• Cuma, Şubat 23, 2018

Tataristan Yazarlar Birliği eski Başkanı ve Tataristan eski milletvekili Araştırmacı-yazar Renat Muhammediyev: “Türkiye için Atatürk neyse Tataristan için de Sultangaliyev odur”

galiyev-roportaj
Özgür Erdem
Aralık12/ 2017

Sovyetler Birliği yıkılınca KGB arşivlerine girme fırsatım oldubutun-eserleri
ÖZGÜR ERDEM: Türkiye’ye hoş geldiniz Renat Bey. Öncelikle sizi kısaca okurlarımıza tanıtalım.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Kazan’dan 130 km. uzakta küçük bir köyde doğdum. Kazan Üniversitesi Tatar Dili ve Edebiyatı bölümünde okudum. 3 yıl Kazan TV’de redaktör olarak çalıştım. Kazan Üniversitesi’nde yüksek lisans, Moskova Üniversitesi’nde doktora yaptım. Doktora tezimde Ekim Devrimi öncesi ve sonrasında Tatar dergi ve gazetelerinde Arap alfabesiyle yayınlanmış yazıların çevirisini yaptım.
Tataristan Yazarlar Birliği’nin dergisi Kazan Utları’nda 8 yıl çalıştım. Bu derginin bir süre yayın yönetmenliğini de yürüttüm. 1987’de Tataristan Yazarlar Birliği Başkanı seçildim.
1992 yılında Rusya Parlamentosu seçimlerinde 10 aday arasında birinci sırada yer alıp Tataristan milletvekili oldum.
ÖZGÜR ERDEM: Milletvekilliğiniz hâlâ sürüyor mu?
RENAT MUHAMMEDİYEV: 1999’da bitti. Daha devam etmek de istemedim. Milletvekilliğinin en güzel dönemleriydi o zamanlar. Şimdi vekilliğin hukuku da değişti.
O dönemde Gorbaçov davet etmişti beni. “İyi bir yazarsın. Tatarlar seni seviyor. Başbakanın birinci yardımcısı ol.” demişti. Ancak seçimde benim başkan yardımcısı olacağım başbakanı seçmediler, Yeltsin’i seçtiler. Ancak Yeltsin de birinci yardımcısı olmam için beni davet etti. Anlaştık. Bu sefer de Rus milletvekilleri benim yardımcılığıma karşı çıktı, seçilemedim. Parlamentonun Milli Mesele Komitesi Başkanlığına getirildim.
ÖZGÜR ERDEM: Sultangaliyev hakkındaki romanınızı yazarken KGB arşivlerinden faydalandığınızı söylüyorsunuz. Nasıl girdiniz?
RENAT MUHAMMEDİYEV: O zamanlar Rusya’nın her arşivine girme hakkım vardı.
Sovyetler Birliği yıkılmıştı. KGB’de çalışmış bir generalle birlikte KGB arşivinin tasfiye edilmesi görevini yerine getirdik. O dönem bu görevim sırasında KGB’nin bütün gizli arşivlerine erişme imkanım oldu.
Mesela Lenin ile Stalin arasındaki telefon konuşmalarının tapelerini bile okudum.
70’lerde Sultangaliyev’i “vatan haini” olarak bilirdikgaliyev-kitaplari
ÖZGÜR ERDEM: Sultangaliyev’le ilgili araştırmalarınız o zaman mı başladı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Aslında 70’li yılların ikinci yarısında başlamıştı. Ancak o dönem herkes Sultangaliyev için “vatan haini” derdi, “rejim düşmanı” derdi, “karşı devrimci” derdi. O dönemlerde Sovyetler’de Sultangaliyev hakkındaki genel görüş böyleydi.
ÖZGÜR ERDEM: Tatarlar arasında da mı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Evet, Tatarlar arasında da. Hatta o dönem bana Sultangaliyev aleyhinde nutuklar çeken pek çok isim, (bir kısmı profesördür) daha sonra çok ünlü Sultangaliyev araştırmacıları kesildi. Hâlâ hayatta oldukları ve ünlü oldukları için isimlerini şimdi zikretmek istemiyorum.
ÖZGÜR ERDEM: Peki sıradan Tatar halkının gözünde Sultangaliyev nasıldı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Sıradan insanlar o dönem bilmezdi Sultangaliyev’i. Bir tek aydınlar bilirdi. Çünkü 30’lu, 40’lı yıllarda Sultangaliyev’i tanıyan, onun fikirlerini bilen veya onun hakkında yazan insanlar da öldürülmüş, yok edilmişti. Stalin döneminde Sultangaliyev birinci düşman ilan edilmişti.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Stalin, Bütün Eserler’inde yer alan bir konuşmasında Sultangaliyev, Rıskulov ve Firdevs’i “sağ sapma” olarak nitelendirir. Sultangaliyev hakkındaki bütün belgeleri yok ettiler. Ancak bu suçlama Bütün Eserler’de yer alıyor. Bunu nasıl ihmal etmişler? Biz Türkiye’de Sultangaliyev’i ilk orada duymuştuk. Tabii isminde “Sultan” olunca sanıyorduk ki, gerçekten de sultan bu.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Stalin’in Sultangaliyev aleyhindeki konuşmaları çoktur. Troçki de Tatarları sevmeyen bir insandı. Ancak şu da var. Stalin hakkında olumlu sözler söyleyen pek çok insan da 30’lu yıllarda öldürülmüştür. Hiçbir insan bırakmadılar ki o dönem. Stalin’le karşı karşıya gelen kimse kalmadı.
