Birlikte…
Birlikte üniversiteli olduk, birlikte mücadeleye girdik.
Birlikte okuduk, birlikte yazdık.
Birlikte yürüdük, birlikte slogan attık.
Birlikte afiş astık, birlikte bildiri dağıttık.
Birlikte direndik, kafa tuttuk.
Birlikte alındık, birlikte bırakıldık.
Birlikte dövüştük, birlikte gülüştük.
Birlikte aç kaldık, birlikte ziyafet çektik.
Birlikte güldük, birlikte ağladık.
Yoldaşımdı…
Kardeşimdi…
Devrimin, Atatürkçülüğün, Türk Solu’nun ta kendisiydi…
O benim gençliğimdi…
Ruhu şâd olsun.
*
Uzun yaşamadı ama bu 45 yılı doğru, tavizsiz, dolu dolu ve bir devrimciye yakışır tarzda yaşadı.
Geriye, biri çok sevdiği yeğenleri için yazdığı “Çocuklar İçin Atatürk”, diğeri Türkiye’nin demografik işgalini ele aldığı “Göçmen İstilası” olmak üzere iki kitap, yüzlerce Türk Solu ve İleri yazısı ve hepsinden önemlisi devrimci, tertemiz, örnek bir yaşam bıraktı.
Son 27 yılı neredeyse hiç ayrılmadan aynı mücadelenin içinde geçirdik.
Okan, bizim için yeri dolmaz bir kayıp. Benim için bundan da fazlası…
Sana layık bir ömrü yaşamak bize de nasip olsun.
Yoldaşım, arkadaşım, ana baba ayrı öz kardeşim benim…
Seni çok özleyeceğim…
*
1998’in son günleri olmalı. Marmara Üniversitesi Göztepe Yerleşkesinde Teknik Eğitim kantininde tanıştık Okan’la. Ben o zamanlar Mühendislik Fakültesi öğrencisiydim. O da Atatürk Eğitim Fakültesi’nde tarih okuyordu. Bizi tanıştıran sınıf arkadaşım Erkan Karaarslan olmuştu. O gün beraberdik, dün Kars’ta yine onu beraber vatan toprağına verdik.
O yıllarda Marmara’da Atatürkçü Düşünce Kulübü’nü kurduk. Onlarca etkinlik yaptık. Afişler, okunan yüzlerce kitap, bildiriler, konuşmalar, tartışmalar, sloganlar…
Sonra 2000’de İleri Dergisi, 2002’de Türk Solu geldi. Atatürkçü, milliyetçi, devrimci mücadele yükseldi. Sonra elbette karşımıza çıkan her zamanki maşalar…
Yaşadığımız en sert ve zor süreçlerde birlikteydik. En güzel, en neşeli, ağız dolusu kahkahalarda da…
Okan, sadece mücadele sahasında değil fikir kavgasında da memlekete çok hizmet etti. Politik zekası, kavrayışı çok keskindi. Yazdığı makaleler, köşe yazıları, yazdığı ve editörlüğünü yaptığı onlarca kitapla, ciddi bir külliyatı Atatürkçü mücadeleye miras bıraktı.
*
Tüm bunların ötesinde benim için yeri çok farklıydı. Her an yanımdaydı. Devrimcilikle örülü ve adına gençlik denilen yıllar onunla geçti. Birbirimizi hiç kırmadık. Yarı yolda bırakmadık.
Dengeli, ağırbaşlı, mübalağasız bulunmaz bir dosttu…
Başım dara düşse ilk arayacağım birkaç kişiden biriydi.
Şimdi sensiz kalan bu dünyaya alışmak da bir görev…
Ve seni kavgamızda yaşatmak…
Hoşçakal.
Bedenin memleketin toprağına, ruhun Türk Solu’na emanettir!

