• Pazartesi, Temmuz 24, 2017

Yarbay Mehmet Alkan onurumuzdur!

erkan
Erkan Karaarslan
Temmuz04/ 2016

Yarbay, Türkiye 
gerçeklerini anlatıyor
Yarbay Mehmet Alkan…
Türk Milleti, onun adını Şırnak’ta şehit olan Yüzbaşı Ali Alkan’ın cenazesinde tanıdı. “Ali’m” diyerek kardeşinin ardından bağırması herkesi çok etkiledi. Ama bu üzüntülü anında bile Yarbay büyük bir metanetle Türkiye’nin gerçeklerinealim ilişkin önemli şeyler söyledi.
“Ali’min katili kim? Bunun sebebi kim? Düne kadar ‘çözüm’ diyenler ne oldu da ‘sonuna kadar savaş’ diyor. Sırça saraylarda 30 tane korumayla gezip zırhlı arabalara binip de ‘Şehit olmak istiyorum’ diye bir şey yok”
Yarbay, gerçekleri haykırdı. Mesaj yerine ulaşmıştı. Sözlerinin ağırlığı, sadece bir şehit abisi tarafından söylenmiş olmasından gelmiyordu. Türk Ordusu’nun şerefli bir subayı Türkiye gerçeğine isyan etmiş, çözüm sürecini ve siyasi iktidarın ‘çözüm sürecindeki’ sorumluluğunu hatırlatmıştı.
Yarbay, siyaset değil
 askerlik yapıyor!
Siyasi bir mesaj değildi bu. Asıl siyaset yapanlar Türk Ordusu’nu siyasi iktidarın bir uzantısı haline getiren komuta kademesi olmuştu. Yarbay, Türk Ordusu’nu iktidarın pis siyasi çıkarlarına alet edenlere karşı, Ordu’nun asli görevinin “Siyasi iktidarın emellerine alet olmak değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve kollamak olduğunu” anlatıyordu.
Çözüm süreci, bir “bölünme” süreciydi ve Türk Askeri, Türk Milleti ve vatanının bölünmesine göz yumamazdı. Yumduğu zaman asker olamazdı, komutan hiç olamazdı.
Yarbay bu gerçeği herkesin ortasında dile getirdi. Zor bir işti bu, cesaret isteyen bir işti. Herkesin makam, mevki peşinde olduğu bir dönemde Mustafa Kemal’in askeri gibi davranıp apoletlerini ateşe attı Yarbay.
Yarbay’a verilen ceza aslında Türk subaylarına mesaj!
Yarbay, doğrudan hiç kimseyi hedef almadı, isim vermemişti ama suçlu olanlar kendilerini çok iyi biliyorlardı. Yarbay hakkında hemen bir soruşturma başlatıldı ve kınama cezası verildi. Aslında korku, gerçeği “anımsatan” subayların sayısının çoğalmasıydı ve gözdağı verilmesi gerekiyordu. Yarbay’a verilen “kınama”, Türk Ordusu’na verilen bir “sus” mesajı oldu.KAPAK-497-alttrntf-copy
Yarbay konuştuğunda sonucun ne olacağını, kimlerin rahatsız olacağını elbette biliyordu. Ama sanırım karşısındaki kitlenin bu kadar alçak olabileceğini de tahmin edemezdi. Düğmeye bastılar ve Yarbay’a karşı büyük bir saldırı kampanyası başlatıldı. Önce “paralelci” dediler. Havuz medyasının kalemşörleri devreye girip sosyal medyada Yarbay’ı hedef gösterdi. Ancak Yarbay önceden de “Ergenekoncu” olmakla suçlanmıştı. İnandırıcı olmadı, çöpe attılar.
Yarbay, 
Türk milletini birleştirdi!
Ülkenin ne hale geldiğini gösterircesine internette “Yarbay Alevi” başlığıyla kampanyalar düzenlediler. AK-İT kitlesi bu kadar alçaklaşmıştı. Bir Yarbay’ın şehit kardeşi üzerinden mezhep ayrımcılığı yapmak, Alevilere saldırmak, Alevileri sapkın olarak göstermek ancak bu AK-İT’ler kadar şerefsiz olanların yapabilecekleri bir şeydi.