Sultangaliyev milli meselelerde Stalin’den daha bilgili ve kıymetli bir insandı. Ancak milli meselelerde en yetkili hep Stalin oldu.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Madem Sultangaliyev’i yok etmek istiyorlar, o bahsettiğim konuşmayı niye silmemişler?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Yok ettikleri Sultangaliyev’in kendi yazıları ve konuşmalarıydı. Sultangaliyev aleyhindeki yazılara dokunmadılar ki. Üstelik Stalin’in bir konuşmasını bu şekilde değiştirmeleri mümkün değildi zaten.
ÖZGÜR ERDEM: 70’li yıllardaki araştırmalarınıza dönersek, o dönem sizin görüşleriniz neydi Sultangaliyev hakkında?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Açıkçası Sultangaliyev’i ben de savunmuyordum. Zaten tanımıyordum. Ancak “insanlar niye Sultangaliyev’e bu kadar karşı?” sorusu beni bu araştırmaya itmiştir. “Sultangaliyev büyük bir insan” diye başlamadım, “niye bu kadar düşmanı var?” diye başladım.
Zaten o dönem herkes aynı düşünürdü Sovyetler’de. 70’li yıllardan bahsediyorum. “Bizden daha mükemmel, daha ideal, daha iyi bir ülke olamaz” diye düşünürdük. Sultangaliyev hakkındaki genel kanı da benzer şekilde herkeste aynıydı: Düşman. Ben bunun nedenlerini merak edip araştırmaya başlamıştım.
Romanımda anlattığım her şey KGB arşivinde gördüğüm gerçeklerdirrenat-muhhammed-usumezsoy-erdem
ÖZGÜR ERDEM: Peki “Sırat Köprüsü” romanını ne zaman yazmaya karar verdiniz? Arşivlere girdikten sonra mı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Hayır. Arşivlere girdiğimde romanın zaten %30’unu bitirmiştim. Arşivlerde yaptığım araştırmalar sonucunda Sultangaliyev’in hiç de “hain” olmadığını öğrendim. Hatta verdiğim mücadeleyle Sultangaliyev hakkında iade-i itibar kararı alınmasını sağladım.
ÖZGÜR ERDEM: Romanınız gerçekten çok güzel. Edebi olarak harika. Aynı zamanda çok da bilgilendirici. Sultangaliyev hakkında yazılmış hiçbir kitapta yer almayan bir sürü olay geçiyor romanınızda. Örneğin, Sultangaliyev’in hapishane dönemi. Eşiyle nasıl gizlice haberleştikleri gibi. Bunlar sizin kurguladığınız şeyler mi, gerçek mi?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Hepsi gerçek. Hiçbir yazar uydurması yok. Hepsini bizzat arşivlerde yaptığım araştırmalar sonucu öğrendim. Bizzat Sultangaliyev’in el yazmalarını okudum hapishane dönemiyle ilgili. 43 cilt belge var Sultangaliyev’le ilgili. Bu ciltlerin hepsini okudum. Romanı öyle yazdım.
Üstelik bu 43 cilt epey hacimlidir. Her iki tarafı da yazılı 700-750 sayfadır ciltler.
ÖZGÜR ERDEM: Bennigsen gibi yazarların Sultangaliyev hakkındaki kitaplarını da okumuş muydunuz bu romanı yazarken? Onlara erişim imkanınız var mıydı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Bennigsen’in kitabını Tatar Türkçesine çeviren benim. Üniversite yıllarımda çevirmiştim.
ÖZGÜR ERDEM: Çeviriniz Rusya’da basıldı mı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Hayır. Tercüme ettim, ama basılmadı.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Japon bir araştırmacı da vardır Sultangaliyev’le ilgili: Yamauchi. O da “Müslüman Troçki” diye bahseder Sultangaliyev’den.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Evet. Stalin’e karşı çıkan ikinci bir insan olduğu için. Sultangaliyev, Troçki ile de Stalin ile de iyi arkadaş. Ancak onlardan bir farkı var. Milliyetçi. Millet problemiyle ilgileniyor. Onlar gibi Bolşevik değil.
Sultangaliyev’le tartışmasında Zeki Velidi Togan hatalıydı
