• Çarşamba, Eylül 20, 2017

TSK’nın siyasileşmesi ve içerisinde bulunduğu vehâmet

eser
Eser Özaltındere
Eylül11/ 2017

Ne kadar zaman oldu tam hatırlamıyorum; internette Kültür eski Bakanlarından Prof. Dr. Suat Çağlayan’ın “önemli” bir yazısına denk gelmiş ve kaydetmiştim. Bu yazıya göre; Özel Kuvvetler’de de eğitmenlik yapmış ve yüksek rütbeden emekli olmuş bir subaya, kendisinin yetiştirdiği yine yüksek rütbeden başka bir subay geliyor ve dert yanarak, ümmetçi Reis’in “yeni TSK’sı” ile ilgili şunları söylüyor:
“Harbiyelilerin bütün sınıflarına, hiçbir özelliği olmayan fakültelerden öğrencileri doldurdular. Dördüncü sınıfa alınanları ise üç-dört aylık bir eğitimle Harbiye’den subay çıkardılar. Öyle ki, bu öğrenciler değil askerî eğitim görmek, Harbiye Marşı’nı bile ezberleyemediler. Bir de, ‘dışarıdan’ alınanlar var, onlar da üç aylık eğitimle subay yapıldılar. Özel Kuvvetler’in durumu daha da vahim. Kimin ‘seçtiği’ ve hangi ‘ölçütlerin’ kullanıldığı belli olmayan 200 kişiyi güya eğitime gönderdiler. Bunlardan nasıl Özel Kuvvetçi çıkacağını korku ve merakla izliyoruz!”
Bu arada emekli subay devam ederek, daha öncesinde Özel Kuvvetler’e nasıl subay alındığını anlatıyor:
“Geçmişte, Atatürk İlkelerine bağlı, askerliği seven ortaokul mezunları arasından ‘fen lisesine’ girecek düzeyde yüksek puan tutturanlar askerî liselere alınıyorlardı. Buradaki yoğun öğretimden sonra fen bilgileri yüksek, bir yabancı dili çok iyi ikincisini orta derecede bilen öğrenciler Harbiye’ye gidiyorlardı. Orasını bitirenler bir yıl ‘atış’ okullarında eğitim görüyorlardı. Sonrasında kıtaya gidenler arasından ‘komando’ olmak isteyenler, vücutça uygun görülenler ‘ağır’ testlerin ardından komando eğitimine yollanıyorlardı. ‘Özel Kuvvet’ taliplileri, ayrıca yıpratıcı ve ileri bir aşamadan daha geçiyorlardı…”
Aradaki farkı görüyor musunuz? Bir yanda, “zorlu” askerî lise sınavlarından itibaren Harbiye’den “subay” çıkana kadar “yoğun” bir eğitimle en “yetkin” derecede öğrenim gören “seçkin” bir öğrenci tabanı, Reis sisteminde ise; ne idüğü belirsiz, uygunluğu sınanmamış veya “yalapşap” bir elemeden geçerek üç-dört ay gibi “kısacık” bir eğitimden sonra “subay” yapılananlar… Herifler, “Harbiye Marşı”nı bile ezberlemekten acizlermiş!..
Bunların Halife/Padişahçı, Arapçı, Sünnici AKP iktidarı tarafından “belirlenmiş” kişiler olmaları da kuvvetle muhtemeldir. TSK’yı dönüştürecekler ya, ellerine geçen her fırsatı değerlendireceklerdir. Çünkü bu zevat, her konuya “ideolojik” yaklaştığı için; TSK’nın “kalitesinin”, savaşma gücünün düşüp düşmemesi onları pek ırgalamamaktadır. Onlar için önemli olan; TSK’yı parti ordusu hâline getirmektir. Eee, bu durumda değişen bir şey olmuyor ki; Cemaat’i temizliyorsun, kendininkini sokuyorsun! Ha Ali Veli, ha Veli Ali! Zaten her ikisinin ortak amacı da aynı değil miydi; Ordu’nun “Atatürkçü genetiğini” bozmak!..
Fakat, yazıdaki söylemlerde can alıcı başka bir nokta daha var, o da; Özel Kuvvetler için “kimin seçtiği belli olmayan” 200 kişinin eğitime gönderilmesi… Bunları belki AKP veya MSB seçti, belki de “Black Water” taklitçisi kuşkulu özel güvenlik şirketi SADAT’ın sahibi, Erdoğan’ın danışmanı emekli İslamcı general Adnan Tanrıverdi… Ordu’nun içerisine “Truva Atları” monte ediliyor. Bir de bu “kimin seçtiği” bilinmeyen kişiler “savaşçı” özel bir birimde “mevzilendiriliyorlar”. Bunların yarın öbür gün Reis’in emrinde bir “karşı devrim darbesi” için kullanılmayacağı ne malûm!..
