• Perşembe, Kasım 23, 2017

Ülkerler ve Perinçek

ergunpoyraz
Ergün Poyraz
Eylül11/ 2017

Malum darbe girişimi sırasında yaşanan en ilginç olay ise Murat Ülker’in demokrasi nöbeti tuttuğu haberiydi.
Ülkerlerin en belirgin özellikleri; antikomünist görünümler altında irticai olarak nitelendirilen yayınlara ve oluşumlara destek vermeleriydi. 60’lı yıllarda “Tohum” dergisine verilen destekler Ilıcakların Tercüman’ı ile devam ediyor, Gülen hareketine yaptıkları katkıları ile sürüyordu.
Fetullah Gülen, Sabri Ülker için, “Türkiye’nin Maliye Bakanlığı çok rahatlıkla ona teslim edilebilir” diyordu. Fetullah’ı böyle konuşmaya iten neden; Sabri Ülker’in, Gülen okulları için kendisinden istenen paranın beş katını vermesiydi.
Fetullah’a istediği paralar verilince de Ülkerlerin mamulleri başta İstanbul olmak üzere her tarafta kolayca dağıtılıp satılıyordu.
Ya para vermeyenler?
Gelin onun cevabını da; Eti bisküvilerinin kurucusu ve Onursal Başkanı Firuz Kanatlı versin: “Fetullah Gülen’den icazet almazsanız sizin mallarınızı satmıyoruz.”
Kanatlı, Eti mallarını satmak için Fetullah Gülen’den icazet almakla karşı karşıya kaldıklarını, Cemaat’in kendisinden para istediğini şöyle anlatıyordu:
“Kendi arabalarımızla büyükşehirlere dağıtıma başladık fakat müddet sonra distribütörlüğe geçmemiz gerekti. Çünkü Ülker, daima en büyük rakibimiz oldu, bir distribütöre geçmişti, bizim de geçmemiz gerekiyordu. İstanbul’da Kadıköy tarafında büyük bir distribütör var, o bölgeyi ona verdik. Fakat baktık ki pek iyi de satamıyor. ‘Sizden daha iyisini bekliyoruz’ diyoruz ona. Bir gün geldi, ‘Fetullah Gülen Hoca’dan icazet alamazsanız ben sizin malınızı satamayacağım. Kusura bakmayın’ dedi.”
İcazet almaya gittiklerinde önlerine yüklü miktarda çek konur, “hadi imzalayın” diye… Ya işte böyle, Fetullah’a haraç vermeyenlere yaşama şansı bile yok.
Parayı bol verene de hazinenin anahtarları… Ne güzel “al gülüm ver ödülüm, pardon gülüm…”
Gülen ve Gülen örgütlenmesinin bugün bu duruma gelmesinde Ülker ailesinin katkıları oldukça fazlaydı…
1980 darbesi sırasında aranırken Sabri Ülker’in kızının yazlığında kaldığını Fetullah’ın söylemlerinden öğreniyorduk…
Sadece Sabri Ülker’in kızının yazlığında mı?
Olur mu?
Yine Fetullah’ın anlatımlarında, Ülker’in Ankara’daki fabrikasına çok özel durumlarda uğrayıp kaldığını da dinliyorduk.
Sonra; Murat Ülker demokrasi nöbetinde; kamera şakası gibi…
Tabii, yerseniz…
Üstelik dolma da var…
Bakın dolma dedim de aklıma ne geldi.
Az önce vurguladım. Fetullah’ı en çok destekleyen Ülker’in reklamları nerde yayınlanıyor?
Tabii ki “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyen Aydınlık’ta…
Tarihi yalan
Tarih, 21.04.2009!
Yer, 13. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonu, Silivri!
Bakın, bugünlerde “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye yeri göğü inleten Doğu Perinçek o gün, hakimlerin gözlerinin içine bakarak neler söylüyordu:
“İşçi Partisi bir siyasi partidir, kendi organları vardır. Ve organları tarafından yürütülür. Ona talimat verebilecek bir babayiğit yoktur. Karl Marks mezarından çıksın, Atatürk Anıtkabir’den kalksın o da talimat veremez…”
Hem “Mustafa Kemal’in askeriyim” diyeceksin. Hem Mustafa Kemal’den emir almayacaksın. Hem de bu sözleri Fetullahçı hakimlerin gözlerinin içine baka baka söyleyeceksin.
Perinçek; bu sözleri ne zaman söyledi?
38. celsede; ben, Sedat Sami Haşıloğlu’nun Fetullahçılık belgelerini mahkemeye sunmuş ve “Sizler bizleri yargılayamazsınız. Sizler tarikatçısınız, bizler Atatürkçü, hasım hasımı yargılayamaz” dedikten sonra…
Perinçek bakın 27.01.2009 tarihli 43. celsede neler söylüyordu:
“… Ben sizlerin eninde sonunda doğru karar vereceğinizi biliyorum. Bunda hiçbir şüphem yok. Sizlerin kişiliklerinize de güveniyorum. Biliyorsunuz sanıklar hakimleri araştırır. Hakimler sanıkları araştırır. Hakimler sanıkları araştırır, bu sanıklar nedir, kimdir? Bu suçu işlemiş mi? Sanıklar da oradan buradan sorarlar bu zatlar kimlerdir nasıl adamlardır, dürüst müdür, temiz mi, etki altında kalır mı?
Bizim araştırmamızın sonucunu söyleyeyim. Siz tertemiz ak alınlı hakimlersiniz. Biz sizi aklıyoruz. Sanıklar da hakimleri aklar, sanıkların da hakimler hakkında yükümlülükleri vardır… Sizin doğru bir karar vereceğinizi biliyoruz…”
Oysa ben Perinçek’ten 5 celse önce araştırmamın sonucunu belgelerle ortaya koymuştum; hakimler FETÖ’cüydü…
Ne garip ki belgeleri gören Perinçek tüm gerçeklere rağmen hakimleri yere göğe sığdıramıyordu.
Hani şimdi de “FETÖ’cülerle mücadele ediyoruz” diyorlar ya; buna inanmak için ya Aydınlıkçı olmak gerekir, ya da…
Neyse…


Bu yazı 430 kez okundu.

Ergün Poyraz
SON EKLENENLER