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Stalin, Sultangaliyev’i suçlamak için Zeki Velidi Togan’a gizli mektup yazdığını iddia ediyor. Bu yüzden partiden atılıyor. Sultangaliyev o dönem kabul etmiyor bu mektubu. Bu mektuplara arşivlerde rastladınız mı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Evet. O mektuplar var, gerçek.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Tatar-Başkurt Cumhuriyeti meselesine gelelim. Sultangaliyev o dönem Tataristan ile Başkurdistan’ın birleşmesini sağlıyor. Lenin’e de bunu kabul ettiriyor. Ancak Zeki Velidi Togan, Sultangaliyev’in haberi olmadan Stalin’le anlaşıyor. Tataristan’la Başkurdistan’ın birleşmesi iptal ediliyor, Başkurdistan’ın özerkliği ilan ediliyor.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Tatar-Başkurt Cumhuriyeti’nin kuruluşunun altında Lenin’in imzası vardır. Zeki Velidi Togan, o dönem bu cumhuriyette söz sahibi olmak istiyor, yapmıyorlar. Stalin de bunu öğreniyor, ertesi günü Zeki Velidi’yi çağırıyor ve Başkurdistan’ın özerkliği konusunda anlaşıyorlar.
Zeki Velidi Togan bu yüzden Sadri Maksudi’ler tarafından sevilmez. Bugün bile hâlâ Tataristan’da sevilmez.
Stalin, Zeki Velidi’ye diyor ki, “Bak bu toplantıda Tatarlar sana söz vermedi, yarın kim bilir neler olacak.” Kışkırtıyor Zeki Velidi’yi. Bu şekilde Tataristan’la Başkurdistan’ın birleşmesine karşı çıkmasını sağlıyor. Zeki Velidi’ye diyor ki “Ufa’yı Başkurdistan’ın başkenti yapalım.”
Zeki Velidi diyor ki, “Ufa’da hep Tatarlar var, Başkurt yok.” Orenburg’u öneriyor. Orası da %100 Tatar.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Zeki Velidi Togan, bunu anılarında tartışırken, “Büyük Başkurdistan için onayladım” diyor. Bugünkü Kazakistan’ı da içine alan bir “Büyük Başkurdistan”ı kurmak istediğini söylüyor.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Doğru değil. Bu, bütün yaşananlardan sonra kendini savunmak için söylediği bir şey. Zeki Velidi bu hatayı yapan bir insan. İstanbul’a geldikten sonra İstanbul Üniversitesi’nde bir tarihçi, bir profesör olarak yaptıklarından dolayı saygı duyarım Zeki Velidi’ye. Ama bir milliyetçi, bir siyasetçi olarak bu yaptıkları doğru değildi. Hataydı.
Sultangaliyev’in ailesi yok edildi, kardeşleri soyadlarını değiştirmek zorunda kaldı
ÖZGÜR ERDEM: Tekrar kitaba dönersek… Siz bu kitabı yazarken Sultangaliyev’in ailesinden kimse kalmış mıydı? Onlarla görüştünüz mü?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Kendi öz ailesinden kimse kalmamıştı. İki hanımı da öldürülmüştü. İkinci karısı Fatima’dan olan bir oğlu bir kızı var, onlar da öldürülüyor. İlk karısı da Sultangaliyev öldürüldükten sonra kaçıyor, ancak o da ölümden kurtulamıyor. Onunki de problemli ölüm.
Ancak, kardeşlerinin ailesinden yaşayanlar var. Onlardan çok iyi arkadaşlarım var. Mesela biri Refail. Tataristan Petrol Şirketi Tatarneft’in bir bölgesinin başkanı. Refail, Turan Yazgan hakkında yazdığım son roman Boran’ın basımında sponsor oldu. İkinci bir akraba ise Nail. Kanaz kamyonlarının fabrikasında müdür yardımcısıydı. Kanaz biliyorsunuz, önemli bir kamyon firmasıdır.
ÖZGÜR ERDEM: Soyadları hâlâ Sultangaliyev mi?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Hayır. Sultangaliyev diye bir soyadı bırakmamışlar. Kardeşlerinin soyadları Nurmuhammediyev olmuş. Öz kardeşi 15-20 sene evvel öldü mesela.
ÖZGÜR ERDEM: Peki bu bahsettiğiniz öz kardeşi, Sultangaliyev’in idamından sonra sıkıntılar çekmiş mi?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Elbette. Soyadlarını değiştirip “Bizim Sultangaliyev’le bir alakamız yok” demek zorunda kalmışlar. Başka insanlar olarak yaşamlarını devam ettirmişler. Yoksa belki onlar da kurşuna dizilecekti.
Romanım 5 dile çevrildi
ÖZGÜR ERDEM: “Sırat Köprüsü”nün Tataristan’da kaç baskısı yapıldı? İlgi gördü mü?
RENAT MUHAMMEDİYEV: 3 baskı yaptı. Son baskısını geçen sene yaptı.
ÖZGÜR ERDEM: Kitap çıkalı 25 sene olmuş, hâlâ ilgi görüyor demek.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Evet, hâlâ okunuyor. Tataristan devletinden ödül de aldım bu kitapla.
ÖZGÜR ERDEM: Türkçeye de çevrildi, 1993’te basıldı. Bu sene de 2. baskısı yayınlandı. Başka dillere çevrildi mi?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Çok. Rusya, Çin, Cezayir ve Makedonya’da da yayınlandı. Başkurt dilinde de yayınladık. Orada da çok popüler oldu.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Kazakistan’da yayınlandı mı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Yok. Azerbaycan’da da basılmadı henüz.