AK-İT’lerde ise şeref kırıntısı bile olmadığı için Yarbay’a “DHKP-C’li” bile dediler. Ancak onların bu tavrı, Yarbay etrafında bir kenetlenme yarattı. İnternette Yarbay için imza kampanyaları başlatıldı, milyonlarca insan Yarbay’a sahip çıktı. Yarbay, Türk Milleti’ni birleştiren bir isim oldu.
Yarbay’ın bu “birleştiriciliği” elbette AKP iktidarını rahatsız etti. AKP açısından olabilecek en kötü şey, ülkede örnek olabilecek ve sevilen Türk subaylarının artmasıydı. “Asker gibi davranan” Türk subaylarının, Yarbay gibi “net” olması, AKP açısından en korkutucu şeydi.
Bu yüzden de peşini bırakmadılar Yarbay’ın. 11 Mayıs’ta memleketi Osmaniye’de Mehmet Alkan, Şehit Yakınları ve Gaziler Derneği’ni ziyaret etti. Gazeteciler, kendisine yapılan saldırıları sordu. Alkan, “Biz kanımızla, canımızla bedel ödedik. Ülkeyi yönetenler hangi bedeli ödedi, bunu gösterin bana. Dağdaki terörü şehre indirenler bu akan kanların sorumlusudur.” diyerek ülkedeki terör ortamının sorumlusunun siyasi iktidar olduğunu yeniden ortaya koydu.
Yarbay’ın söylediği sözlerin arkasında durması, “asker gibi davranması” siyasi iktidarı ve Türk Ordusu’nun içerisindeki uzantılarını ciddi biçimde rahatsız etti. Bizzat Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın isteğiyle başlatıldığı söylenen bir soruşturma açıldı. Bu sefer istenilen ceza “Ordudan kesin ihraçtı”.
Türk Solu Yarbay’ın yanında
29 Haziran’da Yarbay Mehmet Alkan, soruşturma kapsamında ifade vermek üzere Jandarma Genel Komutanlığı’na çağrıldı. Bizyarbay-destek de Türk Solu Gazetesi olarak Mehmet Alkan’ı yalnız bırakmamak adına bir basın açıklaması yapma kararı aldık.
Ne kadar üzücüdür ki kitlesel basın açıklamamızdan bir gün önce Atatürk Havalimanı saldırısı yaşandı. Böylesine vahim bir terör olayından sonra kitlesel bir basın açıklaması yapmak sıkıntılı bir durumdu ancak Mehmet Alkan’ın yalnız bırakılması da en çok AK-İT’leri sevindirirdi.
Jandarma Komutanlığı önünde yapacağımız basın açıklamasına Jandarma Komutanlığı ve Emniyet izin vermedi ve engel oldu. Türk Solu olarak basın açıklamamızı ancak Kızılay’da yapabildik. Başyazarımız Gökçe Fırat, Yarbay’ı desteklemenin vatani bir görev olduğunu ifade etti.
Gökçe Fırat, yaptığı konuşmada “Mehmet Alkan, kardeşi Ali Alkan’ın cenaze töreninde teröre yol veren hükümeti eleştirmiş ve kamuoyunun gündemine getirmiştir. Yarbayın söylediği şey, Türkiye gerçeğidir. Yarbay, Türk Milleti’nin sesi olmuştur. Yarın bu hükümet gidecek ve yaptıklarının hesabını verecek! Hükümetin gideceği günler de yakındır. Bizler Mehmet Alkan’ın yanında olduğumuzu duyuruyoruz. Terör örgütü PKK’ya karşı da, fiili ortağı AKP’ye karşı da mücadeleye devam edeceğimizi duyuruyoruz! Kahrolsun PKK! Kahrolsun AKP! Yaşasın Türk Ordusu! Yaşasın Mehmet Alkan!” diyerek Yarbay Mehmet Alkan’ı bu zor gününde yalnız bırakmayan tek muhalefet lideri oldu.
Yarbay Mehmet Alkan artık Türk Milleti’nin öz evladıdır. Bu ülkenin ortak değeridir, AKP iktidarına karşı olan herkes sahip çıkmalıdır. Tarih kitapları; tıpkı Çanakkale’de isyan eden Yarbay gibi, Mehmet Alkan’ı da anlatacaktır. Bize düşen de Yarbay’ı haklı davasında tek başına bırakmamak!


Bu yazı 316 kez okundu.

Erkan Karaarslan
SON EKLENENLER