• Perşembe, Temmuz 19, 2018

Yalnız adam değil milyonlar kazanacak!

okan
Okan İşbecer
Temmuz02/ 2018

Balkondaki o resim
Seçimin ertesi günü, gazetelerde Tayyip Erdoğan’ın AKP Genel Merkezi’ndeki “Balkon Konuşması”nın resimleri vardı.
Hemen herkes görmüştür o resmi. İşte o resim, Tayyip Erdoğan’ın kaybettiğinin resmidir.
O resimde, yanında sadece eşi Emine Erdoğan vardı. Ne bir bakan, ne bir milletvekili, ne bir partili…
Yanında eşinden başka hiç kimse olmayan adamdır Tayyip Erdoğan ve tam da bu yüzden kaybetmiştir.
Hâlbuki daha önceki balkon konuşmaları öyle miydi?
Çıkardı balkona, etrafında bakanlar, parti yöneticileri, çocukları…
Hatta bir balkon konuşmasında, bugün Türkiye’de adları hırsızla eş anlama gelen sabık bakanlar bile vardı.
İktidar yandaşı gazeteciler, köşe yazarları bile Tayyip Erdoğan’ın yalnızlığını tespit etmiş durumdalar. Tabii onlar Tayyip Erdoğan gibi büyük bir “dünya lideri” olmanın doğası gereği olarak görüyorlar.
Tayyip Erdoğan da yalnızlığının gayet farkında ve bu durumu umursamadığını söylüyor. Ama onun umursamaması, yalnızlığını bir çeşit Allah’a mahsus yalnızlık gibi görmesinden. Yani kibrinden. Siz ölümlüler kimsiniz ki, benim yanımda olsanız ne yazar, olmasanız ne yazar tavrıdır.
AKP ve Tayyip Erdoğan’ın adım adım yalnızlaşması
Hâlbuki ilk başlarda böyle miydi?
Bırakın Başbakan, Cumhurbaşkanı olmayı, daha milletvekili, hatta partisinin genel başkanı bile olamamışken resmi törenlerle Beyaz Saray’larda ağırlanıyordu.
Her hafta bir Avrupa ülkesini ziyaret ediyordu. Berlusconi’yle kankaydı. Esad’la kardeşti. Yahudiler ödül veriyorlardı.
Bütün Ortadoğu’ya, İslam âlemine örnek gösteriliyordu.
Dışardan oluk oluk para akıyordu.
E, her şeyin bir karşılığı vardı tabi, bu izzet-i ikramın da bir bedeli vardı.
ABD’nin Irak’a saldırısı öncesinde bu bedeli Mehmetçiğin kanıyla ödemek için pazarlık yaptılar.
AB için Kıbrıs’tan vazgeçtiler.
PKK meşrulaştırıldı ve eyalet sistemi gündeme geldi. Teröristler sınır kapılarında davul zurnayla karşılandılar, hâkimler ayaklarına kadar gittiler.
Ergenekon ve Balyoz operasyonlarıyla Türk Ordusu tasfiye edildi. Türk devletinin temel taşlarını yerinden oynattılar.
Ermenistan’la bile el sıkıştılar.
İçerde de geniş bir liberal kesim Erdoğan ve AKP’yi destekliyordu.
Sonra ne mi oldu?
Önce dışarıda herkesle arayı bozdu. Bugün Türkiye’nin ABD’den AB’ye, komşu ülkelere kadar bütün dış ilişkileri pamuk ipliğine bağlı hale geldi.
İçeride ise dün kendisine destek veren liberallerden eser yok. Bir kısmı hapiste, kalanlar da muhalif oldular.
Tüm İslam âlemine özgürlükler ülkesi diye örnek gösterilen Türkiye, şimdilerde antidemokratik ülkeler arasında başa güreşiyor. Özgürlükler, basın hürriyeti, yargı bağımsızlığı gibi alanlarda da sonunculuğu kimseye kaptırmıyoruz.
Hırsından ve kibrinden yanında kimse kalmadı. Yalnızlaştıkça iyice hırsa, kibre ve korkuya kapıldı. Kapıldıkça iyice yalnızlaştı, sağlıklı kararlar verememeye başladı.
Meydanları dolduran kalabalıklar mı “Yalnız Adam” mı?
Aslında bu seçimin bir tek kazananı var. O da miting meydanlarını özgürlük, adalet ve demokrasi talepleriyle dolduran kalabalıklar.
O kalabalıklar ki, Gezi’den beri her geçen gün büyüyor.
O kalabalıklar ki, bütün baskılara rağmen her geçen gün Gezi ruhuyla daha da birleşiyor, güçleniyor, umutlanıyor ve umut veriyor.
Aynı ruh, Adalet Yürüyüşü’nde kendini gösterdi.
Ve son olarak yine aynı ruh, Muharrem İnce’nin seçim kampanyasında kendini gösterdi.
İşte 24 Haziran Seçimi’nin kazananı bu kalabalıklar ve bu ruhtur.
Hani dip dalgası falan deniyor ya, artık dalga boyunu aştı bu kalabalıklar.
Cem Karaca’nın söylediği o meşhur şarkının nakaratıyla bitirelim:
“Bunların hiçbiri onları kurtaramayacak
Durduramayacaklar halkın coşkun akan selini.”


Bu yazı 134 kez okundu.

Okan İşbecer
SON EKLENENLER