaların yok olması da kaçınılmazdı.
Bu durum sadece Türkiye’de yaşanmadı. Türkiye, Avrupa’da yaşanan olayları takip etti. Doğal olarak Türk sanayileşmesi, Avrupa’dan yüz yıl geri olunca, sendikal hareketler de yüz yıl sonra başladı.
Sarı sendikacılık
Avrupa’da başlayan Sanayi Devrimi’nin ekonomik ve sosyal birçok boyutu vardır. Bunlardan en önemlisi ise kuşkusuz emek- sermeye çelişkisinin ortaya çıkmasıdır.
Makinelerin çalışmaya başlamasıyla birlikte üretim artmıştır. Artan üretim, aynı zamanda burjuva ve işçi sınıfını ortaya çıkartmıştır. Bu durum emek-sermaye çelişkisini doğurmuş, emek-sermaye çelişkisi, sosyalizm ve liberal düşünce akımlarının ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Burjuva sınıfı, aşırı kâr elde etmek için işçi emeğini sömürdü ve işçilere hiçbir hak tanımadı. Bunları yapabilmek için güçlü olmak zorundaydı. En büyük güç ise devletti. Bu nedenle devletleri ele geçirdiler. Hükümetleri kendileri belirlediler. Yasaları kendileri koydular.
Makinelerin çalışmaya başlamasıyla birlikte, binlerce insanın bir arada çalıştığı fabrikalar ortaya çıktı. Daha önce birbirinden habersiz bu insanlar, aynı sorunları, aynı sıkıntıları yaşıyorlardı. İşçi sınıfı, sadece üretiyor ve bunun karşılığında çok az ücret alıyordu. Hiçbir yasal hakları, güvenceleri yoktu. Çalışma ve yaşama koşullarının gittikçe ağırlaşması, işçiler arası dayanışmayı doğurdu. Dayanışma ruhu, işçi sınıfı hareketinin bir parçası olarak, sendikaların oluşmasına yol açtı.
Burjuva sınıfı ve oluşturduğu hükümeteler, sendikalardan korktu. Sendikaların sosyalist düzenin gelmesine yol açacağını, ellerindeki gücü yitireceklerini düşündüklerinden dolayı kurulmalarını yasakladılar.
Sendikaların kurulmalarını engelleyemeyeceğini düşünen hükümetler, iktidarı sosyalist yönetimlere bırakmak istemiyorlardı. Sendikal hareketler, kontrol altına alınmalıydı. Bu nedenle sendikalar kurmaya ya da sendika liderlerini satın almaya başladılar. Sendikaları sosyalist düşünceden uzaklaştırarak, etnik milliyetçiliğe, dini ayrışmalara ve kendi çıkarları için mücadeleye yönlendirdiler. 1900’lü yıllara gelindiğinde ise artık başarmış durumdaydılar.
Hükümetler gerçek sendikacılığın karşısına sarı sendikacılığı çıkarttılar. Patronlarla, hükümetle anlaşarak işçisini satan sendikalara sarı sendika, sendika yöneticilerine de sarı sendikacı denildi.
Sarı sendikacılık, Türkiye’de de kendisine yer buldu. Özellikle komünizm tehlikesi bahane edilerek sarı sendikacılık özendirilmiş, gerçek sendikacılık yapmaya çalışanlar ise yok edilmiştir.
Türkiye’de sendikacılık neredeyse bitme noktasına gelmiştir. Sendika liderleri işverenlerle, hükümetlerle anlaşarak işçilerini satan, sendika ağalarına dönüşmüş ve kendi kuruluş amaçlarının dışına çıkarak, etnik milliyetçiliğin, dini mezheplerin, siyasi partilerin arka bahçesi durumuna gelmiştir.
Sarı muhalefet
Sarı sendikacılık Türkiye’de sendikacılığı bitirdi ama sarılık bu kez siyasete sıçradı. Bilimde, sanatta, sporda, ekonomide, özgürlüklerde dünya sıralamasının çok gerilerinde olan Türkiye, yeni buluşu ile dünyanın geri kalmış ve diktatörlerin pençesinde inleyen ülkelere örnek oluşturacak sarı muhalefeti buldu.