ÖZGÜR ERDEM: Japonlar da çok ilgilidir Sultangaliyev’e. Onlar bastı mı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Yok, orada da basılmadı. Ancak şunu da söyleyeyim, kendi kitaplarımın tanıtımını çok yapamıyorum. Mesela, Türkiye’de Turan Yazgan’la tanışmış olmasam, Türkçeye de çevrilemezdi belki. Buradan, bu vesileyle Turan Yazgan’a tekrar teşekkür ediyorum.
Kenize Murad da Sultangaliyev hakkında roman yazdığını söylemişti
Mesela, burada ilginç bir bilgi aktarmak istiyorum. Ben bu kitabı hazırlarken Kenize Murad isimli ünlü bir Fransız yazar gelmişti Tataristan’a.
ÖZGÜR ERDEM: Kitapları Türkiye’de de basılıyor. Padişah ailesinden geliyor.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Evet. Kenize Murad, o zamanlar Sultangaliyev hakkında bir kitap hazırlıyorum demişti. Araştırma yapmak için gelmiş Kazan’a. Hatta televizyonlara çıkıp “Roman hazır, Rus dilinde, Fransız dilinde, Türkçede yayınlanacak.” demişti. Bunun üzerine benim arkadaşlarım “Kenize Murad yazacaksa sen boşuna Sultangaliyev yazma” dediler. Ben de beklettim kitabımı.
Ancak Kenize Murad’ın bahsettiği o Sultangaliyev kitabı bir türlü çıkmadı. Bunun üzerine baktım çıkmayacak o kitap, benimkini yayınladım.
Hâlâ da çıkmadı.
Belki de benim romanımı engellemek için o romanı gündeme getirdiler. Çünkü Sultangaliyev’in milli meselelerdeki bakışı hâlâ Rusya için tehlike…
ÖZGÜR ERDEM: Romanı Tataristan’da yayınlarken bir sıkıntı yaşadınız mı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Yeltsin döneminde bir fırsat bulup yayınladım. Ancak başka sıkıntılar yaşadık. Mesela Sultangaliyev heykeli dikmek istedik Kazan’da. Kaidesi var, heykeli yok!
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Gumilyev, Sultangaliyev meselesine nasıl bakıyor?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Gumilyev, Sultangaliyev problemine hiç girmedi. Uzak durdu.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Siz tanıştınız mı Gumilyev’le?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Bir kez görüştüm Gumilyev ile. Tatar milletinin Rus milleti içinde önemli bir millet olduğunu falan söylemişti bana. Tabii kendi görüşleri çerçevesinde.
Sultangaliyev Türkiye’de Tataristan’dan daha çok tanınıyor ve seviliyor
ÖZGÜR ERDEM: Sultangaliyev Türkiye’de çok seviliyor. Okunuyor, araştırılıyor. Bizim için hem Turancılığın simgesi hem de Stalin’e karşı kahramanca direndiği için kahraman gibi görülüyor. Tataristan’da da böyle mi?
RENAT MUHAMMEDİYEV: İlginçtir, Sultangaliyev Türkiye’de Tataristan’dan daha çok tanınıyor ve seviliyor. Ancak Türkiye’de yaygınlaşmış şöyle bir sorun var, öncelikle onu söyleyeyim. Soyismi Galiyev değil, Sultangaliyev. Ve ayrı olarak değil bitişik olarak yazılıyor. Türkiye’de nedense yanlış yerleşmiş, bunu düzeltin lütfen.
Sorunuza tekrar gelirsek, Tataristan’da çok tanınmasını ben de çok istiyorum. Mesela Türkiye’deki gibi Sultangaliyevci bir akım yok. Fakat ben şöyle düşünüyorum, Türkiye için Atatürk neyse Tataristan için de Sultangaliyev odur. Fakat Atatürk Türkiye’de çok biliniyor, seviliyor. Sultangaliyev bu açıdan daha şanssız.
Tabii ben Atatürk konusunda şöyle de düşünüyorum. Atatürk olmasaydı, Türkiye Suriye gibi bir ülke olsaydı, biz Rusya’daki Türkler bugün belki hiç var olamazdık.
Sultangaliyev Tataristan’da maalesef sadece aydınlar tarafından bilinir
ÖZGÜR ERDEM: Peki sıradan Tatarlar, Sultangaliyev’i hiç mi bilmiyor?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Atatürk gibi değil. Mesela tarih derslerinde konuşulmaz. Bir tek aydınlar arasında tanınıyor Sultangaliyev. Komünizm yıkılmış olsa da komünizmin etkileri hâlâ devam ediyor.
