• Perşembe, Temmuz 19, 2018

Tayyip kim, Osmanlı kim?

tayyip-kim-osmanli-kim
Nur Bostancıoğlu
Aralık14/ 2014

Antalya’da düzenlenen Milli Eğitim Şurası’nda Osmanlıcanın tüm liselerde zorunlu hale getirilmesi önerisiyle birlikte büyük bir tartışma başladı. Öneriyi ortaya atanlar gerekçe olarak “ecdadımızla bağımız koptuğunu ve dedelerimizin mezar taşlarını bile okuyamadıklarını ifade ettiler.

Hatta Tayyip Erdoğan, daha da ileri giderek “200 yıldır yaşanan baskılara rağmen, köklerimizle kesilmeye çalışılan irtibata rağmen Türkiye’nin âlimleri ayaktadır. Osmanlıcayı bu ülkenin evlatlarının öğrenmesinden rahatsız olanlar var” diye bir çıkış yaptı. Hem iki yüzyıllık bir mağduriyetten bahsetti, hem de “isteseniz de istemeseniz de öğreneceksiniz” diye meydan okudu.

İnsanın ister istemez sorası geliyor, kim bu âlimler diye. Televizyonlara çıkıp “hamile kadınların sokakta dolaşması terbiyesizliktir” diye açıklama yapanlar mıdır Tayyip döneminin âlimleri?

Osmanlıcayı zorunlu ders haline getirmekle büyük Osmanlı olunmaz!

Gerçektende ecdadımız olan Osmanlı; Ali Kuşçu, Kadızade-i Rumi, Molla Fenari, Piri Reis, Kâtip Çelebi, Matrakçı Nasuh gibi yüzlerce âlim yetiştirmiştir. Ki bunlar isimleri ilk aklımıza gelenleridir. Matematikte, fende, denizcilikte çığır açmış; bilim ve teknoloji alanında 17. yüzyıla kadar Avrupa devletlerinden üstün olmuştur.

Ya Tayyip Türkiye’si? Eğitimde, bilimde ve teknolojide ülkemizi dünya ortalamasının en alt sıralarına düşürmüş. Üniversitelerle, bilim adamlarıyla, sanatçılarla hep kavga etmiş. Dünya sıralamasında dereceye girmiş olan ODTÜ’yü bile kapatmakla tehdit etmiş.

İnsanın ister istemez “hadi ordan” diyesi geliyor. Sen kim, Osmanlı kim?

Osmanlıcayı zorunlu ders haline getirmekle “Büyük Osmanlı” olacağını mı zannettin?

Ecdadımız 600 yıl devlet yönetmiş. Sen 100 yıllık devleti yıkmışsın.

Ecdadımız toprağına toprak katmış, sen toprak kaybetme noktasına gelmişsin.

Ecdadımız farklı kökenlerden insanları bir imparatorlukla yüz yıllarca bir arada tutmuş, sen tek bir milleti etnik ve mezhepsel kimliklere bölmüşsün.

Ecdadımız gittiği her yere ilim, irfan ve medeniyet götürmüş, sen nerede bir ışık varsa tepesine binmişsin.

Sonrada utanmadan ecdadımızdan aldığı bayrağı en onurlu bir şekilde taşıyan son Osmanlı Paşa’sını “ecdadımızla olan bağı koparmakla” suçlamışsın.

Hadi oradan! Bize senin döneminde yetişmiş bir tane âlim göstersene!

Atatürk ecdadına layık oldu, ya Tayyip?

Evet, Atatürk Harf Devrimiyle bir günde Arap alfabesini kaldırmış ve yerine Türk fonoteğine daha uygun olduğunu düşündüğü Latin alfabesini getirmiştir. Elbette ki amacı ecdadımızla olan bağı bir gecede koparmak değildir.

Atatürk bir Osmanlı Paşasıdır. Son ana kadar Osmanlı Devleti’ni kurtarmak için çalışmıştır. Osmanlı’yı bunların yansıttığı gibi Atatürk değil, Batılılar yıkmıştır. Atatürk ise yeni bir Türk Devleti kurarak Osmanlı’nın mirasını geleceğe taşımıştır.

“Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tektik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır” sözleri Atatürk’e aittir.

Atatürk Osmanlı Türkçesi’ni bilmektedir, ya Tayyip Erdoğan?

Ve ecdadıyla gurur duyan nesiller yetiştirmek isteyen Atatürk Osmanlı Türkçesi’ni iyi bilmektedir.

Bildiği için zorluklarını hesaplayabilmiş ve tercih etmemiştir.

Ya Tayyip Erdoğan?

Elbette ki bilmemektedir. Her konuda olduğu gibi bu konuda da bilgisiz ve cahildir.

Bilmediği içinde fütursuzca açıklamalar yapabilmekte, “isteseniz de istemeseniz de öğreneceksiniz” türünden cahilce beyanlarda bulunabilmektedir.