Sarı sendikalar patronlarla, hükümetlerle anlaşarak çalışanlarını nasıl ki satıyorlarsa, sarı muhalefet de muhalifmiş gibi gözükerek, iktidar partisi ile anlaşmakta, kendi üyelerini, kendi seçmenlerini satmaktadır.
Normal bir muhalefet partisi, iktidarla mücadele eder. İktidarı denetler, yanlışlarını ortaya koyar ve düzeltmesini ister. Kendi tüzüğü, planı, programı ve ilkeleri olur. Muhalefet, iktidara karşı güç birliği yapar. Bazı zamanlar aynı amaç doğrultusunda iktidara karşı birlikte hareket eder. Muhalefet, bütün ülkeyi ilgilendiren bir sorun etrafında iktidarı destekleyebilir ama iktidarın belirlediği şartlarda değil. Ortak ve milli bir plan dahilinde biraraya gelinir.
Sarı muhalefet ise iktidarın yanlışlarını görmez. İktidarın yaptığı bazı önemsiz uygulamaları eleştiriyormuş gibi yaparlar ama yaptıkları kayıkçı kavgasını geçmez. Aslında bunu yaparak kendi taraftarlarını aldatırlar. İktidara karşı çıktıklarını göstermek isterler ama genel olarak iktidarın sözünden dışarı çıkamazlar. İktidarın yanlışlarını doğruymuş gibi göstermeye çalışarak gayrimeşrulukları, meşrulaştırma yoluna giderler.
Sarı muhalefet; Perinçek ve Bahçeli
Sarı muhalefet partileri; Perinçek’in Vatan Partisi ve Bahçeli’nin MHP’sidir. Perinçek, Atatürkçü gözükerek Sarayın sol cenahını savunma görevindedir. Bu işlerde uzmanlığı vardır. Seksen öncesi, solun içerisine CIA Maoculuğunu ve Kürtçülüğünü sokarak, solun dağılmasına neden olmuş, bütün solcuları ispiyonlayarak yok edilmelerini sağlamıştı.
Perinçek şimdi başka bir kulvara girdi. Atatürkçü maskesi takarak, Atatürkçüleri yok etmeye çalışmakta. Perinçek’in inandırıcılığı kalmadığı için yanına -emekli de olsalar- bir sürü general toplayarak Atatürkçülük nutukları atmakta. Türk milletini aptal yerine koymaya çalışıyorlar ama Türk milleti bu maskeli adamları tanıyor. O generaller, Atatürkçü olsalar zaten Perinçek’in yanında olmazlardı. Türk milleti bunu bildiği için Perinçek’in oyları %0,1 oluyor. Türk milletinden oy alamayan Perinçek, iktidar işbirlikçisi olarak anamuhalefet partisini dağıtmaya çalışıyor.
Bahçeli ise milliyetçilik adı altında Sarayın sağ cenahını savunuyor. “Milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım” diyen adam için partisini parçalamayı, yok etmeyi dahi göze almış gözüküyor. Bütün tükürdüklerini yalayarak milliyetçilik adına, AKP’yi savunuyor. Milliyetçilik kim AKP kim?
Bugün yaşadığımız sorunların temelini atan AKP değil mi? Türk milletinin yaşadığı beka sorunu nasıl ortaya çıktı? Vatansever subaylara kumpaslar düzenlenmesini, Ordu’nun Kozmik Oda’sına girerek gizli bilgilerin düşman eline geçmesini sağlayan kim? PKK’nın davul zurna eşliğinde sınır kapısından geçmesini ve pişman olmadığını söyleyen PKK’lı teröristleri, serbest bırakmak için çadır mahkemeleri kuranlar kim? Apo’nun mektuplarının miting alanlarında okunmasına izin verenler kim? PKK’yı yol altlarına bomba koyarken izleyenler kim? FETÖ’yü devletin hücrelerine kadar girdirerek darbe yapacak güce getirenler kim?