ÖZGÜR ERDEM: Sultangaliyev, aslında Stalin için Troçki’den daha büyük bir tehditti. Neden? Türkleri birleştirecek, bağımsızlığına kavuşturacak diye. Stalin sonrası dönemde Sovyetler’de Stalin’in yok ettiği ya da hapsettiği herkese iade-i itibar yapıldı Kruşçev-Brejnev dönemlerinde. Ancak sizin anlattıklarınızdan da gördüğümüz kadarıyla Sultangaliyev, Stalin sonrası da Sovyetler için bir tehdit olarak görülmeye devam etmiş. Hatta Sovyetler yıkıldıktan sonra bile bugünkü Rusya’da hâlâ tehdit olarak görüldüğünü söyleyebilir miyiz?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Hâlâ korkuyorlar. Ancak bugünün bir farkı var, Sultangaliyev artık yasak değil. Fakat Sultangaliyev hakkında çalışma yapan insanları hâlâ takip ettiklerini biliyorum.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Peki sizce Sultangaliyev Veliko-Rus siyasetinin antitezi midir?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Ben mesela Moskova’da çalışıyorum. Rusların pek çok milliyetçisiyle, şovenistleriyle görüşüyorum, kimisi iyi arkadaşım da. Şunu biliyorum, Ruslarda Tatar kanı yaklaşık %50’dir. Biz diğer milletlerden farklı olarak 500 yıl önce işgal edilmişiz. 500 yıldır iç içe yaşıyoruz.
Ve ben şunu da biliyorum, Tatar halkıyla Rus halkı arasında hiçbir problem yok aslında. Problem Rus siyasetçilerde. Mesela Jirinovski. O bir aktör. Siyasetçi falan değil. Bir rolü var.
Tatarların fikir adamı çok, nüfusu çok, tarihteki izleri çok, ekonomideki yeri de çok. Bu açıdan Rusya’daki milli meselede Tatarların önemli bir yeri var.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Sultangaliyev’i Avrasyacı olarak yorumlayabilir miyiz?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Sultangaliyev “Biz Müslümanlar” der “Biz Afrika-Asya insanları” der. “Biz neden ikinci sınıf insanlar olarak görülüyoruz?” der. O dönem Sovyetler’de kimse söylemezdi bunları.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Türkiye’de Avrasyacı olarak bilinenler, mesela Vatan Partisi, Sultangaliyev’i “karşı devrimci” olarak tanımlıyor.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Bu çok yanlış. Sovyetler’den terbiye almış insanların ortak hatasıdır bu. Mesela 35 yıl önce bana sorsaydınız, ben de aynı cevabı verirdim.
Sultangaliyev olmasa Kazan yok edilirdi
ÖZGÜR ERDEM: Bolşevik Devrim sonrası Rusya’da yaşanan iç savaşta Sultangaliyev’in Kazan’da Beyaz Ordu’ya karşı Bolşeviklerin Kızıl Ordusu’nun yanında yer alması devrimin kaderini belirleyen bir olay değil miydi sizce?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Sultangaliyev aslında bir komutan değil. Siyasetçi. Ve o dönem Bolşevik ideallere kalpten inanmış bir siyasetçi. Asıl ordu İlyas Alkin’de. Ancak Sultangaliyev Tatarların ordularını birleştiriyor, Alkin’leri Bolşeviklerin yanında yer almaya ikna ediyor. Çünkü Bolşevikler milletler meselesini çözeceklerini söylüyor o dönem. Bolşeviklerin programında var bu. Sultangaliyev de bunun gerçekleşeceğine inanıyor. Fakat hakikatte böyle olmuyor.
ÖZGÜR ERDEM: Fakat Bolşevik Devrim tarihinde Sultangaliyev’in mesela Kazan’daki iç savaştaki rolünden hiç bahsedilmez. Dünyada bir sürü komünist akım vardır. Stalincisi var, Troçkisti var, Maocusu var, Avrupa komünisti var, Lenincisi var. Bu akımların her biri Bolşevik Devrim’i farklı farklı anlatır. Ancak hepsinin üzerinde uzlaştığı tek bir konu var: Sultangaliyev’in devrim tarihinden çıkarılması. Bütün bu akımların yayınladığı Bolşevik Devrim tarihi kitaplarının hiçbirinde görmüyoruz Sultangaliyev’i.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Çünkü Sultangaliyev 1920’lerden başlanarak o tarihten silindi. Yok edildi. Hiçbir iz bırakılmadı. Yani Sultangaliyev sadece şahsen idam edilerek yok edilmedi. Bolşevik Devrim’e katkıları da silindi, yok edildi. Şu an bile Sultangaliyev romantik bir insan olarak biliniyor. “Sultangaliyev olmasa Kazan yok edilirdi” olarak biliniyor, bu kadar. Daha fazla bilgi yok insanlarda.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Kırım için Sultangaliyevci bir politika olabilir mi? Mesela Veli İbrahimov Sultangaliyevci miydi?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Veli İbrahimov, Sultangaliyev’in çok yakın bir arkadaşıydı. Mesela Sultangaliyev’in evine gittiğinde, Sultangaliyev yerde yatar, yatağını Veli İbrahimov’a bırakırmış.