Hindistanlı yazar Selman Rüşdi, 1988 sonbaharında “Şeytan Ayetleri” (The Satanic Verses) adlı romanını çıkardığında bilhassa İslam aleminde yer yerinden oynamıştı. O kadar ki, İran dini lideri Ayetullah Humeyni, Rüşdi hakkında ölüm fetvası bile ilan etmişti. Ertesi yıl Humeyni öldü ama kendi sağlığında fetvasını kaldıramadığı için fetva bugüne kadar geçerliliğini korudu. Selman Rüşdi de o günden beri polisin ve istihbaratın yoğun koruması altında sürdürüyor hayatını.
Tabii o vakitlerde İslam düşmanı çevreler gibi yobaz güruh da balıklama atlamıştı bu sansasyonel vakanın üzerine. “Şeytan Ayetleri” tabiri ise belki İslam dini özelinde değil ama akademik öğretilerde ve ideolojik tartışmalarda yıllar içerisinde bir fenomen haline geldi.
Bu tabiri yalın bir ifadeyle pirinç dolu kaptaki beyaz taşlara benzetebiliriz. Yani tamamen doğrularla dolu bir anlatı ya da bir öğreti içerisine yerleştirilmiş, ana fikirle uyumlu gözüken ancak özünde yanıltıcı fikirler ve bilgiler.
“Terörsüz Türkiye” sloganıyla başlatılan ve genel olarak Suriye’deki düğümün nasıl çözüleceğine ilişkin süreçte de benzer şekilde şeytani şifrelerin izine rastlamak mümkün.
“Kürt Uluslaşma Süreci” 2025’in sonuna kadar inişli çıkışlı bir yolda ilerledi fakat Kürtçülerin bugün itibarıyla Türkiye’ye ya da Batılı müttefiklerine yönelik abartılı suçlamaları artık bir kenara bırakması ve başta örgütün de farkında olduğu şu gerçeği kabul etmesi gerekiyor:
Abdullah Öcalan, özellikle 1999’dan itibaren tutsak durumdadır ve tüm direktifleri – arada bazı yol kazaları yaşanmış olsa da – MİT’in süzgecinden geçerek ilgili kanallara iletilmektedir.
Bu noktadan bakıldığında, iletilen direktiflerin ve güncelmiş gibi yeniden empoze edilmeye çalışılan tezlerin Türkiye’nin konjonktürel tezleri ile paralel olduğu ve bir anlamda “Türkiyeli” olduğu görülebilir. Bu, elbette modern Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk ilkeleri çerçevesinde tanımlandığı bir Türkiyelilik değil, daha çok mevcut gasp rejiminin çıkarları doğrultusunda şekillenen tamamen “ikinci cumhuriyetçi ve gerici” bir Türkiyelilik!
Şu günlerde Pan-Kürdist hareketler, kendi pencerelerinden haklı olarak Öcalan’a ve örgüte daha yoğun saldırmaya başladı, ancak reelpolitiği ve sahadaki gerçekleri göz ardı ettikleri müddetçe sağlıklı bir sonuç elde edebilmeleri mümkün değil.
Suriye’de ciddi manada bir devlet otoritesinin olmadığı zaten açıktır fakat küresel güç mücadelesinin ortasında, üstelik Colani rejimi de her türlü angajman altına alınmış ve İran’a hazırlık yapılmışken “Rojava”nın maksimalist taleplerinin karşılık bulmayacağı da belliydi.
Rakka ve Deyrizor gibi Kürt nüfusun çok düşük olduğu yerleri terk etmek zorunda kalmaları, psikolojik olarak çökmelerine sebep oldu kuşkusuz ama mevcut realite karşısında günün sonunda böyle bir son zaten kaçınılmazdı.
Şimdi her şeye rağmen hem Türkiye’deki rejim hem de Apo’cu tahakküm altındaki Kürtçü siyasi oluşumlar münafıkça müzakereleri devam ettiriyor. Ama net kazanan yok, daha çok orta sahada top çevriliyor. Süreç yeni bir evreye girdi. (Aslında fiilen sona erdi).
“Rojava”daki bu 12 yıllık beceriksizlik ve yolsuzluklar içinse çok söz söylemeye gerek yok sanırım. Zira her yerde yönetici zümre halkı sömürür, halka ait olanı çalar. Bu durum, Türkiye’deki rejim ve Barzaniler için hatta aynı ölçüde olmasa da Batı memleketleri için de geçerlidir.
Ama önemli bir farkla:
Onların devletleri meşrudur. Hatta Barzani’nin IKBY’si bile devlet statüsünde muamele görür, ayrıca isminin Kürtlerde yadsınamaz bir ağırlığı vardır.
Şimdi “Kürtçü” hareket için yol bellidir… Ya bunlara toptan karşı gelecekler, ki tüm bunları şeytan ilan edip bir de Türkiye’yi karşılarına almaları mutlak felaketleri olacak… Ya da şeytanlarının yolunda ona başkaldırmadan ilerleyecekler ve doğru zamanı bekleyecekler.
Barzani, stratejinin zaman-mekan-kuvvet denklemini 2017’de iyi kuramamış ve yanlış bir zamanda bağımsızlık ilanına kalkmıştı. Sonuçta, Haşdi Şabi yalnız Kerkük’e değil az kalsın Erbil’e de girip devletini başına yıkıyordu. Şimdilerde Barzaniler eli kulağındaki İran operasyonundan önce daha temkinli hareket ediyor. Aynı dersi “Rojava”daki idarenin de çıkarmış olması gerekir.

