• Pazartesi, Aralık 11, 2017

Tayyip Erdoğan, Soros’la yemekte neler konuşmuştu?

kaya
Kaya Ataberk
Kasım03/ 2017

Osman Kavala gözaltındakavala-erdogan
4 Ekim’de ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nun Türk çalışanlarından Metin Topuz tutuklandı. Bir başka konsolosluk çalışanı da ifadeye çağrıldı, gitmeyince kızı ve eşi gözaltına alındı. Hemen ardından ABD’yle vize krizi patladı. Sadece kriz değil dolar da patlama yaptı. En son 25 Ekim gecesi 3.80’i gördü…
Konsolosluk çalışanının FETÖ ile bağlantıları olduğu söyleniyordu.
ABD ile sorunlar da bu arada tırmanmaya devam ediyor, AKP cephesinden ABD’yi doğrudan hedef alan konuşmalar geliyordu.
20 Ekim’de ise ORSAM (Orta Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanı Şaban Kardaş da gözaltına alındı. Kardaş, Ahmet Davutoğlu’na yakın bir isim olarak biliniyordu ve iki olay arasında ilgi olduğu, konsolosluk görevlileri ile aynı dosyadan alındığı söyleniyordu.
Herkes merak içindeydi ama işler burada kalmayacak, daha da kızışacaktı…
Sonunda iş geldi “sol” liberal işadamı Osman Kavala’ya dayandı. Kavala gözaltındaydı ve ilk gelen bilgilere göre o da aynı soruşturma kapsamındaydı. Gerçekten de soruşturma 17/25 Aralık ve 15 Temmuz’la ilgiliydi ve alınan kişilerin hepsi de aynı dosyanın içindeydi.
“Kızıl Soros” meselesi
Kavala’nın gözaltına alınmasının ardından yandaş medya bir “Kızıl Soros Osman Kavala” kampanyası başlattı. Yazılanlara göre; TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı), Açık Toplum Enstitüsü, PODEM (Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Merkezi) gibi birçok kuruluşun arkasındaki isim Kavala’ydı. Sahibi olduğu Anadolu Kültür A.Ş. aracılığıyla ve Batı ülkelerinden de aktardığı paralarla hem bu kuruluşları fonluyor hem de İHD, Barış Vakfı gibi Kürtçü, Ermenici birçok yapıyı destekliyordu. Yetmiyor, PKK’ya, DHKP-C’ye ve FETÖ’ye de finans sağlıyordu.
Tüm bunları yaparken para aldığı odaklardan biri de doğrudan doğruya Hollanda Kraliyet ailesiydi…
Kavala’ya 17/25 Aralık ve 15 Temmuz’da parmağı olması da yetmemişti. Ekibiyle beraber, Oslo’yu sızdırmaktan tutun, 6-7 Ekim’deki Kobane bahaneli PKK kalkışmasına kadar her şeyin arkasında o vardı.
Hatta AKP Ankara Milletvekili Aydın Ünal hızını alamamış “Osman Kavala’ya dokunmak, dokunabilmek, başlı başına bir devrimdir” dedi. “Kızıllık” Kavala’ya kalırsa, devrim de AKP’ye kalır. Ne var yani?
Osman Kavala bu işlerin hepsini yapmış mıdır? Ya da neresindedir? Bunları tabii ki bilmemiz mümkün değil. Fakat Osman Kavala bildiğimiz bir isim. Kavala zengin bir ailenin çocuğu olarak 1957’de Paris’te dünyaya gelmiş. Kendisi ailesinin zenginliğine rağmen gençken sola eğilim duymuş, hatta Türkiye İşçi Partisi’ne yakınmış. Sonra babası vefat edince şirketlerin başına geçmiş, Amerikalılarla Avrupalılarla beraber çalışmaya başlamış. 1980’den sonra ilk “sol” liberal girişim olan İletişim Yayınları’nın kuruluşuna “fikren” katılmış. Ama ortak olmamış. İletişim Yayınları ve Birikim Dergisi, Kavala’nın ortakları olduğu iddiaları üzerine böyle açıkladılar…
