• Salı, Aralık 12, 2017

Yeni Osmanlı dedikleri “Katar uyduluğu”ymuş

ozgur-erdem
Özgür Erdem
Haziran12/ 2017

Amerikan uyduluğundan Katar uyduluğuna!surmene-tweet
Tüm Ortadoğu, hatta tüm dünya Katar’a karşı birleşmişken, Türkiye neden Katar’a destek çıkıyor? Dış politika açısından ele almayacağız bunu, çünkü AKP’nin klasik dış politikası “stratejik derinlik” diye Ortadoğu’ya dalıp kaybeden karta oynamaktan başka bir şey değildir.
Buyurun Mısır…
Buyurun Suriye…
Buyurun Irak…
AKP iktidarı, öyle adımlar atıyor ki, “Yeni Osmanlı’yı kuruyoruz, Ortadoğu’nun lideri olacağız” diye diye tüm Ortadoğu’yu kendilerine düşman ettiler. Katar meselesi de aynı olmaya mahkum.
Biz Katar meselesini başka türlü ele alalım.
En sonda söyleyeceğimizi, hemen en baştan söyleyelim: AKP Katar’a yardım ediyor, çünkü eli mahkum…
Hatırlayın, ilk Körfez krizini. İktidarda Özal vardı. Ve “bir koyup üç alacağız” diyerek işi şark kurnazlığına vurmuştu ve “Amerikan uyduluğu”yla Irak’ta kazanmayı hedefliyordu.
Halbuki dünya tarihi, özellikle Ortadoğu tarihi, Amerikan uyduluğunun da, Rus/Sovyet uyduluğunun da kimseye bir şey kazandırmadığının örnekleriyle doludur. Uyduluk sistemi, bir tek uydusu olunan emperyalist ülkeye kazandırır. Uydular ise uyduluklarıyla kalır. Hatta ekonomiden askeriyeye tamamen bağımlı bir yapı haline dönüştükleri için kaybederler…
Ancak, AKP öyle bir Türkiye yarattı ki, artık dış politika ufku, Amerikan uyduluğundan da geri bir noktada, “Katar uyduluğu”na kadar düşmüş durumda!
AKP hani “Yeni Osmanlı’yı kuruyoruz” diyordu ya…
Osmanlı Osmanlı diye diye Türkiye’yi Osmanlı’nın sıradan bir vilayeti Katar’ın kuyruğuna taktılar…
AKP Katar sermayesine muhtaç
“Yeni Osmanlı” diye bir Osmanlı vilayetinin uyduluğuyla sonuçlanmak bir politikanın elbette vehametidir. Ancak ortada çok daha vahim bir durum var: Türkiye Katar uyduluğuna kadar düştü, çünkü AKP Katar’a muhtaç…
Çünkü AKP ekonomisini (bakın dikkat edin Türkiye ekonomisi demiyorum) ayakta tutan Katar sermayesidir.
Bunun birkaç boyutu var.
Birincisi, geçtiğimiz Aralık ayına geri dönelim. Hatırlayacaksınız, Türk Lirası hızla değer kaybetmiş, dolar kuru 4 TL’ye kadar ulaşmıştı. Enflasyon verilerinden işsizlik oranlarına kadar Türkiye ekonomisi alarm zilleri çalıyordu. Ve AKP için çok önemli olan Nisan referandumu da kapıdaydı. Bu tür kriz koşullarında AKP’nin referandumu kazanması imkansızdı.
AKP, ekonomiyi canlandırmak için Mayıs ayına kadar geçici çözümler aldı: Beyaz eşyada KDV’yi kaldırdı, yapılandırma taksitlerini Mayıs’a kadar erteledi. Böylece krizin sıradan vatandaşın cebini vurmasını engelleyemeseler de ertelemek istiyorlardı.
Tabii bütün bu girişimlerin mali bir altyapısı gerekiyordu. Bir kaynak yaratılmalıydı. Çünkü, Türkiye yurtdışından kredi de bulamaz hale gelmişti. Kredi derecelendirme kuruluşları peş peşe Türkiye’nin kredi notunu indirmişti. Yabancı yatırımcı da Türkiye’yi terk ediyordu. Bir yandan doların dünya çapındaki yükselişi ve ABD’deki faizlerin artması özellikle Amerikan yatırımcılarının kendi ülkelerine geri dönmelerini sağlarken, Türkiye’deki siyasi belirsizlik, artan siyasi baskı, AB’yle ilişkilerin gerilmesi gibi gelişmelerle, Avrupalı sermayedarı da Türkiye’den uzaklaştırıyordu.
İşte o koşullarda AKP Katar’a sarıldı.
Hatırlayın, Aralık 2016’da, yani Türkiye ekonomisinin krize sürüklendiği anlarda, Katar Emiri bir “Hızır” gibi yetişmişti. Hatta Tayyip Erdoğan ile birlikte Trabzon’u gezmişler, bu gezinin hemen akabinde Trabzon ormanlarında çıkan yangınlar doğal olarak spekülasyonlara neden olmuştu: Trabzon ormanları Katar sermayesine peşkeş mi çekiliyordu?
Türkiye’deki yatırımlarda Katar yedinci ama resmen, 
ya kayıtdışı yatırım?katar-kaynagi-belirsiz-para
Katar krizi başladığından beri, gazeteler Türkiye’deki Katar yatırımlarının ne kadar çok olduğunun örnekleriyle doldu.
Bu doğru, ancak eksik bir değerlendirme. Gerçekten de Katar’ın Türkiye’de 18 milyar doları aşan bir yatırımı var. Ve bu rakamla Türkiye’de en çok yatırım yapan 7. ülke.
