• Perşembe, Kasım 23, 2017

Tayyip’in sanal ortamdaki bindirilmiş kıtaları: Aktroller

hazar
Hazar Arısoy
Temmuz04/ 2016

AkTrol ismi nereden çıktı?
Uzunca bir zamandan sonra Trol kelimesiyle ilk kez tapeler aracılığıyla karşılaştık. Uzun zaman sonra diyorum çünkü 90’larda çocuk olanların hayatındaki ilk Troll bir dönem moda olan renkli saçlı, çirkin ama şirin bir çeşit oyuncak bebekti. Nereden nasıl ortaya çıktı bilinmez ortalığı kasıp kavurmuştu Troll modası. 2000’li yıllarla beraber unutulup gitti Troller. Ta ki Tayyip’in danışmanı Mustafa Varank ile kızı Sümeyye Erdoğan arasındaki telefon görüşmesi basına sızana kadar.
Bundan yaklaşık 2 yıl önceydi. Tapeyle yatıp, tapeyle kalkıyorduk o zamanlar. Yayınlanan her tape AKP’nin iktidar için yaptığı başka bir kanunsuzluğu, ahlaksızlığı gözler önüne seriyordu. Belki de bahsettiğim tape bunlar arasında en masumuydu. Sümeyye ile Mustafa Varank arasında geçiyordu konuşma. İki aşırı samimi dostun konuşması diyebiliriz. Varank biraz kırgın. Anladığımız kadarıyla Sümeyye’nin Star TV’yi arayıp bazı ricalarda bulunması gerekiyormuş ama yapmamış. Yapacağını söylüyor. Sümeyye’nin de bir isteği var. O da Varank’tan “Trollerin” sosyal medya kampanyasına destek olmasını istiyor.
İşte o an uzun yıllar sonra ilk kez Trol kelimesi hayatımıza giriyor.
Ve o an uzun zamandır herkesin nasıl tanımlayacağını bilmediği AKP’nin sosyal medya takımı bir isme sahip oluyor:
AkTrol.
AKP’nin sosyal medya timi
Bir isme kavuşmaları birkaç yıl önceye dayansa da AkTrollerin ortaya çıkışı biraz daha eski. Gezi olaylar herkese pek çok şey öğrettiği gibi sosyal medyanın da gücünü ortaya çıkardı. Özellikle toplumsal olayların zirve yaptığı dönemlerde sosyal medyanın en etkili iletişim aracı olduğunu hepimiz gördük. Özellikle yazılı ve görsel basının bu kadar kontrol altına alındığı bir ülkede sosyal medya adeta insanların nefes alma alanı haline geldi. Toplum sosyal medyayı farklı fikirlerin söylenebileceği bir alan haline getirdi.
Elbette açılan bu yeni alan AKP iktidarının da dikkatini çekti. 20. yüzyılın faşist hareketlerinin izlediği yollar bu çağda yeterli gelmiyordu. Kitlelere hakim olmak istiyorsanız sadece yazılı ve görsel basının yanında sosyal medyaya da hakim olmalıydınız bu çağda.
Bu şekilde düşünülmüş olacak ki Gezi sürecinin hemen ardından AKP sosyal medyaya büyük ağırlık verdi. Bir anda yüzbinlerce yandaş sosyal medya hesabı ortaya çıktı.
AkTroller nasıl çalışır?
Açıkçası AkTrollerin teknik anlamda nasıl çalıştıkları konusunda somut bir kaynağımız yok. Kesin olarak bildiğimiz bu hesapların ortak bir merkezden komut alarak yönetilmeleri. İşin en tepe noktasındaki birkaç kişi günün siyasi gelişmelerine göre ihtiyacı belirliyor ve alt kademelere nasıl bir strateji izleneceğini söylüyor. Tabi strateji derken öyle çok derin şeyler beklemeyin. Yukarıdan talimatla AkTroller ya kendilerine iletilen tweet kalıbını atıyorlar, ya da av köpeği misali gösterilen hedefe olabilecek en düzeysiz şekilde saldırıyorlar.
AkTrol hesaplarının hemen hemen hepsi sahte. Bu kadar rahat hakaret etmelerinin altında da bu sebep yatıyor. Bu hesapların temel görevi birilerine hakaret edip yıldırmak olsa da görevleri sadece bununla sınırlı değil. Her AkTrolün onlarca hesabı var. Her hesabın ve her kullanıcının farklı amaçları ve görevleri var. Her yeni uygulanacak taktik için bir talimatla binlerce hesap açılıyor.
Örneğin Tayyip’in koltuk değneği Bahçeli köşeye mi sıkıştı? Bir anda Bozkurt’lu 3 Hilal’li hesaplar ortaya çıkıp Bahçeli’nin ne kadar milliyetçi olduğunu yazmaya başlıyor.