Yani Kavala, Türkiye’de bizim Ulusal Sol olarak yıllardır eleştirdiğimiz liberal, Kürtçü, Ermenici “sol”un bir temsilcisi. Belki gerçekten de finansörü. Fakat ne oldu da AKP bunu şimdi keşfetti? Yoksa Kavala’yı hiç tanıyorlar mıydı? Oysa TESEV, Açık Toplum Enstitüsü vs. yıllardır çalışıyordu işte…
Doğrudan Tayyip Erdoğan da Kavala’yı hedef alıyordu AKP grup toplantısında:
“Türkiye’nin Soros’unun havası çıktı ortaya. Bağlantıları çıktı ortaya. Ya siz kime neyi yutturuyorsunuz. Taksim olaylarının arkasında bakıyorsunuz aynı kişi. Bakıyorsunuz belli yerlere ciddi manada kaynak aktarımının arkasında bunları görüyorsunuz. Bu milleti içeriden vurmaya çalışanlara karşı dik duracağız. Hesabını da soracağız.”
Malum Sayın Cumhurbaşkanı her şeyi ve herkesi Gezi’ye bağlamaya bayılır… Bu sefer de Kavala’yı bağlayıverdi işte. Peki Kavala’ya “Yerli Soros” ya da “Kızıl Soros” demek çok tutarlı mıydı? Ya “Soros” ismini küfür niyetine kullananlar için bir zamanlar çok makbul idiyse ne olurdu?
Gül’ün eski danışmanı Ahmet Sever’den Erdoğan-Soros ifşaatı
Biz tam bunları düşünüp kaygılanırken, Erdoğan’ın “kardeşi” Abdullah Gül’ün eski danışmanı Ahmet Sever, korktuğumuz ifşaatı yaptı işte!
Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu’nun 2003 yılındaki toplantıları sırasında Tayyip Erdoğan, George Soros’la görüşmüştü. Hem de karşılıklı oturup, fotoğraf da vermişlerdi. Ahmet Sever’in yayınladığı fotoğrafta Soros ve Erdoğan’dan başka bir de Ömer Çelik vardı. Ama Sever sadece görüşmeyi ve fotoğrafı açıklamakla da kalmadı…
Ahmet Sever “Erdoğan’ın Soros Bağlantıları” başlıklı makalesinde şunları söylüyordu:
“Sayın Erdoğan şimdi biraz da sizin Soros ile bağlantılarınızdan bahsedelim…
2003 yılının Ocak ayı…
Yer, Davos…
George Soros ile burada bir görüşme yaptınız ve desteğini istediniz:
‘Türkiye’nin açık toplumu biziz. Bizi destekleyin…’ Soros da destekledi…
Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nın girişimiyle, bir Bağımsız Türkiye Komisyonu kuruldu…
Komisyon’da, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtissari, eski Fransa Başbakanı Michel Rocard, eski Hollanda Dışişleri Bakanı Hans Van Den Broek, eski İtalya Dışişleri Bakanı Emma Bonino gibi Avrupa’nın saygın siyasetçileri bir araya geldi…
O dönem, hedef Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin başlamasıydı… Türkiye’de TBMM’den ardı ardına reform paketleri geçerken, Bağımsız Türkiye Komisyonu’nun üyeleri de Avrupa başkentleri arasında mekik dokuyor ve Türkiye lehine lobi yapıyordu…
Ve siz bu komisyon üyelerini Ankara’da kırmızı halıda karşılıyordunuz…
Yakın dostunuz Can Paker de, Türkiye’deki Açık Toplum Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı’ydı…
Ve size Soros’un mesajlarını da getiriyordu…
O dönem, Soros destekli ve sizin Osman Kavala için kullandığınız ‘Soros bağlantılı’ bu faaliyetlerden çok memnundunuz…”
