• Cuma, Ekim 20, 2017

Ulusal Parti’nin lideri, tüm ulusun lideri: Gökçe Fırat

ali
Ali Özsoy
Mart13/ 2017

Tutuklu tek liderin partisiulusalpartikurulus
27 Şubat 2017’de Ulusal Parti 2. Olağan Partisi düzenlendi. Ancak Ulusal Parti’nin Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu kongrede mevcut değildi. Çünkü AKP faşizmi tarafından Silivri zindanında tutsak tutuluyordu.
Her kongrede partiler bir önceki dönemin çalışma raporunu sunar. Ulusal Parti’nin çalışma raporu nedir? Ulusal Parti’nin raporu basittir. Genel Başkanı iktidar tarafından rehin alınmış tek partidir Ulusal Parti. Lideri susturulamadığı için hukuksuz bir şekilde 6 aydır dört duvar arasında tutulan tek partidir Ulusal Parti.
Yaptığı muhalefet, uyarıları ve dile getirdiği gerçeklerle, salt duruşu ve varlığı ile tek başına AKP için büyük bir meydan okumadır Gökçe Fırat Çulhaoğlu. Tavizsiz Kemalist ve milliyetçi duruşu ile işbirlikçi hain iktidarın 15 yılda yarattığı kokuşmuş düzenin hepsi için en büyük tehdidi oluşturan tek liderdir Gökçe Fırat Çulhaoğlu. Son iki seçimdir akla hayale gelmeyecek kumpas ve suçlamalarla özgürlüğü gasp edilen tek muhalefet lideridir Gökçe Fırat Çulhaoğlu.
Ve şu anda hâlâ rehin… Çünkü korkuyorlar. Dışarı çıkarsa yine korkmayacak, yine gerçekleri haykıracak.
16 Temmuz sabahı bir yiğit
Ulusal Parti’nin raporu Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun bütün Türk milleti için verdiği direniş ve mücadeledir. Bu direniş tarihe sadece Ulusal Parti için değil, Türk milleti için de bir gurur kaynağı olarak geçecektir.
15 Temmuz’dan sonra Türk milletinin tarihinin en karanlık en utanç verici sayfaları yazılmaya başlandı. Ancak 100 yıl sonra bile Türk gençleri bu dönemi okurken, sadece bir lider sayesinde, Gökçe Fırat’ın tavrı sayesinde, Türk aydını, Türk devrimcileri, Türk milliyetçileri, Atatürk’ün askerleri direnmiş, teslim olmamış diyebilecek. “Bunca ihanet ve rezalete karşı tek bir ses bile çıkarmamışlar mı” diye bizim kuşağımızı mahkûm edilmeyecekse bu sadece ve sadece Gökçe Fırat sayesindedir. Gökçe Fırat’ın 16 Temmuz sabahı yaptığı konuşma tarihe Türk ulusunun alnının akı olarak geçecek.
Gökçe Fırat tutuklandı. 16 Temmuz günü yaptığı konuşma için. Daha 15 Temmuz gecesi saat 23’te halka yaptığı çağrıdan dolayı. Güzel memleketimizi yok etmek isteyenlerin kumpasına karşı herkesi uyardığı için.
Neredeydi diğer liderler? Erdoğan?Binali Yıldırım? Saatler boyunca ortalıkta yoktular. Bahçeli oyunun parçasıydı. Kılıçdaroğlu provokasyonu gördü ve “provokasyona gelmemek” için o da o gece etkisiz ve sessiz kalmayı seçti.
Askerlerimizin ve koskoca Türk Ordusunun kurban edilmesini engellemesi gerekenler neredeydi? Hâlâ meçhul. Akar neredeydi? Fidan neredeydi?
O rezil geceyi yaşatanların hepsi tarih önünde hesap verecek. Bir tek Gökçe Fırat sesini yükseltti koskoca ülkede. Hemen öne atıldı. Askere “kışlana dön”, halka “evine dön” dedi. “Askeri kışladan çıkaranların, halkı sokağa dökenlerin Allah belasını versin” dedi. Belki de Gökçe Fırat sayesinde yüzlerce hayat kurtuldu. Uyarıları dinlenseydi herkes kurtulabilirdi. Türkiye kan gölüne dönmeyecekti.
Ve hepsinden önemlisi, 16 Temmuz sabahı, “kim güçlü kim kazandı”, “güç dengesi ne olur”, “başımıza ne gelir” falan da demedi. “Boğaziçi Köprüsü’nde askerlerimizi şehit eden alçak köpekler” diye seslendi. “Hesap vereceksiniz” dedi.
İşte lider buna denir. Bu yüzden zaten hapse atılan tek lider O’dur.
Lider var lider var
Lider kelime anlamı olarak öncülük eden, en önden yürüyüp yol gösteren demektir. Yabancı kökenli “lid” fiilinden gelir. Önden yürüyüp, arkasındakilere yol gösteren…
