• Cumartesi, Mayıs 26, 2018

Wilhelm Reich
ve Faşizm’in cinsel patolojisi

ali-ozsoy
Ali Özsoy
Şubat07/ 2018

Her deprem sonrası yaşanan zina tartışması
Türkiye’de ahlak tartışmasında hedef kadınlar, gençler ve hatta çocuklar.
Oysa ahlak savaşçılarının kim olduklarına baktığımızda çoğu zaman iğrenç bir portreyle karşılaşıyoruz.
Bir tarafta büyük bir çürüme var. Diğer tarafta çürümenin esas kahramanları (!) “ahlak savaşçısı” gestapolar gibi dikiliyor karşımıza: “Batının teknolojisi yerine ahlaksızlığını aldı Cumhuriyet.”
Ahlaksızlıkla suçlanan toplumun orta sınıfı, eğitimli kitlesi, öğrenciler, kızlı erkekli sohbet edecek kadar naif insanlar, kadınlar, genç kızlar…
Burada cinsel bir gestopa tavrı var. Oysa Türkiye’de “aile değerleri” de en çok suçlanan bu sözde “Batıcı” kesim tarafından yaşatılıyor. Evlilikler, ilişkiler kılı kırk yararak yaşanıyor. “Türk aile yapısı” diye bir olgu varsa esas eğitimli orta sınıfta devam ediyor bu gelenek. Okumuş bir kız asla kişiliğine saldırıyı kabul etmiyor. Gerçekten de seçici ve özgür kıza kimse hiçbir şey dayatamaz. O kız “ahlaksız” suçlamasıyla en çok karşılaşan kişi oluyor. Yanına bile yaklaşamayacakları kadar saygın bir genç kadını küfürle, sindirmeyle, tacizle, linçle ele geçirmek isteyen faşist bir hareket var.
Her depremden sonra yaşanan zina suçlamaları ve kadın nefreti kampanyaları tipik bir örnektir. “Bodrum’da plajda tsunamiden Allah’ım bizi kurtar diye kaçışan mayolu kızları gördünüz mü?” diye ağzı sulanan bir tip. Oysa deprem geceydi. Plajda kimse yoktu. Tek bir kişi bile ölmedi. Zina, fuhuş da asıl “muhafazakar” illerde yaşanıyor. Karadeniz’den otobüslerle uçaklarla binlerce erkek çoluğunun çocuğunun rızkını Ukrayna’daki, Batum’daki kadınlara atmak için her hafta sefere çıkıyor.
Faşizmin temelinde yer alan bir “cinsel patoloji” bu. Cinsel açlık şiddet ve toplumsal nefret olarak faşistler olarak örgütleniyor.
Ve bu ne İslam dünyası ne de feodaliteyle sınırlı bir durum. Almanya örneği ve NAZİ’lerin cinsel açlık ile şiddeti örgütlenmek için nasıl kullandıkları çok önemli bir ders içeriyor.
Linç edilmiş bir deha
Wilhelm Reich’ın “Başı Dertte İnsanlar” kitabını tanıtacağız. Wilhelm Reich düşüncelerini cesurca savunmanın bedelini çok ağır bir şekilde ödemiş eşine az rastlanır bir düşünür. Psikanaliz’in ve Psikiyatri’nin kurucusu Sigmund Freud’un Avusturya’daki en parlak öğrencisi. Ancak Freud’un teorisini geliştirirken, en önemli temel ayaklarını reddettiği için Freud ve camiası tarafından aforoz edilmiş. Muhafazakârların hoşuna gidebilir. Odipüs Kompleksini ilk çürüten psikiyatrist diyebiliriz. Ama muhafazakârların hoşuna gitmeyebilir, Freud gibi o da tüm ruhi hastalıkların temeline cinsel sorunları koyuyor. Ancak Reich cinsel sorunu “yaşam enerjisi” olarak adlandırdığı genel bir kuramın bir parçası olarak görüyor. Böylelikle cinsel sorun genel bir özgürlük sorununun bir parçası oluyor.
Oysa kendisi öldükten sonra 60’lı yıllarda Reich’ın kuramlarını öne sürerek “cinsel devrim” çağrısı yapan Batılı liberaller ve hippiler, O’nun “yaşam enerjisi” kuramını göz ardı ettiler. Ve elbette özünde radikal bir anti-kapitalizm içeren özgürlük kuramını da.
CIA “yaşam enerjisi” teorisinin yaygınlaşması üzerine, Reich’ı “aklını kaçırmış bir şarlatan” olarak damgalayıp, tımarhaneye kapattı ve orada onu katletti… CIA’nin teşvik ettiği sözde taraftarları da 1960’larda özgürlük sorununu göz ardı edip tam da kapitalizmin istediği anlamda bir “cinsel özgürlük devrimi” gerçekleştirdi.
