• Cumartesi, Haziran 23, 2018

Trump ve Putin Avrasya’yı neşe içinde paylaşacak

ali
Ali Özsoy
Şubat13/ 2017

Amerikancı ve Rusçu mandacılık geleneği
Emperyalist dünya sistemi bir piramittir. En tepede de en büyük ve en hırsız emperyalist oturur. Emperyalizme karşı çıkan sadece en tepedekine değil bütün piramide karşı çıkar. Bu görüş Atatürk’ün ifadesiyle “Tam Bağımsızlıkçılık”, “gerçek milliyetçilik”, genel anlamda da anti-emperyalizmdir.
Bir de mandacılık akımı vardır. Mandacılar en tepedeki emperyaliste karşı başka bir emperyaliste sığınmayı ya da en tepedeki emperyalistin yanında yer alıp, kazanan tarafta olmayı garantilemeyi savunurlar. Bazen de en tepedeki emperyalist ülkenin içindeki iktidar değişikliklerine bel bağlar, yeni işbirlikçilik fırsatları kovalarlar. Bush gidip Obama geldiğinde veya Obama gidip Trump geldiğinde medyamızda ve iktidar sahiplerinde yaşanan heyecan bundan.
ABD Başkanının değişmesi bizim gibi bağımlı ülkelerde bir dış gelişme değil, iç gelişmedir. Türkiye’de her kesim emperyalizme, Siyonizme, ABD’ye atıp tutsa da aslında gerçekten Tam Bağımsızlığı ve antiemperyalizmi savunanlar azınlıktadır. Mandacılar ise çoğunluktadır.
ABD’ye karşı Rusya-Çin’e dayanalım diyenler de bir tür mandacılığı temsil eder. Bu birinci tür mandacılar Avrasyacı diyor kendine. 8 yıl “Hüseyin” Obama’nın şahsında Müslüman dostu, demokrat görüp coşan AKP ise şimdi de Trump’tan medet umuyor. Bu da ikinci tür mandacılığın en güzel örneği: Piramidin en tepesindeki ülke değişmesin bari başkanı değişsin bize yol açılsın.
Trump ve Putin Avrasya palavrasını çökertti
Perinçek “ABD gitsin Rusya-Çin gelsin mandacılığının” baş temsilcisi olarak, AKP kendine yeni efendiler arıyorken “Tayyip bizim yanımıza geldi” diye övünüyor. Ancak asıl kendisi Tayyip gibi oldu. İkinci tür mandacılığa evrildi. ABD’yi devirip yerine Çin-Rusya’yı koymaya ne gerek var? ABD’nin “fetö”cü başkanı değişsin yeter!
Perinçek tıpkı AKP’liler gibi Trump’tan pek ümitli. Onun şahsında bir Putin dostu ve Avrasyacı buldu. Aydınlık gazetesinde CIA’nin Trump’u nasıl devirmek istediğine dair tonla haber okuyabilirsiniz bu aralar. Trump da zaten “NATO demode oldu” demedi mi? Perinçek’in fikirleri sadece Türkiye’de Tayyip şahsında değil, ABD’de Trump şahsında bile iktidar (!) olmuş. Ne mutlu kâinat Maocusuna!
(Bir not. Maoculuk 1970’li yıllarda bir emperyaliste karşı diğerine dayanmanın adı oldu. Aslında en basitinden mandacılıktı bu. Üç Dünya Teorisi Sovyet Rusya’yı gerici-savaş gücü, ABD’yi ise barış gücü ilan ediyordu. ABD-Çin ittifakı 1971’de önce Kissinger’ın sonra da 1972’de bizzat ABD Başkanı Vietnam kasabı Nixon’un Mao’yu ziyaret etmesiyle kuruldu. Ve hâlâ devam ediyor. Çin’in stratejisi tuttu. Dünya halklarının (!) ve Çin’in “başdüşmanı Sovyet Sosyal Emperyalizm”i dünyaya egemen olamadı. Yerine ABD emperyalizmi egemen oldu. Çin de bu “antiemperyalizminin” karşılığında yüz milyarca dolarlık yatırım ile ABD’nin sanayi sitesi ve çöplüğü oldu. Şimdi kâinat Maocusu Perinçek Rusya ile ABD’yi de yan yana getirdiğine göre kime karşı geniş cephe politikası önerecek acaba. Uzaydan gelecek istilacılara mı?)
Ne komik değil mi? Avrasyacı bir ABD Başkanı! Oksimoron gibi. Dahası da var küreselleşmeci bir Çin Devlet Başkanı!