Türkiye’deki her partinin başkanına lider deniyor. Peki ama kelimenin “önder“ anlamıyla kaçı gerçekten lider? Kemal Kılıçdaroğlu bir liderdir. CHP’nin Genel Başkanı olduğu için anamuhalefet lideri sıfatına sahiptir. Peki öncülük eder mi halka? Tehlikeleri en önde göğüsler mi? İlk mermiyi yeme pahasına, ilk hapse atılan olma pahasına korkusuzca halka gerçekleri anlatır mı?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun şu sözlerini ele alırsak halka gerçekleri korkusuzca, tüm çıplaklığıyla anlatma eylemini örneklemiş oluruz:
“Olayı kendi bağlamında düşünüp değerlendiremezsek bu anayasa değişikliklerinin amacını yeterince anlayamayız. 15 Temmuz kontrollü bir darbe girişimidir çünkü 20 Temmuz darbesine gerekçe gerekiyordu. OHAL’in ilanıyla bir dikta yönetiminin hukuki altyapısı oluşturulmaya çalışılmaktadır.”
Bu, çıplak gerçeği ortaya koyan cesur bir açıklama. Ama tam da lider olmadığının ispatı ne yazık ki. Çünkü bu açıklama 19 Aralık 2016’da yapıldı. Oysa bu açıklamanın aynısını 16 Temmuz günü Gökçe Fırat yapmıştı. Yani tam 5 ay 5 gün önce. 15 Temmuz’un sabahı. Ve Kılıçdaroğlu bu gecikmiş açıklamayı yaptığı zaman Gökçe Fırat tam 3,5 aydır Silivri zindanındaydı.
Arada geçen 5 ay 5 gün boyunca neler oldu? Yüzlerce insanımız katledildi. 50 bini aşkın insan hapse atıldı. 100 binlerce insanımız memuriyetten ve işinden atıldı. Binlerce kişi işkenceye uğradı. Milyonların hayatı karardı.
Türk Ordusu dağıtıldı ve saraya bağlandı. Harp Okulları kapatıldı. Gazeteciler, öğretim üyeleri, aydınlar, sıradan muhalif gençler ya susturuldu ya hapsedildi. Türk Ordusu Suriye’de savaşırken, bir milyona yakın Suriyeli vatandaşlık aldı. İstanbul semalarına Barzani’nin şerefine “kürdistan” paçavrası çekildi. Ve Anayasa değişikliği adı altında Cumhuriyet’i yıkacak son darbe Meclis’e getirildi.
Korkmayana lider denir
5 ay 5 gün bekleyene lider denmez. Önden gitmemiş, tehlikeleri üstlenmemiş, halkı korumamıştır CHP. Arkadan gelmiştir. Halkın ve sıradan insanların muhalefetinin çok gerisine düşmüş, adeta kitlesinin arkasına saklanmıştır. Çok kritik ve çok hayati 5 ay 5 gün sonra ancak gerçekleri dile getirebilmiştir Kılıçdaroğlu.
CHP muhalefetin en büyük gücü. Daha ilk günden halkı, adaleti ve demokrasiyi korumalıydı. Bilmiyorlar mıydı o zaman da “kontrollü darbeyi” ve “esas darbeyi.” Ama o ilk ve en karanlık günlerde söylemesi gerekeni “esas darbe OHAL darbesidir” cümlesini Türkiye’nin üstünden OHAL faşizmi dümdüz geçtikten 5 ay sonra dile getirdi Kılıçdaroğlu. İlk OHAL oylamasında evet veren CHP vekilleri bile vardı. Çünkü o zaman Kılıçdaroğlu “milli birlik” adına Yenikapı Mitinglerine gidiyordu. Cumhuriyet’i ve demokrasiyi korumakla yükümlü olan CHP’nin koskoca gövdesini yoldan çektiler. “Buyur saray bize dokunma, istediğini yap.” Önü açılan faşizm de gözü dönmüş bir şekilde halka, subaylara ve aydınlara saldırdı.
Ve şimdi Kılıçdaroğlu tüm samimi vatanseverler ve muhalifler gibi 16 Temmuz günü Gökçe Fırat’ın söylediklerinin aynısını söylüyor. Ama Gökçe Fırat hapiste çünkü bir gün bile beklemedi halkı ve siyasetçileri uyarmak için. Kimse “erken öten horoz” edebiyatı yapmasın. Mesele halka karşı sorumluluktur. Bunu yerine getirene LİDER denir. Türkiye’de de tutuklu tek siyasi parti lideri bu yüzden Gökçe Fırat’tır.
Bugün 15 Temmuz davaları başladı. Tutuklu askerlerin ifadeleri o kadar çarpıcı ki. Hulusi Akar ile Hakan Fidan’ın 14 Temmuz günü bir askeri kışlada tam 6 saat toplantı yaptıkları ortaya çıktı. Gazeteci Müyesser Yıldız bakın nasıl aktarıyor Ankara’daki herkes tarafından bilenen “sırrın” sonunda ifşa olma sürecini:
“Yaklaşık 1.5 ay kadar önce bu iddiayı duyduğumda inanamadım. Bu bilginin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da ulaştırıldığı, ancak ‘açıklamaya cesaret edemediği’ öne sürülünce iyice şaşırdım, ama iddianın peşini bırakmadım.”
Allah’a şükür Türk milletinin korkmayan, “cesaret edebilen” en azından bir tane evladı var. Ve onun yolunda yürüyen bir partisi. Ulusal Parti için bundan büyük bir onur olabilir mi?
Gökçe Fırat ve Ulusal Parti Türkiye’yi kurtaracak
Gökçe Fırat için savcının hazırladığı iddianamede üç suçlama var: Bir. 15-16 Temmuz günü yaptığı ve bugün bütün muhalefetin sahiplendiği cesur açıklamalar. İki. Sahte diplomayla ilgili Gökçe Fırat’ın açıklamaları. Üç. Gökçe Fırat’ın “Kanlı Başkanlık Yolu” kitabında da yer alan makalelerindeki uyarılar.
Gökçe Fırat’a düşünceleri ve yazdıkları için “terör örgütü” suçlaması yapılıyor. Buna “düşünce suçlusu” diyebilir miyiz? Bence öncelikle “cesaret ve halka sadakat” suçu demek gerekir.
15-16 Temmuz günü herkesin gördüğü, düşündüğü gerçekleri dile getirdi Gökçe Fırat. Cesareti bir tek O gösterdi. Çünkü halkına, vatanına bir vefa borcu vardı. Halkına öncülük, liderlik etme görevine sadık kalmalıydı. 5 ay O da bekleyebilirdi ama beklemedi. “Neme lazımcılık” bir siyasi liderin tavrı asla olamaz. Olursa ona parti lideri değil partinin bekçisi denir.
Diploma meselesini zaten biliyoruz. Gökçe Fırat yıllardır dile getiriyor. Bu konuda korkusuzca mücadele eden Türkiye’de tek lider kendisidir. Gazeteci olarak ise bir tek Ergün Poyraz var. CHP ancak 3 ay önce Meclise getirebildi diploma meselesini. Ah, ah. Çok çok geç. Ve hapisteyken Gökçe Fırat’a diplomadan dolayı bir dava daha açıldı. Sahteciliği yapan değil ortaya çıkaran yargılanıyor.
Üçüncü meseleye gelirsek. Gökçe Fırat 7 Haziran’dan sonra Türkiye’yi kan gölüne çeviren, canlı bombaları halkın arasına salan, iç savaş ve kaosu yine “kontrollü” bir şekilde kışkırtıp, en sonunda da kontrollü “darbe”yi tertipleyenleri daha bu olayların çoğu gerçekleşmeden “Kanlı Başkanlık Yolu” kitabında ifşa edip, halkı uyarmıştı. Gökçe Fırat hapisteyken bu kitabı için de yeni bir dava açıldı kendisine.
Ve bu hafta Cumhurbaşkanı Başdanışmanı sıfatı taşıyan İlnur Çevik twitter’da şu açıklamayı yaptı: “Hayır diyenlere: 7 Haziran sonrası Türkiye’deki kaos ve istikrarsızlığı mumla ararsınız.”
Gökçe Fırat korkusuzca “kaos ve istikrarsızlığı Saray ve MİT yarattı” dediği için hapiste. Saraydan ise resmen evet biz yarattık ve hayır derseniz daha beterine hazır olun açıklaması geliyor.
Saray hiçbir şeyi gizlemiyor. Halkın, aydınların ve muhalefet liderlerinin korku duygusuna sesleniyor. Gökçe Fırat ise korkmuyoruz diyenlerin sesi oluyor. Bu yüzden hepimiz için bedel ödeyen tek gerçek lider o.
Ne mutlu bize ki böyle bir lideri var Türk milletinin. Bu cesaret, bu öngörü ve bu sağduyu er ya da geç etrafına örülen bütün duvarları yerle bir edecek, Türk ulusunu birleştirecek ve Atatürk’ün ifadesiyle “kahrolası istibdadı” yıkacaktır. Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve Ulusal Parti Türkiye’yi kurtaracaktır.
Tarih hükmünü verdi. Gökçe Fırat artık sadece Ulusal Parti’nin değil bütün Türk Ulusu’nun lideridir. Bu yüzden de vatan haini, bölücü, işbirlikçi faşizmin zindana attığı tek siyasi liderdir.
Zindanlardan geçen Atatürk gibi, zindandaki Gökçe Fırat’ın Ulusal Parti kongresine gönderdiği mesajdaki gibi “yolumuzdan dönmeyeceğiz, yılmayacağız, çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız ve biz kazanacağız!”