Reich önceleri Psikiyatri ile Marksizm’i bağdaştırmaya çalıştı çalışmalarında. Psikiyatri Birliği’nden atıldıktan sonra Komünist Parti tarafından da aforoz edildi. “Yaşam enerjisi” ve cinsellik kuramı anti-Marksist ve idealist kabul ediliyordu. Adeta dinlerin vaaz ettiği maddeden bağımsız “ruh” kavramı gibi…
Siyasi mücadelesi de çok dikkat çekicidir. Avusturya’da faşizme karşı silahlı mücadeleyi savunan ve bunun için doktorluk mesleğini bırakan bir radikaldir. Almanya’ya kaçtıktan sonra görüşlerini yineledi. Komünist Parti’yi üç konuda eleştiriyordu. Bir Moskova’ya bağlı olmak. Moskova sürekli Alman junkerleri ve Nazilerle flört ediyor ve dış politika çıkarları için saçma sapan kuramlar öne sürüp Alman Komünist Partisi’nin Hitler’e karşı anti-faşist bir cephe oluşturmasına engel oluyor, sosyal demokratları adeta baş düşman ilan ediyordu. İkincisi Reich Alman Komünist Partisi’nin Naziler gibi silahlanması gerektiğini belirtiyordu. Üçüncüsü faşizmin esas tabanının gençlik, gençliğin esas sorununun ise cinsellik olduğunu ileri sürüyordu.
Bu tezlerini işlediği bir kitapçık Almanya’da bir milyondan fazla satılınca Alman Komünist Partisi kendisini üyelikten attı. Kendisini tıpkı Naziler gibi sapık ve ahlâksız ilan ettiler.
İnsanın cinsellik ve şiddet gerçeği
Oysa Reich toplumda zaten var olan ahlâksızlığın ve sapıklığın kökenine inmeye çalışıyordu. 1920’lerin Almanyası tıpkı bugünkü Türkiye gibiydi. Muhafazakâr ve faşist sağ çok büyük yükselişteydi. Diğer taraftan da ekonomik ve siyasi kriz toplumda tarif edilmez bir yıkım yaratmıştı. Çok büyük bir işsizlik tufanıyla birlikte, fuhuş da patlamıştı. Bugünkü Türkiye gibi ahlâk vaazları ile fuhuşun kol kola zirvelere ulaştığı bir Almanya vardı.
Reich bir doktor olarak küçücük kızların kürtaj yaptırırken hayatını kaybetmesine karşı önce bir kampanya başlattı. Gençlere kürtaj desteği verilmesi gerektiğini savunuyordu. Komünistlere göre fuhuşu bitirmenin yolu yoksulluğu bitirmekti. Ancak Reich buna ek olarak “cinsel yoksullukla” da savaşılması gerektiğini savunuyordu.
Reich’a göre her insanda bir yaşam enerjisi vardır. Cinsel tabular ve ikiyüzlü ahlâk normları cinselliği bastırarak bu yaşam enerjisinin şiddete, tecavüze ve fuhuşa kanalize olmasına ve faşizmin kitle temelini oluşturan hasta ruhlu bir insan tipinin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Hem komünistler hem faşistler tarafından ahlaksızlıkla suçlanan Reich aslında tam tersine “parayla seksi” ve cinsel açlığı gidermek için kıyıda köşede yapılan “kaçamakları” yaşam enerjisinin kendisini var ettiği değil, tam tersine yok ettiği ve ölüm enerjisine ve şiddete yol açtığı alanlar olarak görür. Aslında Reich çok yaygın tabirle“aşksız, sevgisiz cinselliğe” karşıdır. Ama yasakların bu tür cinselliğin esas kaynağı olduğunu düşünür.
Başı dertte insanlar
“Başı dertte insan”dan kastettiği Reich’ın aşkını özgürce yaşayamayan gençlerdir esas olarak. Reich’e göre Alman gençliğine aşık olma ve aşkını yaşama özgürlüğü tanınmalıdır. Bazı önerileri uç gibi gözükür. Örneğin gençlerin aşklarını özgürce yaşayabilecekleri evlerin sağlanması gerektiğini savunuyordu. Ben bugünün Türkiyesi için asla önermiyorum. Ama 1920’lerin Almanyası için tutarlı önerilerdir. Reich Alman gençliğindeki cinsellik ve şiddet açlığını açıkça tahlil etti. Komünist Partisi’nin bu iki enerjiyi de örgütlemesi gerektiğini öne sürüyordu. Şiddeti tamamen dışlamıyordu. Cinsel kompleks yaşamayan birinin şiddete ancak gerekli, yapıcı ve devrimci amaçlarla başvuracağını savunuyordu. Aksi takdirde şiddeti uygulayan komünist bile olsa faşizme yönelecektir. Cinsellik ve şiddet silahlarının Nazilerin elinden alınmasını ve insanları köleleştiren değil özgürleştiren bir amaç için gençliğin serbest bırakılmasını savunuyordu.