Saraylı Perinçek Atatürkçü kitleden tecrit mi oluyor? Atatürk profil resimli hesaplar ortaya çıkıp kendisinin ne kadar Atatürkçü olduğunu yazmaya başlıyor.
Örnekleri çoğaltmak mümkün. İşin özü AkTroller sadece Tayyip’i ve AKP’yi değil, yakın adamlarını da kolluyor.
Suni gündem nasıl yaratılır?
AkTrollerin bir diğer marifeti de Tayyip’in sıkıştığı zamanlar yeni gündemler yaratarak ortamı bulandırmak. Bunun en güzel örneğini geçtiğimiz hafta yaşadık. Tweeter’da bir anda #İslamHoşgörüDiniDeğilÇünkü ve #İslamaDilUzatmakAcizliktir tabelaları açıldı. Birbirine zıt iki tabela aslında aynı merkez tarafından açıldı. Hemen hatırlatalım, bu tabelaların açıldığı günler Türkiye’de Tayyip’in sahte diplomasının tartışıldığı ve Erdoğan’ın köşeye sıkıştığı günlerdi. Diploma meselesi o kadar sıkıntı yaratmış olmalı ki gündemi ancak bir “laik-antilaik çatışması” ile değiştirebileceklerini düşündüler.
Her siyasi gelişmeden
bir zafer çıkarmak
Bir merkezden yönetilmeleri, “milliyetçi”, “Atatürkçü” vs.. görünerek trollük yapmaları AkTrollerin zeki oluduğu sonucunu ortaya çıkarmıyor. Bilakis AkTroller güçlerini kıt zekâlarından, düşük düzeylerinden ve ne olursa olsun üste çıkıp Tayyip’i savunma güdülerinden alıyorlar. Sosyal ortamda bir kez olsun bir AkTrolle karşılaşanlar ne demek istediğimi anlayacaktır.
Tüm siyasetlerini küfür üzerine kuran AkTrollerin diğer bir özelliği tıpkı Tayyip gibi siyasi gelişmeleri kendi iç dünyalarına göre yorumlamalarıdır.
Bunun en son örneğini geçtiğimiz hafta İsrail ve Rusya meselelerinde yaşadık. Her iki cephede de çöken Türkiye siyaseti AkTroller tarafından zafermiş gibi sunuldu. AkTrollerin yaşadığı dünyada İsrail bizden korkup ablukayı kaldırmış, Rusya ise özür dilemişti.
AkTrollük:
Kötü bir Nazizim taklidi
Tayyip’in AkTrollerle izlediği siyaset yeni bir tarzmış gibi görünse de Nazizmin kötü bir kopyası aslında. Hitler Almanya’da iktidarı ele geçirdikten sonra uyguladığı iki yöntem vardır.
Bunlardan biri direk kendisine bağlı bir sokak gücü oluşturarak muhalif yapıları şiddet kullanıp bastırmaktır. Bunun için SA (Kahverengi Gömlekliler) birlikleri kurulur. Tıpkı AkTroller gibi SA’lar her türlü muhalefete saldırmakla görevlendirilmiştir.
Diğer yöntem ise başında Goebbels’in bulunduğu propaganda bakanlığıdır. AkTrollerin yapmaya çalıştığı yalan propaganda ile kitle manipülasyonu Goebbels’in buluşudur.
AkTrollerin Nazizim yöntemlerini örnek almaları bu yöntemleri başarıyla uyguladıkları anlamına gelmiyor. Sonuçta SA bir sokak örgütüydü. Çatışmalara girmekten çekinmeyen bir yapılanmaydı. Sokaklara da bu sayede hakim oldular. Oysa bizim AkTroller sadece sanal ortamda mevcut. Klavye başında aslan kesilen AkTrollerimiz gerçek hayatta süt dökmüş kediye dönüyor. Oysa bir toplum üzerinde baskı kurmak istiyorsanız sokakta olmanız şart ancak AkTrollerin canı tatlı olduğu için bunu yapmaları zor.
Propaganda meselesinde ise farklı bir sıkıntıları var. Her ne kadar Goebbels bir faşist de olsa zeka seviyesi normalin altında olmayan bir adamdı… İşte bu noktada AkTrollerin sıkıntısı başlıyor.
Sanal dünya liderinin 
sanal örgütü
Aslında AkTroller Tayyip’in sanal yansımaları. Tıpkı Tayyip gibi kendi hayal dünyasında yaşayan, esip gürleyen ama iş ciddiye bindiği zaman çark eden, en ağır hezimetlerinde bile zafer gören vizyonsuz bir portre. Ama dediğimiz gibi suç AkTrollerde değil örnek aldıkları liderde. Ne demiş atalarımız:
Böyle lidere böyle kitle…


Bu yazı 480 kez okundu.

Hazar Arısoy
SON EKLENENLER