Ulusal Parti Genel Başkanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu’nun Ulusal Parti 2. Kongresi’ne gönderdiği mesaj

Ulusal Parti Kongresine katılan sevgili arkadaşlar. Partimizin bu kongresinde fiziken yanınızda bulunamasam da, tüm umudum ve gönlümle yanınızdayım. Anıtkabir’de Ata’mızın huzuruna çıktığınızda, kendinizi bir avuç ve yalnız hissetmeyin. Fatih’ten Şah İsmail’e, Timur’dan Babür’e, Bedreddin’den Nâzım’a, Deniz Gezmiş’ten Erkin’e Türk Milletinin gönlü ve umudu sizinle birlikte olacak.

Atalarımızdan aldığımız öğüdü unutmayın. Kaleleri değil gönülleri fethedin. İnanıyorum ki Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkarken yaşadığı zorluklar ve yalnızlıklar nasıl aşılmış ise bizleri bugün yaşadığımız da aşılacaktır. Türkiye’nin geleceğini Ulusal Parti kurtaracaktır.

Yolumuzdan dönmeden. Umudumuzu yitirmeden. Daha fazla çalışacağız çalışacağız çalışacağız.

Biz kazanacağız!

Ulusal Parti Genel Başkanı
Gökçe Fırat Çulhaoğlu


Bu yazı 327 kez okundu.

Ali Özsoy
SON EKLENENLER