Yani 2003’te AKP Türkiye’de “projelerini” hayata geçirmek için harekete geçtiğinde kendisine bir “proje sponsoru” aramış, bu tip “genç yetenekleri” desteklemeyi çok seven babacan işadamı George Soros da bizimkilerin uzattığı eli boş çevirmemişti. Hatta adamlarını seferber etmiş, AKP için kapı kapı gezdirmişti. Hatta AKP “Türkiye’nin Açık Toplumu biziz” diyerek Soros’un Türkiye şubesi olmuştu… İddia bu ya!
Ahmet Sever’in hatırlattığı bir diğer şey de Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın Soros’un desteklediği TESEV’de staj yapmış olduğu. Yani Soros ailecek desteklemiş.
Ahmet Sever, Erdoğan-Soros ilişkisini doğru buluyor. Ama bugünkü tavrı sorguluyor:
“Yanlış ve kabul edilemez olan, geçmişte Soros’tan destek talep eden ve desteğini de alan Erdoğan’ın bugün, Osman Kavala’yı, ‘Türkiye’nin Soros’u denilen kişinin bağlantıları ortaya çıktı’ diye suçlaması…”
Hasan Cemal’den Erdoğan-Kavala ilişkisi katkısı
Erdoğan-Soros ilişkisinin yarattığı tartışma devam ederken, Hasan Cemal de Ahmet Sever’in yazısından yola çıkarak “küçük bir katkıda” bulundu. Anlattığına göre Erdoğan’ın siyasi yasaklı olduğu için başbakanlığı Abdullah Gül’ün yürüttüğü dönemdeki o Davos toplantısını izleyenler arasında o da vardı. O güzel günleri hatırlamak Hasan Cemal’in de çok hoşuna gitmiş olmalı ki konuyu o da 2005 yılına ait bir fotoğrafla taçlandırdı.
Açılım günlerinden süzülüp gelen fotoğrafta Tayyip Erdoğan “PKK’ya silah bırakma çağrısı yapan”, içlerinde Osman Kavala’nın da olduğu isimleri “ağırlıyordu”. Anlaşılan Erdoğan’ın sadece Soros’un kendisiyle değil “Kızıl” olanıyla da epey ilişkisi olmuştu.
Yoksa Soros ve Osman Kavala da mı kandırdı?
AKP Türkiye’yi bugünlere getirirken kimler yoktu ki yanında?
ABD, AB, NATO, Apo, Barzani, FETÖ vs…
Aslında AKP çok yerli ve milliydi de işte bunlar kandırmıştı! Temiz çocuğun, pis arkadaşları…
Şimdi bu listeye Soros’u ve Kavala’yı da ekleriz olur biter.
Yoksa Soros ile Osman Kavala da mı sizi kandırdı?
Yakın zamanda böyle bir açıklama duymak hiç de şaşırtıcı olmayacaktır…
O kadar AB’cilik, Kürtçülük, Ermenicilik hep bu ikisinin yüzünden olmuştur.
Açılımı AKP’ye bunlar kandırıp yaptırmış olmasınlar?
Apo’ya sekreter atanması filan da hep Soros’la, Kavala’nın punduna getirmesiyle olmuştur.
Ermenistan’a gidip maç izlettiren de, Bursa’da ay yıldızlı Azerbaycan bayrağını çöpe attıran da bunlardır. Değil mi?
Şimdi Soros’la, Kavala’yla, ABD’yle vs. hesabınız neyin hesabıdır, aranızdaki itiş kakışın nedeni nedir bilinmez ama açık olan iki şey var…
Birincisi AKP’den Amerikan karşıtı çıkmaz. Tarih ortada… Gerçekte buna troller bile inanmıyor.
İkincisi ABD ve AB ile yaratılan gerginlik Türkiye için büyük bir risk ve tuzak. Tek yapılan Türkiye’ye müdahale için bekleyen sömürgecilere bahane yaratmak.
Yarın çıkıp “ben öyle dememiştim beni Putin kandırdı” dersiniz belki ama epey geç olur.
Ama bu arada da olan Türkiye’ye olur.


Bu yazı 409 kez okundu.

Kaya Ataberk
SON EKLENENLER