Apo’nun Bahçeli için ne büyük muhabbet beslediğini biliyoruz. Bahçeli’nin de ona…
RTE ile Bahçeli de eskiden küfürleşirdi. Şimdi RTE Bahçeli’yi yere göğe koyamıyor. Bahçeli ise elini öpecekti bu yıl Malazgirt kutlamaları sırasında.
RTE-Bahçeli-Apo, sevgi üçgeni olmuşlar. Övgüler, nutuklar, iltifatlar, ifkramlar. Aralarında kuryeler vızır vızır. Şimdi bir de hediyeler göndermeye başlamışlar birbirine.
“Türkiye Yüzyılı”nı bu üçlü kuracakmış. Aile yılında, Türk ailesinin vefatını kutladık adeta. Bu üçünün kuracağı “Türkiye Yüzyılı” nasıl olur tahmin edin?
RTE tabii kurnaz. Düşük profil tutuyor kendini. Birinci açılımdan ağzı yandı. Ancak Apo ile Bahçeli arasındaki özel bağ, hissî ortaklık ve muhabbet, sadece RTE’nin taktik soğukluğuyla açıklanamaz. Bu üçlü ilişkide kesinlikle Apo-Bahçeli çok daha sıcak, çok daha samimi ve çok daha sevecen bir yarenlik görüntüsü sergiliyor.
Burada belki de 50 yıl öncesine giden bir mesai, fikir ve duygu birliği var. Son görüşmesinde Apo, siyasete ilk olarak Ülkü Ocakları’nda başladığını açıklamış. Bir önceki açılımda da Necip Fazıl’ın konferanslarında ilk bilinçlenmesini yaşadığını anlatıyordu.
Bu açıklamalar, sadece AKP ve MHP geleneklerine göz kırpmak olarak anlaşılmamalı. Bir gerçeğe işaret ediyor Apo. Bunlar Soğuk Savaş ürünleri. Aynı tezgâhtan, aynı dersaneden çıkmışlar. Apo ile Bahçeli yaşıt gibi. RTE biraz daha genç. Kuşak farkı var. Apo ile Bahçeli’nin muhabbetinin bunca parıldaması biraz da bundan.
Türkiye’de kendini “Devlet” yerine koyan bir güç, komünizm ile mücadele adı altında bu elemanları yetiştirdi. Büyüttü. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde öngördüğü gibi, cebren ve hile ile aziz vatanın kalelerine girdiler, içten fethettiler.
Devletin elemanıydılar ama Türk devletinin değil Amerikan devletinin. Ülkücüler ve İslamcılar arasında sivrildiler önce. Sağ-sol polemiği değil amacımız. Ama bu iş o cenahta başladı. Fethullah da o tezgahta yetiştirildi. Sonra çok tutunca bu MİT-CIA elemanları, sola da musallat edildi. Sonrası, 80 öncesi yaşanan katliam!
Apo’ya ise görev olarak Kürtçülük düştü. Gerçekten de yalan atmıyor. Necip Fazılcılık, Ülkücülük ile başladı kariyerine. Uğur Mumcu, bunları ve fazlasını, Apo’yu koruyan kayınpederi MİT albayını yazınca katledildi. Ama Apo’nun Ülkücü-İslamcı kılığında yapabileceği daha fazla bir şey yoktu. Çünkü güneydoğuda ancak Kürtçülük yaparak insan katledebilirdi. 1980’e kadar sadece solcu öldürdü Apocular. 1980’nden sonra azgın köpekler gibi kimi bulurlarsa… Asker, öğretmen, hemşire, öğrenci, kundaktaki bebekler, Apo’nun ifadesiyle “gerekirse tavuklar” katledildi. Artık MİT devreden çıkmış, CIA devreye girmişti. Şimdi MİT yine devraldı elemanını… Bunca nostalji, duygusallık boşuna değil. Doğu’nun da Apo’yu bu kadar çok sevmesi aynı nedenden.
ABD’nin ölüm makinesidir bunlar. Türkiye’yi bölmek, insanları birbirine kırdırmak, gençleri katletmek için girmedikleri kılık kalmadı. Kılıklar, görevler, söylemler çok değişti ama işte hayatlarının sonbaharında el ele tutuştular. Amaçları, Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaktı. Başarılı olduklarına inanıyorlar ki bu kadar fütursuzlar.