Silahlı mücadele çağrısı da basit bir sol radikalizmin sonucu değildi. Alman gençliğinin gerçekliğinden çıkıyordu. Komunist Parti kendisini partiden atınca Reich onların da insanlığın özgürlüğü değil köleliğini savunduğunu ilan etti. Ancak artık Almanya’da hayatı tehlikedeydi.
İlginç bir şekilde sürekli “aile değerleri”, “sapık kozmopolitlerin ahlaki yozluğu”, “ırz düşmanı Yahudiler ve komünistler” propagandası yapan Naziler, gençlik örgütlerinde en adisinden cinselliği -sık sık düzenledikleri pikniklerle- yaşatıyorlardı. Gençliğin “şiddet” ihtiyacı da SA örgütlerinin düzenlediği tedhiş, vahşet ve pogrom partileriyle gideriliyordu. Naziler Reich’ın önerdiklerini tersinden uyguluyordu. Tıpkı 1960’larda CIA kontrolündeki Amerikan Yeni Solu’nun “cinsel devrimle” yapacağı gibi.
Bugün de benzer bir durum yok mu? Dinsel bir faşizm propagandası yapanlar seksi en çok kafaya takan ve toplumda en düşük karakteri sergileyenler genellikle. Toplumun en ahlâksızları, otçular, değnekçiler, torbacılar, sübyancılar, oğlancılar, pezevenkler, cinsel açlığın doruklarında yaşayanlar topluma “ahlâk getirme” seferberliği içinde. Etrafa sağa sola küfrediyorlar. En büyük sloganları “şunun karısı bize helal, bunun kızı bize helal.” Bu ahlâk ve ırz düşmanı sapıklar kafayı kadınlara takmışlar çünkü kafalarında sadece o var.
Güya “İslam”ı ve muhafazakârlığı savunan bir partinin teşkilatı düşük karakterli ve düşük ahlâklı insanların barınağı haline gelmiş durumdadır.
Şiddet ve seks düşkünleri için faşist iktidarın kalkanı büyük bir mıknatıstır. Bu soysuzlar sürüsü faşizm ile birlikte güçlenirken, kendileri gibilerini daha çok yaratırlar tabanda. Bu planlı da değildir. Kendiliğinden işleyen hayvani bir mekanizmadır adeta.
Faşizmin tabanındaki insan tipini anlamak zorundayız. Bu insan tipi ideolojik bir sorunun değil, psikolojik bir sorunun ürünü. İslam’ı, milliyetçiliği, sosyalizmi sorgulamak bu açıdan saçma. Türkiye’de kışkırtılan ahlak-ahlâksızlık tartışmalarında da karşınızda tipik bir “yobaz” var sanmayın. Bu klasik bir yobaz değil yeni tür bir faşist düşkün. Bu yüzden bu tartışmalarda genel olarak haklı olan laik kesim hep aynı tuzağa düşüyor. Din tartışmasına giriyor. Oysa ahlâkı, aileyi ve hatta İslam’ın gerçek ahlâkını asıl siz savunmalısınız. Sokak serserisi ile tekke yobazı arasındaki farkı görmek zorundayız. Her ne kadar bu iki tipi tek bir vücutta birleştirmede epey yol kat etmiş olsa da.
Yaşam enerjisi ve özgürlük
Reich’ın “yaşam enerjisi”-Orgon kuramı bir noktadan sonra çok ileri noktalara ulaşmış. Ben bu kuramı eleştirecek ya da savunacak bilgi birikimi düzeyinde değilim. Düşmanları ona icat ettiği “Orgon makinesi” üzerinden çok saldırdılar. Ve sonunda Avusturya, Almanya ve İsveç’te yok edemedikleri adamı ABD’de köşeye kıstırdılar. Amaçlarına ulaştılar. Önce şarlatan, sonra deli ilan edildi. Sonra da bir akıl hastanesinin hücresinde CIA tarafından infaz edildi. Bu linç kampanyasının arkasında ABD’nin ilaç tekelleri vardı. Çünkü Reich kanserin nedenini ve çaresini bulduğunu ve ilaç firmalarının kendisini öldürtmeye çalıştığını deklare etmişti. “Yaşam enerjisini” saptadığını ve hatta depolayabildiğini savunuyordu. Laboratuar ortamında yaptığı deneylere başta Einstein da destek vermişti. Ancak Einstein sonra korktu ve desteğini çekti.
Reich’ın kitabı mutlaka okunmalı. Faşizmin yarattığı ve destek aldığı insan tipini anlamak için ama hepsinden önemlisi insan denen mükemmel ve bir o kadar aciz canlıyı, kendimizi anlayabilmek için.


Bu yazı 176 kez okundu.

Ali Özsoy
SON EKLENENLER