Son yıllarda Katar sermayesinin (daha doğrusu Katar Emirinin) Türkiye’de satın aldığı ya da ortak olduğu şirketleri bir düşünün…
Abank…
Finansbank… (Artık QNB Finansbank.. Yani Qatar National Bank… Türkçesi Katar Ulusal Bankası…)
Digitürk…
Banvit…
BMC…
Boyner…
Kısacası, Türkiye’de sıcak para nerede dönüyorsa, Katar oraya “çökmüş”…
Ancak dediğimiz gibi, bu, gerçeğin eksik bir tarafı. Katar’ın resmi kayıtlara girmeyen yatırımları da var Türkiye’de.
Her sene Türkiye’ye kaynağı belirsiz giren paranın rakamları açıklanır…
2015’ten beri bu rakamlar hızla arttı. 2000’den beri 1-2 milyon civarında olan kaynağı belirsiz para girişi, 2015’te 10 milyon dolara, 2016’da ise 11 milyon dolara çıkmış!
Bu rakamın büyük çoğunluğunun Katar’dan geldiğini düşünmek mantıklı değil mi?
Üstelik, Katar’ın AKP ekonomisine (bakın, tekrar dikkat edin, Türkiye ekonomisi demiyorum) katkısı bununla sınırlı değil. Katar, Türkiye’de büyük emlak yatırımları da yapıyor. Ağaoğlu ve benzerlerinin yaptığı büyük inşaatlar malumunuz. Ancak, bir kriz ortamında bunlar elbette alıcı bulamıyor. Halbuki, bilindiği gibi, AKP ekonomisinin temel direği inşaat sektörü… Ve inşaat sektörü büyük oranda aldıkları kredilerle dönüyor. Bu döngü bir bozulsa, örneğin faiz yükü artsa ya da emlak satışlarında düşüş olsa, inşaat sektörü büyük bir kriz yaşar ve bu bir çığ gibi Türkiye ekonomisinde de büyük bir krize neden olur.
Zaten AKP’nin dövizdeki yükselişe, tüm dünyadaki faiz artışına rağmen, Türk lirasının değer kaybetmesini göze alarak faizlerde artışa gitmemesinin temel nedeni de bu… İnşaat sektörünü ayakta tutmak.
Ancak, işin bir diğer boyutu daha var. Türkiye, özellikle kamu bankaları, dış finansman bulmak için ülke ekonomisinde bir canlılığa muhtaçtır. Kısaca özetlemek gerekirse, yabancı finans kuruluşlarına “bakın Türkiye’de şu kadar alım-satım oluyor” diyebilirseniz, alacağınız krediyi geri ödeyebileceğinizi göstermiş olursunuz. Bir nevi teminat anlayacağınız…
İşte, emlak sektörü de burada devreye giriyor. Gayrimenkul alım-satımlarında gerçekleştirilen suni bir artış, Türkiye ekonomisinin ne kadar “canlı” olduğunu göstermek için kullanılıyor.
“Kaynağı belirsiz para girişi” işte buralarda kullanılıyor. Ve sokaktaki çocukların da bildiği gibi, Türkiye’de asıl emlak alıcısı da Arap sermayesi… Özellikle de Katar.
Sonuç olarak AKP ekonomisinde döngü şu şekilde kuruluyor: Katar’dan sıcak para giriyor, bu para inşaat sektörünü canlı tutmak için ve “oy getirici” icraat olarak gördükleri köprü/yol inşaatlarının finansmanı için kullanılıyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan para girişi de bu sayede sağlanıyor. Katar ise aslında bu paraları borç olarak vermiyor, sonuçta mülk sahibi olmuş oluyor. Banka satın alıyor, mağaza satın alıyor, televizyon kanalı satın alıyor ve “kaynağı belirsiz para girişi”nin yüksekliğine bakılırsa kim bilir başka neler satın alıyor…
AKP ekonomisi işte Katar’dan gelen bu sıcak parayla dönüyor. Türkiye ekonomisinin girdiği kriz bu şekilde erteleniyor…
AKP’nin eli mahkum, Katar’a yardım etmek 
zorunda
Ne kadar hazin değil mi?
Katar Osmanlı’nın sıradan bir vilayetiydi. Ve “Yeni Osmanlı” diye yola çıkan AKP, Türkiye’yi Katar’a muhtaç duruma düşürdü…
“Katar’la ne alakamız var? Türk askerinin Katar’da ne işi var?” diye düşünmeyin… AKP, kendi ekonomi çarkının devamı için Katar’a bu yardıma muhtaç.
Ülkeyi bu hale getirenler utansın…
Ve askerinden siyasetçisine, AKP’nin bu kirli çarkına destek olanlar, Katar’a asker gönderilmesine ses çıkarmayanlar, aklını başına alsın…
AKP günü kurtarıyor, ama Türkiye ekonomisinin geleceğini karartıyor. Trabzon ormanlarını Katar için yak(tır)anlar, şimdi de bütün Türkiye’yi ateşe atıyor.
Katar ile ilişkilerimizi normal seviyelere geri getirmek, sadece bir dış politika ihtiyacı değil aynı zamanda Türkiye ekonomisini kurtarmak için de şarttır.


Bu yazı 263 kez okundu.

Özgür Erdem
SON EKLENENLER