Biliyorsunuz, Suriye’deki son gelişmeler üzerine DEM, iktidar ortağı AKP ve MHP’ye gönül koyduğunu göstermek için şov mahiyetinde açıklamalar yaptı. Bunun üzerine MHP kaynakları hemen medyaya bir fotoğraf servis etti.
DEM heyeti, 12 Aralık 2025’te Bahçeli’yi ziyaret etmiş, Teröristbaşı Apo’nun Bahçeli’ye özel hediyesi, koyu kırmızı renkte el dikimi bir kilimi sunmuşlar.
Fotoğraf karesinde Bahçeli ile kilimi tutan kişi Pervin Buldan. Dünyanın en büyük uyuşturucu baronlarından, PKK terörünün bir numaralı finasörlerinden Savaş Buldan’ın dul eşi kadrosundan, çeyrek yüzyıldır TBMM’ye çöreklenen, korkunç sesiyle mecliste her önüne geleni tehdit eden, PKK terörünü kınayan herkesi hakaretlerle susturmaya çalışan korkunç varlık. AKP-MHP iktidarının Meclis’e görevli olarak atadığı PKK değnekçisi!
Bahçeli ve Pervin çok mutlu. Yüzlerinde güller açmış ikisinin de. Apo hediyesi kilimi adeta kutsal bir emanet gibi tutuyorlar.
Bahçeli, bu kilimi alırken Apo’yu yine “kurucu önder” ilan etmiş. Kilime ise “27 Şubat 2025 Demokrasi ve Barış Kilimi” adı vermiş. MHP, bir buçuk ay önce verilen hediyeyi şimdi paylaşıyor. Adeta sık sık “RTE ile aramıza kimse giremez” açıklaması yapması gibi. Apo ile nasıl kopmaz bağları olduğunu açıklıyor.
Bir söz vardır. Bir kişi öldürürsen katil olursun. İki kişi öldürürsen cani. Bin kişi öldürürsen canavar. Binlerce kişi öldürürsen “kahraman”!
Şimdi bebek katilini “kahraman” ilan ediyorlar.
O koyu kırmızı renkli kilim, Apo’nun memleketi Şanlıurfa’da özel olarak Bahçeli için elle dokunmuş. Kanla dokumuşlardır!
Aybüke hocamızın, Serap Eser kardeşimizin, Fırat Çakır’ın, Neşe Alten ve evladına siper olan Hasan Alten’in, Mavi Çarşı’da canlı canlı yakılanların, gencecik askerlerimizin, kundakta kurşuna dizilenlerin kanı…
30 bin askerimizin ve sivil yurttaşımızın kanı…
Aydınlarımızın, Prof. Dr. Fikret Ünsal’ın, Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil’in, Prof. Dr. Bedri Karafakioğlu’nun, Prof. Dr. Bedrettin Cömert’in ve nice hocamızın kanı…
Savcımız Doğan Öz’ün, tabip asteğmenimiz Necdet Güçlü’nün kanı…
“Teşkilat, töre, itaat” yalanlarıyla çeteleşenlere karşı dik duran gerçek milliyetçilerin, Sinan Ateşlerin kanı…
80 öncesi tertiplenen kardeş kavgasında katledilen, her görüşten binlerce gencimizin kanı…
O kilim, işte bu kanla dokundu. Türk’ün aziz kanıyla kurtardığı vatanına karşı 1923’ten beri kinle, sinsilikle, nefretle çalışanların iftihar eseri. Emperyalistlerin kanatları altında döktükleri kanlarla bugünlere geldik.
Bir ara “Apo’nun heykelini dikeceğiz” diyorlardı. Bunu yapmadılar ama şehitlerimizin kanıyla boyanmış bir kilim ile çıktılar karşımıza. Sırıtıyorlar. Mutlular. Bu nasıl bir nefret ve kin? Türk’ü gaflet uykusundan bu görüntü de uyandırmaz mı?
Vampirlerin barışı! Adı “Barış Kilimi”ymiş. Hayır, adı “Kanlı İhanet Kilimi”!