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Veli İbrahimov da bizim Kırım Tatarlarının sakladığı bir tarihtir. Numan Çelebicihan ile birlikte daha çok Sultangaliyevci bir çizgileri var. Peki bugün için Kırım’da Sultangaliyevci bir duruş olabilir mi?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Bugün, Kazan Tatarlarının yüreği Kırım Tatarlarıyla birlikte çarpıyor, onlar için yanıyor.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Kazan’daki Tatar yöneticileri Kırım’a yardım ediyorlar mı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Şöyle bir yardım var, Bahçesaray’ın yeniden inşasında Kazan Tatarları çok rol alıyor. Bu kadar. Ancak Tataristan müstakil bir devlet değil. Rusya’nın içinde bir devlet.
Ama ben açıkçası Mustafa Cemil biraz hata yaptı diye düşünüyorum. Lider olarak Kırım Tatarlarının başında kalmalıydı, orayı terk etmemeliydi. Yanlış anlamayın, Mustafa Cemil benim çok sevdiğim iyi bir arkadaşım.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Ben de aynı eleştiriyi paylaşıyorum. Kırım başsız bırakılmamalı. Ukrayna’ya gitmemeli. Kırımlıları toparlayacak bir liderlik lazım. Bu anlamda Kazan destek olabilir mi?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Kırım’daki en büyük problem Tatarların nüfusunun çok azalmış olması: %15.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Veli İbrahimov döneminden beri verilecek bir nüfus mücadelesiyle Kırım belki bir Sovyet Cumhuriyeti olabilirdi.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Sultangaliyev ve arkadaşları bu konuda çok mücadele verdiler. Mesela Yahudilerin Kırım’a yerleştirilmesine Sultangaliyev çok direnmiştir. Stalin’le ilk kavgası Kırım’a yerleştirilecek bu Yahudiler yüzünden olmuştur. Sultangaliyev, Rıskulov’ları, Nerimanov’ları, bütün diğer Türk liderleri yanına alıp bu konuda mektup yazıp göndermiştir Kremlin’e.
Sultangaliyev olmasa bugünkü bağımsız Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan olmazdı
ÖZGÜR ERDEM: Türkiye’de kimileri ise Sultangaliyev’i eleştirir. Şu anlamda: “100 bin kişilik ordusu vardı. Niye Bolşeviklerin yanında yer aldı? Keşke üçüncü bir güç olarak bağımsız bir devlet kursaydı o dönemde.” diyenler var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Öncelikle ordu Sultangaliyev’in değil İlyas Alkin’indi. İkincisi, o dönemde bu mümkün değildi. Kazan’da nüfusun %25’i Tatardı. Bu tür bir bağımsızlık isteği Tatarların yok edilmesiyle sonuçlanırdı. Ayrıca Tatarlar Rusya’nın her tarafında vardı, sadece Tataristan’da değil. Tatarların sadece %20’si
Tataristan’da yaşıyordu. Sultangaliyev’in bu tür bir ayaklanma yapması bütün Rusya coğrafyasındaki Tatarları tehlikeye atardı.
Sultangaliyev usta bir stratejist. Her adımını planlayarak yapmıştır. Bizde de bu tür düşünceleri dile getirenler oluyor, ancak bunlar olsa olsa tarihi bilmeyenlerin söyleyebileceği şeylerdir.
Sultangaliyev olmasaydı, açık söyleyeyim Tatarlar belki tamamen yok edilmişti. Hatta Sultangaliyev olmasa bugünkü bağımsız Türk devletlerinin hiçbiri olmazdı. Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan olmazdı. O devletlerinin her birinin bir Sovyet Cumhuriyeti halinde kurulması hep Sultangaliyev ve arkadaşlarının Stalin’e karşı verdiği mücadele sayesinde gerçekleşmiştir.
ÖZGÜR ERDEM: Sultangaliyev’in örgütlenmesine gelelim. Ben açıkçası Sultangaliyev’in şöyle bir strateji yaptığını düşünüyorum: Rusya’daki Türkler henüz yeteri kadar güçlü ve örgütlü değil. Aydını yeterli değil, işçi sınıfı yeterli değil. Sultangaliyev Stalin’in kendisine verdiği yetkileri kullanarak Türkleri birleştirmeye çalıştı. Bir kesim ise tam aksini söylüyor, Stalin’in Sultangaliyev’i tasfiye etmek için böyle bir suçlama uydurduğunu söylüyor. Sizce hangisi doğru?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Türkistan’da, Azerbaycan’da, Tataristan’da o zamanlar hiçbir Türk devleti yoktu. Rus Çarlığı bir imparatorluktu hatırlarsınız. Mesela Bakü petrollerinde kimler çalışıyordu? Ruslar ve Yahudiler… İşçiler kimdi? Ruslar, Yahudiler. Sultangaliyev’in stratejisinin ilk adımı Türk milletini Sovyet cumhuriyetlerine kavuşturmaktı.