Delirmiş mi bu büyük güçler? Ancak tutarsız olan Trump’ın Putin’e, Putin’in Trump’a yakın durması değil. Bunun emperyalist bir mantık çerçevesinde son derece tutarlı olduğu ortadadır. Emperyalistler arasında yeni bloklar kurulabilir. Kuruldu. Kurulacak da.
Esas saçma ve tutarsız olan Avrasyacılık diye sisteme muhalif ve adeta 3. Dünyacı bir bloğun olduğunu savunmaktı. Bu garip tezle son 10 yıldır Türkiye’deki Tam Bağımsızlıkçı ve Kemalist uyanışın önüne geçilmeye çalışıldı. TSK’daki milliyetçi ve Atatürkçü subaylara kurulan asıl kumpas buydu. Şimdi görüyoruz ki sözde Avrasyacı ajanlar bir günde Trumpçı olmuş. Demek ki Ergenekon ve Balyoz’da “Avrasya”cılık adına kurulan kumpas TSK’ya kurulan pek çok CIA tuzağı arasından en başarılısıymış.
Trump ve Putin yakınlaşması yeni bir blok yaratır mı belli değil elbette. Bu yakınlaşmalar çok hızlı çatışmalara da dönüşebilir. 19.yy’ın ilk yarısında İngiltere Rusya’ya karşı her güçle ittifak yaparken, yüzyılın sonunda birden bire İngiltere-Almanya yakınlaşması yerini, Almanya’ya karşı İngiltere-Rusya bloğuna bıraktı. Fakat şurası kesindir. Putin ve Trump’ın son demeçleri ve politikaları Türkiye’de propagandasının yapıldığı şekilde Avrasyacılığın (yani Rusya-Çin eksenli sözde Atlantik karşıtı muhalif bloğun) ne büyük bir palavra olduğunu birkaç gün içerisinde ortaya çıkardı.
Küreselleşme için savaşan Çin
Trump’ın yönelimi dünya ticaretinin en tepesinde yer alan ABD’nin yeni Başkanı olduğu için çok önemli. Yaptığı çok basit iki açıklama dünya dengelerini değiştirdi.
Bir; seçim sürecinde söylediği gibi Trump korumacı bir ticaret rejimi uygulayacak. İki; Çin’e ve diğer ülkelere sermayesini kaydıran ABD’li sanayicilerin ürünlerinden yabancı ürün gibi vergi kesecek.
Bu ne demektir? Bu ABD-Çin ittifakının sonu demektir. Gerçekleşir mi? ABD’de de bu konuda ciddi bir kavga var. Sonucunu göreceğiz.
Diğer taraftan bu ABD ile AB arasında da büyük bir kavganın habercisidir. Ve bu da ABD Rusya yakınlaşması demektir. Ticaret savaşlarının başlamasının bir diğer sonucu küreselleşme yalanının da çökmesidir. Sömürgecilik artık maskeli kalamaz. Savaşlar artacak. Emperyalist saldırganlığa karşı Üçüncü Dünya ülkelerinde de bağımsızlık ve ekonomik korumacılık arayışları öne çıkacak.
Peki, Türkiye’deki Avrasyacılığın çıkış noktası neydi? Rusya-Çin-İran ve hatta Almanya ve Fransa Atlantik güçlerine karşı birlik kuracakmış. İyi de Rusya ve Çin’in hem uluslararası ticarette hem de jeopolitik alanda bütün çıkarları çatışıyor. Rusya Çin’i Sibirya’ya uzanan tehlikeli bir tarihsel düşman olarak görüyor.
Ve işte görüyorsunuz. Trump’un en büyük sloganı Meksika düşmanlığı falan değil, Çin düşmanlığı. Rusya da bu söylemden dolayı sevinçten dört köşe. Ve aynı anda hem Çin hem Rusya şovenisti olmaya çalışan Perinçek’in ağzını bıçak açmıyor. Neden mi? Tarihte ilk kez bir Çin Devlet Başkanı uluslararası finans kapitalin kutsal ibadetgâhına Davos’a gitti. Tüm Avrasya’nın ve mazlum ulusların umudu (!), Komünist (!) Çin’in lideri Xi Jinping, Trump’u hedef alan konuşmasında bakın ne dedi:
“Ticaret savaşının galibi olmaz. Dünyanın sorunları için küreselleşmeyi suçlamak anlamsız.”
“Hadi bakalım ateistler bunu da açıklasın” diye bir kalıp vardır ya. Ben de soruyorum. Hadi bakalım Avrasyacılar, Rus ve Çin mandacıları bunu da açıklasın. ABD Başkanı küreselleşmeye karşı çıkmakla suçlanıyor. Kim tarafından? Çin Devlet Başkanı tarafından. Yanında kim var? Almanya Başbakanı Merkel ve AB sermayesi. Karşısında kim var? Trump’a hayranım diyen Rus Çarı Putin.
