• Pazartesi, Mart 27, 2017

Türk’ün satrançla imtihanı

onurerkan
Genç Türk
Ocak09/ 2017

Türk tarihinde pek çok hükümdar satranç oynamış, üzerine çalışmalar yaptırmış hatta Timur gibi yeni taşlar ve yeni bir oyun tahtasıyla kendi satranç çeşidini oluşturan bile çıkmış.
I. Murat zamanında yazarı belli olmayan “Kitab-ı Şatranç” adlı kitap yazıldı.
Orta Çağ’ı kapatan büyük strateji dehası Fatih Sultan Mehmet iyi bir satranç oyuncusu olmasının yanı sıra Seferihisarlı İsmail oğlu Şaban’a “Satranç-Name-i Kebir” adlı kitabı yazdırdı.
Aynı isimde bir başka el yazması eser de 1503 yılında II. Bayezid’e sunuldu. Bu eserin yazarı Firdevsi-i Rumi kapsamlı araştırmasında o döneme değin oynanan tam 77 farklı satranç oyun biçimi hakkında bilgiler veriyor. Çeşitli tanınmış kişilerin satranç kıssalarını anlatıyor, ortaya çıkışı ve gelişimiyle ilgili çeşitli teorileri ve satranca yönelik dini bakış açılarını
inceliyor.
Osmanlı’nın satranç kıssası en ünlü hünkârı kuşkusuz Yavuz Sultan Selim’dir. Dönemdaşı ve rakibi diğer bir büyük Türk
hükümdarı Şah İsmail gibi o da satranç düşkünüdür. Anlatılan ünlü kıssa Sultan Selim’in şehzadeliği döneminde derviş kıyafetiyle Şah İsmail’in karşısına çıkıp onu mat etmesini konu ediniyor.
Kanuni döneminde birçok satranç kitabı çevrilmiş ve yazılmıştır. Çeviri kitapların en meşhuru Sırrı Hibabil Müsacede adlı Kadı Abdurrezzaki Şatrancı’ya ait “Karel’efrenç fi lubülş-şatranç” adlı kitaptır.
Ayrıca IV. Murat etrafındakilerle satranç oynamayı çok sever, III.Ahmet Polonya Kralı’na nezaket armağanı olarak satranç
takımı hediye eder, Abdülaziz satranççıları gözetirdi.
Büyük Türk Hükümdarı Emir Timur da satranç oynamayı çok severdi. Satrancı bir meditasyon yöntemi olarak kullandığı söylenir. Özellikle öfkelendiği zamanlarda satranç oynayarak rahatlardı. Normal satranç oyununu bir yerden sonra aşan Timur bugün hâlen Timur Satrancı diye oynanan yepyeni bir satranç formatı türetmiştir. Oyun tahtasını 10×11 yapmış taşlara iki deve, iki zürafa, iki boğa, iki aslan, iki debbâbe, iki öncü, bir vezir, bir gözcü ve diğer bazı taşları eklemiştir.
Bütün bunlardan ayrı olarak 1770 yılında Kutsal Roma Germen İmparatoriçesi Maria Therasa’ya hizmetinde çalışan mekanikçi Wolfang von Kempelen tarafından sunulan satranç aparatının adı The Turk yani Türk idi. Giyimiyle, bıyığıyla bir Türk olarak resmedilen ilginç öykülü aparat koca Napolyon ile de oynamış ve devirmişti!
En azından vaktiyle ve sunuluşu itibariyle tarihin ilk satranç yapay zekalı aygıtı olan mekanik Türk, 120 cm uzunluğunda, 105 cm genişliğinde ve 60 cm yüksekliğindedir. Akçaağaçtan ve üzerine satranç tahtası çizilmiş tekerlekli bir kabinet önünde oturan bıyıklı, sarıklı ve pelerinli bir Türk figüründen oluşuyordu. Öndeki kapak açılıp dolabın ve Türk’ün içine bakıldığında irili
ufaklı pek çok kaldıraç, makara ve başka karmaşık mekanik sistemler görülebilmekteydi.
Kurularak çalışan Türk, karşısındaki gönüllüyle satranç oynamaya başladığında, gözleri satranç tahtasını tarıyor, başını arada bir sallayıp satranç taşlarını eliyle hareket ettiriyordu. Mekanik Türk uzun yıllar izleyenleri hayrete düşürdü. Çok sonraları ise işin aslında Türk’ün altındaki kabinin iç dizaynı sayesinde -bir nevi illüzyon numarası- içeriye usta bir satranççının girip kurulu düzenekte, fiziksel açıdan zor şartlara rağmen taşları oynatması yatıyormuş.
Avrupa’da sunumu anlamıyla bilinen ilk yapay zeka satranç aygıtına Türk denmiş. Bu Türklerin stratejik veya taktiksel zekalarına
bir saygı ve övgüyü barındırıyor.
Satranç gibi zeka oyunu deyince akla ilk gelen sporla ilgili geçmişten övünçle bahsedilecek çok miras bırakılmış. Bunları hatırlayalım dedik. Yoksa lafı laf, kendi adam olmayanların bir zırvasına yanıt vermek değildi amaç.
Onur Erkan


Bu yazı 36 kez okundu.

Genç Türk
SON EKLENENLER