Bütün bunları yapan AKP’dir. AKP, FETÖ darbesini bahane ederek Anayasa’yı, yasaları, insan haklarını askıya almıştır. FETÖ’yü, muhalif olanları susturmak için kullanmaktadır. AKP içindeki FETÖ’cüler ise hâlâ devleti yönetmektedir.Yıllarca FETÖ ile mücadele etmiş insanlar, hiç bir kanıt gösterme gereği duymadan içeri atılmıştır. Adalete güven kalmamış, adalet dağıtıcıları baskıyla karar vermek zorunda bırakılmıştır. Perinçek ve Bahçeli’nin savunduğu Saray AKP’si, işte budur.
Sarı muhalifler böyle bir iktidarı savunurken, adalet isteyenleri, adalet için yollara düşen anamuhalefet partisini eleştirmektedir. İktidar ve sarı muhalefet birlikte, adalet için yürüyüş yapan CHP’yi ve yürüyüşe katılan muhalifleri terörist olmakla suçlamaktadır.
Muhalifler yok edilecek
Bir partinin teröristlikle suçlanıyor oluşu, kapatılmasını da beraberinde getirecektir. AKP ve sarı muhalefet, anamuhalefet partisi CHP’yi kapatmayı göze almışlardır. Anamuhalefet partisi CHP ve diğer küçük muhalif partiler kapatılacak, muhalefet olarak Perinçek ve Bahçeli kalacaktır.
Bahçeli ve Perinçek, bütün dünyaya Türkiye’nin demokrasi ile yönetildiğini, sağda ve solda partiler olarak muhalefet yapabildiklerini göstererek, sözde muhalefet olacaklardır.
İktidar destekçisi sarı muhalefet ile demokrasimiz ileri düzeye erişecek ve AKP’nin istediği dikensiz gül bahçesi oluşacaktır. İstenen budur. Perinçek’in ve Bahçeli’nin iktidar destekçiliğinin ekonomik nedenleri olsa da asıl nedeni, muhaliflerin yok edilecek olmasıdır.
AKP, iktidarda kalmak için sarı muhalefeti kullanarak dikensiz gül bahçesi yaratmaya çalışıyor. Bu nedenle muhalif olan kim varsa FETÖ’cü diye teröristlikle suçluyor. Bütün muhalif kesimi baskı altına alarak sindirme ve korkutma peşindedir.
Amaç FETÖ ile mücadele değildir. FETÖ, muhalifleri yok etmek için araç olmuştur. FETÖ bahanesi ile olağanüstü hâl yönetimi, olağan hale gelmiştir. FETÖ’nün elebaşları korunmaktadır. Bir kısmı yurtdışına çıkmış bir kısmı hâlâ ülkeyi yönetmektedir.
İktidar ve beslemeleri, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı konumlanmıştır. Öncelikli hedefleri, AKP’nin 2023 hayallerine ulaşmasını sağlamaktır. Çünkü 2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti bitmiş, AKP devleti kuruluşunu tamamlamış olacaktır.
AKP’nin ve sarı muhalefetin katkılarıyla, FETÖ tehlikesi daha da büyümeye başlamış ve bu kez Türkiye’yi koruyacak Atatürkçü bir Ordu da kalmamıştır. FETÖ’den en çok çeken Atatürkçülerdir, vatanseverlerdir. Atatürkçüleri içeri atmak, FETÖ zihniyetinin hortlamasıdır. FETÖ darbesi başarılı olsaydı, onlar da ilk başta Atatürkçüleri içeri atardı. Atatürkçüleri içeri alarak FETÖ’yle mücadele edilmez.
FETÖ ile mücadele etmek için FETÖ’cü gibi davranmaya gerek yoktur. FETÖ ile mücade etmek için AKP’ye, Perinçek’e, Bahçeli’ye gerek yoktur.
FETÖ ile mücadele böyle yapılmaz.
FETÖ ile gerçek mücadeleyi ancak ve ancak Atatürkçüler yapar. Çünkü onlar çıkarları için vatanı satmaz.


Bu yazı 88 kez okundu.

Bünyamin Aka
SON EKLENENLER