Özgür Özel’i CHP’nin başına geldiği ilk andan itibaren Kürtçü çıkışları dolayısıyla uyardık. Girdiği ve CHP’yi de soktuğu yolun sonunun hayır getirmeyeceğini, bu tavrıyla ulus devlet karşıtı projenin parçası haline gelmekle kalmadığını, CHP’yi de çok zor duruma düşüreceğini belirttik. Özgür Özel ise girdiği yoldan geri adım atmadı. Ve gerçekten de hangi konuda uyardıysak hepsi de birer birer gerçekleşti.
Türk Solu, daha 2024’ün Şubat ayında yazarımız Ozan Pekgöz’ün ve Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Özsoy’un yazılarıyla CHP’nin DEM Parti ile kurduğu “Kent Uzlaşısı” isimli ittifakın, gerçekte CHP’ye kurulmuş bir tuzak olduğu konusunda uyarmıştı. Bu işin sonunun CHP’li belediye başkanlarının örgüt üyeliği ya da örgütle bağ iddialarıyla tutuklanması olacağını belirten uyarılarımız, bir yıl içinde kelimesi kelimesine yaşandı. Kent Uzlaşısı dolayısıyla CHP’den seçilen başkanlar ve üyeler tutuklanırken bir taraftan da DEM Parti, AKP ve MHP ile yeni ihanet açılımını başlatmıştı. DEM, CHP’yi ateşe atmış ve iktidar blokuna katılıvermişti!
Bugün siyasetin bu cephesinde iki önemli gelişme eş zamanlı olarak yaşandı. Sabah saatlerinde birçok CHP’li belediyeye operasyon yapılmasına neden olan ve yine birçok belediye başkanının tutuklanmasına yol açan “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü” yargılaması Silivri’de başladı.
Hatırlayacaksınızdır. Aziz İhsan Aktaş, CHP’li belediyelerin adının karıştırıldığı birçok yolsuzluk iddiasının merkezindeki “iş adamı” olarak tanındı. Ve hemen akabinde kendisinin, Açılımın başında İmralı’da Apo’yla beraber poz veren ve teröristbaşının özel sekretarya işini yaptığı bilenen Veysi Aktaş’la yakın akraba olduğu ortaya çıktı. Herkes “tesadüfün böylesi!” diye düşünürken Aziz İhsan Aktaş, hakkında 700 yıla yakın hapis cezası istenmiş olmasına karşın itirafçı oldu ve tahliye edildi. CHP’liler ise hâlâ içeride…
Kısaca olan biten şuydu: DEM Parti ve PKK, olabilecek en has adamlarını “Kent Uzlaşısı” zeminini kullanarak CHP’li belediyelere bir saatli bomba gibi yerleştirmiş, operasyon ve tutuklamaları iktidara altın tepside sunmuştu. Karşılığını da Açılımla almıştı!
Bugünkü duruşmada CHP’liler tutuklu yargılanırken, Aktaş 15 özel korumasıyla duruşma salonuna gelebildi.
Silivri’de bunlar olurken, Ankara’da CHP Genel Merkezi’ndeyse DEM Parti yöneticilerinin Özgür Özel’e yapacağı “Rojava” ziyaretinin hareketliliği vardı. Eş Genel Başkanlar Tuncer Bakırhan ile Tülay Hatimoğulları liderliğindeki DEM heyetinin asıl meselesi, Suriye’de hezimete uğramış PKK uzantıları için lobi yapmaktı. En büyük talepleri de insanî koridor görüntüsü altında Aynelarap’a (“Kobani”) ulaşmak için Türkiye’nin Mürşitpınar sınır kapısının açılması. Bu talebi PYD yöneticileri de geçtiğimiz günlerde dile getirmişti. Bu taleplerini Özgür Özel’e söylettirmeyi de çok rahat bir şekilde başardılar.
Bunun da ötesinde Özgür Özel, bilinçli olarak konuşmasının birkaç yerinde Türk, Kürt, Arap ortaklığı vurgusu yaptı. Bakırhan’ın Kürt, Hatimoğulları’nın Arap etnik kökenini vurgulayarak “Burada bir Türk, bir Kürt ve bir Arap olarak bulunuyoruz” dedi.
Özel’in “Ne mutlu Türk’üm diyene” çizgisi yerine Erdoğan’ın çok sevdiği “Malazgirt’ten beri Türk-Kürt-Arap birlikteliği” vurgusunu seçmesi çok önemli. Özel, tam da AKP ve DEM gibi Türk ulus kimliğine ve Türk ulus devletine karşıt bir konumda çizgisini tanımlıyor. Bunun daha önemli bir kanıtı da olamazdı zaten…
Bir yanda PKK-DEM provokasyonu ile tutuklu CHP’li başkanlar yargılanırken, diğer yanda CHP Genel Başkanı kendi partisini yeni bir provokasyonun içine hevesle atıyor. Hadi ilkine hata diyelim. Ama Özel’in aynı filmi bize ikinci kez izletmesi ancak kasıtla, CHP’yi Kürtçü komploya teslim etme kararlılığıyla açıklanabilir.