ÖZGÜR ERDEM: Sultangaliyev, hapiste yazdığı yazılarda Türklerin bağımsızlığı ve Turan için mücadele ettiğini söylüyordu.
RENAT MUHAMMEDİYEV: O yazıların bir kısmının uydurma olduğunu düşünüyorum. Sultangaliyev’in imzasının konulduğu kağıtlar çok. 1937 gibi geç yıllarda imzaladığı kağıtlar var. Onlar zorla imzalatılmış. Böyle bir stratejisi vardı elbet. Ancak bunu söylemesi pek mantıklı değil. Yani ben bağımsızlık için mücadele ettim diye niye bir ifade versin?
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Sultangaliyev KUTV’de rektör iken tezleri “Bütün proleter milletler birleşsin.” Halbuki o dönem Bolşevklerin tezi “Bütün proleterler birleşsin.”
RENAT MUHAMMEDİYEV: Dedikleriniz doğru. Sultangaliyev “proleter milletler”in birleşmesinden yanaydı. Bütün Türkler, ayrıca Afganlar, İran, Hindistan; bunlar da dahildi.
Sultangaliyev’in konuşmaları için hazırladığı el yazması metinler de vardı arşivde. Onları da okudum. Pek çok notları var. Onları da okudum. “Proleter milletler” meselesi hepsinde vardı tabii ki.
ÖZGÜR ERDEM: Peki Stalin’in Sultangaliyev’e yönelttiği “Rıskulov’la konuştun, Zeki Velidi ile konuştun, Basmacılarla irtibata geçtin” gibi suçlamalar doğru muydu? Arşivlerde buna ilişkin bir şeyler gördünüz mü?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Ben mesela sizinle görüştüm. Türk Solu’sunuz. Ben şimdi Türk Solu mu oldum? Olmadım. Zeki Velidi, Sultangaliyev’in gençliğinden beri tanıdığı bir arkadaşı. Birbirlerine çok yakın yerlerde doğmuşlar. Kaderleri aynı. Bunların birbiriyle görüşmesinde ne problem olabilir? Rıskulov da bir Bolşevik. Hiçbir hatası yok. Nerimanov da öyle.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Bir milli komünist fraksiyon diyebilir miyiz?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Elbette. O dönem Gürcülerde de var bu tür bağımsızlıkçılar.
ÖZGÜR ERDEM: Mdivani mesela.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Evet. Mdivani. Bunu Stalin görüyor. Ayrıca bütün Türk devletlerinde, Kazakistan’da, Azerbaycan’da olsun, Çuvaşlar arasında olsun, hep bu görüşler yayılıyor. Bu Sovyetler için bir tehlike. Sultangaliyev’in de akıllı bir lider olduğunu görüyor Stalin. Sultangaliyev’in görevinde kalması, bu tehlikenin artması anlamına gelecekti.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Türkiye’deki komünistler o dönem iki çizgiye bölünmüştü. Stalin yanlısı Şefik Hüsnü taraftarlarıyla Mustafa Suphi taraftarları.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Mustafa Suphi de Sultangaliyev’in arkadaşıydı. Çok iyi arkadaşıydı.
Sultangaliyev ile Nâzım Hikmet tanışıyor
ÖZGÜR ERDEM: Peki, Sultangaliyev’in KUTV’de rektör olduğu dönemde Nâzım Hikmet de KUTV’de öğrenciymiş. Bu ikisi aynı dönemde miydi acaba? Böyle bir belgeye rastladınız mı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Tanışıyorlar. Sultangaliyev’in Türkiye’ye zaten büyük bir sempatisi var. Rıskulov’da da var bu sempati. Nerimanov’da da. Kırım’da da var tabii. Kırım her zaman Türkiye’ye yakın olmuştur.
ÖZGÜR ERDEM: Moskova’daki Türkiye büyükelçilerinin Lenin ile görüşmelerinde Sultangaliyev tercüman olarak bulunmuştu denir. Bu doğru mu? Ali Fuat Cebesoy’un elçiliği döneminde mesela.
RENAT MUHAMMEDİYEV: O belgeler var. Gördüm. Hatta Ali Fuat Cebesoy birkaç kez bu görüşme için talepte bulunuyor, araya Sultangaliyev’in girmesi sayesinde gerçekleşiyor bu görüşmeler.
Sovyetler’in Türkiye’de Kurtuluş Savaşı’yla irtibatını sağlayan Sultangaliyev’di
ÖZGÜR ERDEM: Yani Sovyetler’in Kurtuluş Savaşı’yla irtibatını Sultangaliyev mi sağlıyordu?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Evet. Büyük rolü var. Hem bir tercüman olarak hem de bu ilişkilerin kurulmasını sağlayarak. Çok belge gördüm bu konuda.