Öğretemezsin Tayyip, öğretemezsin.

Azıcık mürekkep yalasaydın, Osmanlı Türkçesi’nin ne kadar zor olduğunu bilirdin.

Sahte diplomayla değil de hakkıyla üniversiteden mezun olsaydın, Osmanlı Türkçesi’nin liselerde zorunlu bir ders olarak okutulamayacağını anlayabilirdin.

Osmanlıca öğretemeyecek, Osmanlıcadan nefret ettirecekler!

Birincisi söz konusu dersin adı Osmanlıca değil, Osmanlı Türkçesi’dir. Osmanlıca; Türkçenin Arap alfabesiyle yazılmış şeklidir. Türkçeden başka bir şey değildir.

Ancak kullanılan alfabe, tam anlamıyla Arap alfabesi de değildir. İçinde Arapça, Farsça, İtalyanca ve Fransızca gibi dillerden geçen birçok kelime vardır.

Osmanlı Türkçesini okumak, yazmak için yeterli değildir. O yüzden Osmanlı metinlerde sürekli yanlış okumalardan söz edilir. Okuyan kişi Arapça ve Farsa bilmiyorsa sıklıkla yanlış okuma yapılır.

Dolayısıyla Osmanlı Türkçesi’ni öğretmek için liselerde Arapça ve Farsçayı da öğretmek zorunludur.

İkincisi Osmanlı Türkçesi’nde 18 çeşit yazı türü vardır ve bunlardan hangi birini nasıl öğreteceğinize karar vermiş olmanız lazımdır.

Evet, Osmanlı Türkçesi yabancı bir dil değildir. Ancak yabancı bir dil olmamasına rağmen yabancı bir dil kadar zordur.

Liselerde araştırmaya, ilgi alanlarına ve yeteneğe dayalı bir eğitim vermiyorsanız, lise öğrencilerini ta ilkokuldan liseye kadar üniversite sınavlarına adapte olmuş bir yarış atına çevirmişseniz Osmanlı Türkçesi falan öğretemezsiniz.

Öğretmeye kalkarsanız bu bir işkenceye dönüşür ve yine öğretemezsiniz.

Aksine nefret ettirirsiniz.

AKP’nin ikiyüzlülüğü; Osmanlı arşivini otel yaptılar!

Elbette ki Osmanlı Türkçesi’nin bilinmesi gereklidir. Geçmişini bilmeyenin geleceği olamaz. Ama herksin bilmesi gerekli değildir. Araştırmacıların, tarih ve edebiyat okuyanların bilmesi yeterlidir.

Ecdadımızla olan bağın kopmaması için, mezar taşlarının okunabilmesi için üniversitelerle kavga etmemeniz yeterlidir.

Osmanlı arşivinin bulunduğu Sultanahmet’teki tarihi binayı korumanız yeterlidir.

Ama siz ne yaptınız? Binayı restorasyon bahanesiyle boşaltıp otel yaptınız.

Binanın bahçesindeki asırlık ağaçları kestiniz.

Yüz milyon 370 bin belgeyi rutubetli bir yere tıkıp çürümeye terk ettiniz.

Bu mu Osmanlı merakınız, arşiv merakınız?

O yüzden gelin Osmanlıyı değil parayı konuşalım. Sizin dininiz de, imanınız da, ecdadınızda para.

Osmanlıcayı değil, parayı tartışalım

Ama ne yapıyor, 17 Aralık yaklaşırken birden “Dersim” diyor, “CHP’nin kanlı tarihiyle hesaplaşmak” diyor.

Aklınca hem gündemi değiştirecek, hem de bir kesimi Atatürk’ten soğutarak muhalif cepheyi bölecek.

Hayır, o kadar uzağa gitmeye gerek yok. İllaha tarihle hesaplaşacaksak, önce yakın tarihten başlayalım.

AKP’nin kanlı tarihiyle hesaplaşalım.

Gezi’de katledilen gençleri tartışalım, PKK terörüne kurban verdiğimiz şehitlerimizin hesabını soralım.

Daha da geriye gideceksek eğer Sivas davasının avukatlarının AKP’nin kuruluşundaki rolünü tartışalım.

Ama ne yapıyor, 17 Aralık yaklaşırken, birden “Osmanlıca” diyor!

Aklınca hem yolsuzluğu, hırsızlığı, ayakkabı kutularını unutturacak; hem de muhalifleri din ve ecdat düşmanı olarak damgalayacak.

Buradan sana ekmek yok Tayyip!

Senin derdin ne Osmanlı, ne de ecdat!

Ecdadının yüz karasısın!

Çünkü hırsızsın!

Fatih, Yavuz, Kanuni kalksa mezarından,

Suratına tükürür senin.

Çünkü hırsızsın!


Bu yazı 942 kez okundu.

Nur Bostancıoğlu
SON EKLENENLER