• Perşembe, Temmuz 19, 2018

Seçim sonuçlarına en çok sevinen AKP dostları: ABD, İsrail ve Yunanistan

kaya
Kaya Ataberk
Temmuz02/ 2018

İsrail’in tavrı önceden belliydi: “Bizim için en iyi seçenek Erdoğan”
Seçim bitti, şaibesi kaldı. Kaybedenler bir garip, kazananlar daha da garip. Halk o gece neler oldu sorusunun cevabını arıyor. Muhalefet “yenilgiyi”, iktidar “galibiyeti” açıklayamıyor. Kimse sonuçlardan memnun değil gibi.
Fakat çok memnun olanlar da var. Memnuniyetlerini açıkça dile getiriyorlar. Bunlar; ABD, NATO, Yunanistan ve tabi ki İsrail. AKP’nin kuruluşundan beri stratejik müttefiki, Türkiye’ninse stratejik düşmanı olanlar.
İsrail’e bakalım öncelikle. İsrail’in tavrı aslında seçimlerden önce belliydi. Yıllardır bilip, söylediğimiz bir gerçek var: İsrail, AKP’den çok memnundur, varlığını sigorta gibi görür. AKP’nin ve Erdoğan’ın, İsrail’e en çok “karşı çıktığı” zamanlar, aslında İsrail’in işine gelen adımları en çok attığı zamanlardır.haaretz-erdogan
Bunu, İsrail’in önemli gazetelerinden Haaretz’de Davide Lerner “İsrail için en iyi seçenek Erdoğan” diye ifade edince konu burada da gündeme geldi.
Lerner, ayrıntılı bir tahlil yapmıştı. İlk olarak başta Muharrem İnce olmak üzere muhalif adayların İsrail ile Erdoğan’ın ilişkilerini eleştirmelerini vurgulamıştı. Evet, Erdoğan söylem düzeyinde İsrail karşıtlığı yapıyor, Kudüs’e Destek mitingleri düzenliyordu ama iş somuta geldiğinde İsrail’in çıkarına asla zarar vermiyordu. Mavi Marmara anlaşması iptal edilmiyor, ikili ticari anlaşmalar yerinde duruyordu. İsrail ürünlerine boykot filan zaten hiç olmamıştı. Kürt petrolü Türkiye üzerinden İsrail’e giderken, İsrail tohumları da Türk tarımını ele geçiriyordu.
Lerner, muhalefetin AKP’nin atmadığı adımları atabileceğini belirttikten sonra “en iyi seçenek Erdoğan” sonucuna varmıştı.
İsrail’in tavrı kendisi açısından çok haklıdır. Tekrar bulamayacakları bir cevherdir Erdoğan. Ve 24 Haziran akşamı Türk halkı iktidarın ve muhalefetin oyununu anlamaya çalışırken Tel Aviv’de sevinç vardır.
NATO’nun sevinci:
NATO’nun durumu da aşağı yukarı aynı. Onlar için de en iyi seçenek, sahte muhalefetle Türk halkının emperyalizm karşıtlığını emecek ama özde paralı asker olacak bir NATO mollasının hâkimiyetidir.
Nitekim Erdoğan’ı tebrik için ilk arayan NATO Genel Sekreteri Stolenberg oldu. Erdoğan da ona “Türkiye’nin NATO’ya yönelik taahhütleri güçlenerek devam edecek ve katkımız artacak” sözlerini verdi. Oyun bir tur daha döndü.
Sahi AKP hiç NATO’ya karşı bir harekette bulundu mu?
ABD sömürgeci saldırıları Afganistan’ı ve Irak’ı yerle bir ederken AKP ve Erdoğan “evlatlarımızı NATO için seve seve feda ederiz” diyordu. 1 Mart tezkeresini geçirmeye çalışıyorlardı. NATO Libya’yı vurunca “NATO’nun orada ne işi var” derken NATO’nun İzmir’i karargâh yapmasına izin veriyorlardı. Suriye’de de durum farklı olmadı.
NATO kafa, NATO mermer. Değişen bir şey yok 16 yıldır.
Şimdi İran için sular ısınırken, NATO’nun iyi “ortağı” başkası olamaz. 11-12 Temmuz’da Brüksel’de NATO zirvesi var. Erdoğan’ın ilk yurtdışı gezisi de bu olacak. Orada, AKP’nin son dönemdeki Avrasyacılık cilasının da, muhalefete atılan NATO’culuk çamurunun da sapır sapır dökülüşünü izleyeceğiz.
Trump tebrik ederken 
“askeri işbirliği” 
vurgusu yaptı
NATO büyük oranda ABD demektir. Ekonomik ve askeri patron odur.
ABD’nin seçim sevinci de İsrail ve NATO’dan eksik olmadı.
YPG meselesinde sözde karşı karşıya geldikleri Erdoğan’ın kazanmasından gayet memnun oldular. ABD Dışişleri “yapıcı bir ilişki kurmayı dört gözle” beklediklerini söylerken, Trump da telefon açarak kutladı. Trump “stratejik ortağını” tebrik ederken vurguyu askeri işbirliğine yapıyordu. Bizimkiler bunu Menbiç’te “birlikte devriye gezmekten” ibaretmiş gibi sunmaya çalışsalar da mesele daha derin.