Bir başka tehlike de; TSK’nın “kamplaşmalarla” bölünmesi ortamının oluşturulmasıdır. Yine, süreç içerisinde soktukları bu “yarım yamalak” subayların en “tepelerde” yer almalarını sağlayacaklardır. Çünkü, “KHK’lar rejimine” göre kimin Kuvvet Komutanı ya da Genelkurmay Başkanı olacağına veya “terfilere” MSB, yani “siyasî iktidar” karar verecektir. Onun için, 2017 YAŞ’ındaki yeni Kuvvet Komutanlarının tartışıldığı şekliyle Atatürkçülükleri pek de “önemli” değildir; AKP iktidarı, Cemaat benzeri yöntemlerle “geleceğe” hazırlanmaktadır. Bu bağlamda; “İmam Hatip” eğitimli sivil liselilerin TSK’ya girişlerde onların “arka bahçesi” olacağı da unutulmamalıdır. Ayrıca, bu “hızlandırılmış eğitimli” subayların aynı Fetullahçıların yaptığı gibi iç bünyedeki laik/Atatürkçü istihbaratında kullanılmaları da mümkündür. Tabii, laik/Atatürkçü kalmışsa!..
Bu arada yine bir “KHK’yla”, Osmanlıcı Reis’e bağlanan MİT’e TSK’nın “hücrelerine” kadar girme “yetkisi” verilmiştir. Kısacası, geçmişte Cemaat’in “yasadışı” yollardan yaptıklarını, iktidar olmanın avantajlarıyla ve KHK’larla kılıfına uydurarak “amaçları” doğrultusunda bunlar gerçekleştiriyorlar. Önceki dönemlerin başka bir ayrıcalığı da; Özel Kuvvetçilerin, Askerî Lise ve Harbiye gibi Atatürkçü “elit” öğrenci “tabanından” ve eğitiminden geliyor olmalarıdır. Yani bunlar; “kafaca”, ”vücutça” ve “bilinç” düzeyinde cumhuriyetçi “vatanseverler” olarak bu mesleğe en uygun çok “özel” kişilerdir. Bir de Reis sisteminde TSK’ya “sokuşturulan” özel kuvvet adaylarına bir bakın; kim oldukları ve yeterlilikleri “meçhul”, büyük olasılıkla da siyasî ve İslamî tandanslı kişiler… Sanki, Arap “Bedevi Ordusuna” özel kuvvetçi yetiştiriyorlar. Zaten, Ayhan Oğan adlı AKP’li militan demiyor muydu; “Yeni bir Türk silahlı kuvveti inşa ediliyor” diye! İşte, “gizli gündemlerini” ortalıklara saçıvermişler!..
Yukarıdaki yazıda dile getirilenlerin dışında, TSK’nın içerisinde kim bilir daha ne “dolaplar” çevriliyordur. Askerî Liselerin kaldırılması, Harbiye’nin MSB Üniversitesi denilen oluşuma bağlanması, Kuvvet Komutanlıklarının MSB’ye devredilmesi, Genelkurmay Başkanı’nın sıradan bir memura dönüştürülmesi, şehidin cenazesinde Itri’nin “Tekbir”inin seslendirilmesi, kışlada “İsmailağa” cüppe/şalvarıyla dolaşılması (yuh be!) filan hep, bu yazıda “örnekleri” verilen ve AKP’li meczubun ifadelerinde “deşifre” olan; “Yeni” bir TSK’nın “inşasıyla” doğrudan bağlantılıdırlar.
Bu projenin partnerlerinden biri de çok açık ve net; Hulusi’dir!.. AKP-Cemaat ortaklığında bu noktalara taşınmıştır. Medyaya; Siirt Tillo’da bayram, Millet Camisi’nde eski Kuvvet Komutanlarıyla birlikte sabah namazı kılma (hem de “üniformalı”, ayıp yahu!) 30 Ağustos Resepsiyonu’nda ise tarihe geçerek ilk defa Kuran-ı Kerim eşliğinde dua pozları vermesi ve bunları sürekli şova dönüştürmesi, onun ideolojik kimliği hakkında da ipuçları sunmaktadır. Oysa, böylesi “üniformalı” gösteriler; İslam ile namazın “ruhuna” aykırıdırlar ve bazı hesapların içerisinde olunduğunun göstergesidirler. Herhâlde ümmetçi Reis, müritleşmiş kesimlere mesaj vermesini istemiş olmalı! Memur ya, o da görevini yerine getiriyor ve karşılığını da alıyor; AKP’nin “egemenliğindeki” 2017 YAŞ’ın da üç kuvvet komutanının şutlanmasına ve gitmesi gereken ilk kişi olmasına karşın makamını koruyor…
Anlaşılan o, ki; 15 Temmuz’un yanında, TSK’nın dizaynında da “geçiş sürecine” gözcülük etmesi ve misyonunu son noktasına kadar kusursuz bir şekilde gerçekleştirmesi planlanmış!.. Zaten, TSK’daki YAŞ ertesi son sürpriz “atamalar” ve 7 general ile amiralin istifası da; “terfilerin” geleneksel hiyerarşik “teamüller” yok edilerek nasıl “siyasî oyuncak” hâline getirildiğinin en güzel örneğidirler. Hulusi sana ne desem bilmem ki!…


Bu yazı 27 kez okundu.

Eser Özaltındere
SON EKLENENLER