ÖZGÜR ERDEM: Sultangaliyev’in Atatürk’le bir irtibatı oldu mu?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Türkiye büyükelçiliğinde çalışanlar tabii ki Mustafa Kemal’in adamlarıydı. Onlar da Sultangaliyev’in kim olduğunu, neler yaptığını mutlaka Ankara’ya bildirmiştir. Ama yüz yüze hiç karşılaşmıyorlar tabii ki. Sultangaliyev Türkiye’ye gelmek, Atatürk’le görüşmek çok istiyor tabii, ama bu mümkün olmuyor.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Peki Sovyetler’in Türkiye’deki elçileri Sultangaliyev’in adamları mıydı yoksa Stalin’in mi?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Stalin’in tabii ki.
ÖZGÜR ERDEM: Sultangaliyev Marksizm ve Bolşevizmi eleştiren ilk sosyalist. 60’larda ortaya çıkan Üçüncü Dünyacı akımların görüşlerini 40-50 yıl önce dile getirmiş. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Sultangaliyev her şeyden önce milliyetçi bir insan. Önce Tatarları düşünüyor. Bolşevizmi bu anlamda kullanıyor.
400 yıl devletsiz yaşayan Tatarları ilk devlet sahibi yapan Sultangaliyev’dir
ÖZGÜR ERDEM: Ancak kimileri “Sultangaliyev olmasaydı Bolşevikler Türkistan’da bu kadar kolay hakim olamazdı” diyor. Sultangaliyev’in hata yaptığını, Bolşevikler tarafından kandırıldığını söylüyor.
RENAT MUHAMMEDİYEV: Sultangaliyev, dediğiniz gibi olsaydı, mesela Orta Asya’daki Basmacı hareket ortaya çıkmazdı. Ayrıca Orta Asya zaten Bolşeviklerden çok önce Rus Çarlığı tarafından işgal edilmişti. Yüzlerce yıllık bir Çarlık hakimiyeti vardı zaten. Sultangaliyev’in Bolşeviklerle çalışması sayesinde Türkler Çarlığa göre daha çok haklara sahibi oldular. Mesela Sovyet Cumhuriyetleri kuruldu. Bakın tekrar ediyorum, Sovyetler’in federatif yapısı tamamen Sultangaliyev’in mücadelesi sayesinde olmuştur.
Ayrıca bir kandırma söz konusu değil. Mesela şu bahsettiğiniz Kazan’ın savunması meselesine gelelim. Beyaz Ordu, o bölgeye geldiğinde Kızıl Ordu’nun henüz onlara direnecek gücü yoktu. Türkleri yanlarına almak durumundaydılar. Sultangaliyev de bu durumu gördü ve Lenin’den imza aldı Tatar-Başkurt Cumhuriyeti’nin kurulması için. Yani Sultangaliyev Bolşeviklerin o muhtaç durumunu Tatarlarla Başkurtları birleştirmek için kullanmıştır. 400 yıl devletsiz yaşayan Tatarları ilk devlet sahibi yapan Sultangaliyev’dir. Bakın ne kadar önemli…
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: Lenin’in öyle bir bildirgesi de var, Sovyetler’de yaşayan bütün halkların kendi devletlerini kurabileceklerine dair. Bunun uygulamasını ise Stalin’e veriyorlar. Ancak Stalin, tam tersi bir tavır alıyor ve Beyaz Ordu tamamen yenilince, bu politikayı değiştiriyor.
ÖZGÜR ERDEM: Arşive girdim dediniz. Sultangaliyev hakkındaki o 43 cilt belge duruyor mu hâlâ?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Duruyor.
ÖZGÜR ERDEM: Biz de bastık Sultangaliyev’in “Bütün Eserler”ini. O kitap gerçekten “bütün” eserleri mi?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Sadece gazetelerde, dergilerde, yıllıklarda, raporlarda yer almış eserler. Benim gördüğüm arşiv tam 43 ciltti. Bütün el yazıları, mektupları falan da vardı. Sizin Bütün Eserler’de bunlar yok tabii.
ÖZGÜR ERDEM: Peki siz o 43 cildi gün ışığına çıkarmayı düşünüyor musunuz? Bir daha o arşive girme imkanınız olacak mı?
RENAT MUHAMMEDİYEV: Şimdilik hayır. Zaten o zaman girerken de imza koymuştum, kimseye göstermeyeceğim, kopyasını çıkarmayacağım diye. Yeltsin döneminde bu tür şeyler daha rahattı. Şimdi o arşivlere girmek çok daha zor. Ama fırsat olursa neden olmasın?
[wiews]

Özgür Erdem
SON EKLENENLER

7 Şubat 2018

Nuriye ve Semih yaşayarak direniyor ya biz?

7 Şubat 2018

İstanbul’da bir işgal öyküsü (5): İstanbul’un İşgali: Şehzadebaşı Karakolu baskını
ve uykusunda katledilen erler!

7 Şubat 2018

Tarihçi yazar Osman Selim Kocahanoğlu’yla söyleşi (1): Atatürk olmasa Kurtuluş Savaşı olmazdı. Bunu Karabekir bile kabul ediyor.

7 Şubat 2018

Dünya Uygur Kongresi Genel Başkanı Rabia Kadir’le söyleşi: Doğu Türkistan’da Çin zulmü: Milliyetçi ve Müslüman Türkler Nazi kamplarına gönderiliyor

7 Şubat 2018

Karikatürist Oğan Kandemiroğlu ile söyleşi: Türk çizgi roman sanatında çok önemli bir isim: Oğan Kandemiroğlu

7 Şubat 2018

Not defteri