En düşük ve en ilkelinden mandacılığı anti-emperyalizm diye Atatürkçülük diye millete yutturmaya çalışanlar ise apışıp kalmış durumdalar. Amerikancılık mı yapsalar, Rusçuluk mu, Çincilik mi? Ülkemizde mandacılığın bile seviyesi düştü.
ABD ve Rusya
 Suriye’yi bölmek için anlaştı
Ve tüm bu karmaşanın içinde bir haber daha: Astana’daki görüşmeler bittikten sonra Rusya federal bir Suriye ve PYD’nin –yani PKK’nın- egemen olduğu bir Suriye “Kürdistan”ı için Esad rejimi ile muhalifler arasında kendi başına Moskova’da aracılık yapmaya başladı.
Hemen ertesinden Trump ABD Ordusunun kara kuvvetlerinin Suriye’de güvenli bölge kuracağını açıkladı. Nerede? Tabii ki PKK’nın “Rojava” adıyla ilan ettiği terör “devlet”inde. Yani baylar bayanlar hem ABD hem Rusya ilk kez açıkça Suriye’nin bölüneceğini ve burada yine bir “Kürdistan” kurulacağını açıklamış oldu.
Putin ve Rus Ordusu şahsında BOP’a direnen antiemperyalist bir güç gören bütün mandacılar (ister Perinçek gibi Avrasyacı kılığında olsunlar ister sosyalist) ne yapacak şimdi? Rusya kurunca “Kürdistan”ı Avrasyacı oluyor, destek olunması gerekiyor. ABD kurunca “Kürdistan”ı Amerikancı oluyor karşı çıkılması mı gerekiyor? İyi de zaten ikisi birlikte kuruyor. Dün çatışanlar bir günde masaya oturur, ellerine pergeli cetveli alır, Suriye’yi Lazkiye, PKK ve Selefi “devlet”çiklerine bölüverirler. Zaten Trump iyi bir işadamı ve pratik bir pazarlıkçı. Eee Putin de öyle.
Tıpkı Sykes-Picot Antlaşması gibi. İngiltere, Fransa ve Rusya Osmanlı topraklarını nasıl neşe içinde paylaştıysa bugün de Trump ve Putin neşe içinde paylaşacaklar Suriye’yi. Bu çok garip bir şey de değil. Yugoslavya ve Libya’da da öyle olmadı mı?
Ve sıra Türkiye’ye geliyor. AKP Obama döneminde ABD gizli servisinin emrinde devletimizi çökertti. Şimdi de hem Trump’un hem Putin’in önüne pasta gibi sunuyorlar ülkemizi. Yeter ki kendi koltuğu sağlam olsun beyefendinin.
Obama seçildiğinde, 8 yıl önce ABD’nin Wilsoncu emperyalizme döndüğünü, ABD’nin artık kendisi savaşmadan sömürgeleştirmek istediği ülkeleri iç dinamiklerini birbirine kırdırarak parçalayacağını yazmıştım. Obama tam da böyle bir “güler yüzlü” emperyalizm uyguladı gayet de başarılı oldu. Suriye ve Irak’ta tek bir ABD askeri ölmeden yüz binler birbirini katletti. Ama şimdi ABD çizmesi sahaya inmek zorundadır. Söz konusu olan Obama ve Trump stratejilerinin çatışması değil. ABD’nin sırayla farklı stratejiler uygulamasıdır.
Trump ve Putin gerçekten çok iyi anlaşırsa bu Türkiye’nin de yakında “neşe içinde” paylaşılacağı anlamına gelir. Tarihte bir kez yaşandı bu. Britanya aslanı (o zamanın Atlantik egemeni) ile Rus ayısı (o zamanın Avrasya egemeni) yüzyıllık kavgadan sonra 20.yy’ın başında müttefik olmaya karar verdi. Sonuç hem dünya hem de Türkiye için felaket oldu.
“Atlantikçi” emperyalist ile “Avrasyacı” emperyalist bal gibi de bir araya gelebilir. Ve bu Türkiye için AKP’li ve İP’li işbirlikçilerinin iddialarının tersine çok çok kötü olur. Eğer biz Amerikancı, AB’ci, Rusçu veya Avrasyacı işbirlikçiliği yıkıp Tam Bağımsızlıkçı ve Kemalist bir yönelime giremezsek sonuç Türkiye için 1914’de olduğu gibi yine felaket olacaktır.


Bu yazı 286 kez okundu.

Ali Özsoy
SON EKLENENLER