ABD, İran’a tavrını Trump’la birlikte değiştirdi. İran saldırısının hazırlıklarını yapıyor. Bu hazırlıkların bir ayağı da burada, Türkiye’de. 16 yıl önce Irak’a saldırırken savaş hükümeti olarak iktidara getirdiği AKP şimdi de İran saldırısında kullanılmak üzere kurtarıldı. Stratejik ortaklık tanımı doğru: AKP ile ABD arasında stratejik ortaklık var. Daha doğrusu stratejik patron-uşak ilişkisi. Birbirlerinden vazgeçemiyorlar.
ABD’nin önde gelen “düşünce kuruluşlarından” (yani CIA’in yan kollarından) Doğu Batı Enstitüsü’nün Başkanı William Parker da seçim sonuçlarına sevinenlerden. Düzenledikleri Türkiye-ABD ilişkileri panelinde Parker da “Erdoğan’ın başarısı Türkiye-ABD ilişkileri açısından olumlu bir gelişme” dedi.
İsrail kadar haklı.
ABD çıkarlarına bu düzeyde hizmet edebilecek bir iktidar daha olamaz.
Hem ABD’yi asla hizmetsiz bırakmayacak, hem de delilikleriyle Türkiye’yi bir “şer ekseni” ülkesi durumuna sokup, hedef haline getirecek başka bir iktidarı ABD asla bulamazdı.
Şaibeli seçimi
 meşrulaştırmak
 Yunan “solcusu”
Çipras’a düştü!
Şaibeli gecenin AKP’nin dış dostları arasındaki yıldızı hiç şüphesiz Yunanistan’ın “solcu” başbakanı Aleksis Çipras. Türkiye’de kimse ne olduğunu, neler döndüğünü anlayamadan Çipras, AKP’nin imdadına yetişti.
Açıklamasının can alıcı cümlesi şöyleydi: “Seçimlerin son derece demokratik ortamda gerçekleştiğine dair bulgular var.”
Ne zaman inceledin de “son derece demokratik” ortamın bulgularına eriştin be adam? İşin gücün kalmadı, AKP’yi kurtarmayı mı kendine iş edindin?
Çipras’ın acil yardımına Türkiye’deki Kürtçü, Ermenici, Pontusçu dostları şaşırdılar, daha doğrusu şaşırmış gibi yaptılar. Hatırlarsınız Çipras seçildiğinde de bunlar sevince boğulmuşlardı.
Türkiye’de aşırı sağcı -hatta adıyla söyleyelim faşist- rejim kurulurken, AKP son derece şaibeli bir seçimi “kazanırken” meşrulaştırmak Yunan “solcusu” Çipras’a düştü. Şaşırtıcı mı? Bizce değil.
Yunan solu en az Yunan sağı kadar, hatta ondan fazla Yunan ulusal çıkarlarını düşünür. Yunan çıkarları için AKP ve Erdoğan’dan uygunu da bulunamaz.
Hatırlayalım. İktidar olmalarının hemen ertesinde Kıbrıs’ı milli dava olmaktan AKP çıkardı. Hatta dönemin Yunan basını Erdoğan’ı “ilk defa karşımızda Attila yok” diyerek övmüştü.
Ege’de 18 adayı Yunanistan’a kim altın tepside sundu? Tabi ki Türk solcuları değil. Yunanistan kimi destekleyeceği iyi bilir. Belki şimdi sırada Pontus projesi vardır. Yunanistan bunun için “Potamyalı” ortak arıyor olmasın?
İşte “solcu” Çipras’tan AKP’ye destek için birçok neden.
AKP ve dostlarının Türkiye’ye karşı
 stratejik ittifakı
AKP yıllardır dostlarına hizmet etti.
ABD, NATO, İsrail, Yunanistan ne istedi de AKP vermedi? Bir düşünün. Şimdi tabi ki onlar da AKP’ye destek olacaklar. Seçim kazandı diye sevinecekler. Hatta birileri seçimlerin şüpheli, şaibeli olduğunu iddia ederse imdada yetecekler.
AKP’nin dostlarına hizmeti iki türlüdür. Hem ne isterlerse verir, hem de bir taraftan görünürde onlarla delice kavgalara girip Türkiye’yi yalnızlaştırır. Direnmek gereken her mevzii kolayca bırakır, girilmemesi gereken tüm kavgalara girerek, yapılmaması gereken her hatayı yaparak Türkiye’yi emperyalist dostları için saldırılacak bir “şer ekseni ülkesine” dönüştürür.
İşte bu iki sebepten dolayı AKP’den vazgeçmedi dostları.
Aralarında gerçekten de bir “stratejik ortaklık” var. Emperyalistler AKP ile dost ama Türkiye’ye düşmandır. Stratejik ortaklık da Türkiye’ye karşı kurulmuş bir ortaklıktır.
Sevinçlerine şaşırmamak lazım.
Böylesini buraya adam atasalar bulamazlardı herhalde.
Kim bilir, atamış olmasınlar?


Bu yazı 297 kez okundu.

Kaya Ataberk
SON EKLENENLER