ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımlamış olduğu yeni Epstein belgeleri, artık tek bir suçlunun dosyası olmaktan çıktı. Bu belgeler, küresel siyasetin, sermayenin, istihbaratın ve medyanın iç içe geçtiği kirli bir güç haritasını önümüze koyuyor.
Belgelerde yalnızca suç yok.
İlişki var.
Yazışma var.
Koruma refleksi var.
Ve en önemlisi, seçilmiş bir suskunluk var.
Yeni yayınlanan dosyalarda Donald Trump’ın adı yüzlerce gez geçiyor. Turmp cephesi, suçlamaların “gerçek dışı” olduğunu söylüyor. Adalet Bakanlığı bazı atıfların “zararsız” olduğunu öne sürüyor. Peki soru şu: Eğer her şey bu kadar “zararsızsa”, belgeler neden geciktirildi, neden sansür kaotik yürütüldü ve neden mağdur isimleri bile yanlışlıkla ifşa edildi?
Belgeler, Epstein’in yalnzıca sosyetik davetlerin ev sahibi olmadığını gösteriyor. O, aktif bir yazışmacıydı. Steve Bannon’la ölümünden aylar önce yüzlerce e-posta paylaştı. Bannon’un, Epstein’in itibarını “kurtarmaya yarım edebileceğini” söylemesi, bu ilişkinin sıradan bir tanışıklık olmadığını da düşündürüyor.
Elon Musk’ın Epstein’a adayı ziyaret etmek istediğine dair mesajları da belgelerde yer alıyor. Ziyaretin gerçekleşip gerçekleşmediği net değil. Epstein dosyalarında net olmayan şeylerin sayısı çok.
Dosyada geçmekte olan bir başka çarpıcı detay: Epstein’in, dönemin ve bugünün önemli siyasal aktörleriyle yalnızca sosyal değil, politik ve stratejik başlıklar üzerinden yazışmalar yürütmesi. Bu noktada Epstein’in rolü ister istemez değişiyor; suçlu bir figür olmaktan çıkıp bilgi toplayan ve dolaşıma sokan bir aracıya dönüşüyor.
Bu nedenle belgelerde yer alan Mossad iddiası ciddiyetle ele alınmak zorunda. Belgelerde, Epstein ile Ehud Barak arasındaki yazışmalarda Mossad kelimesinin geçmesi, Epstein’in Barak’tan Mossad için çalışmadığını açık bir şekilde belirtmesini istemesi, iddiaları doğrulamaz ama soruyu meşrulaştırır. Zaten mesele de burada: Bu dosyada cevaplardan çok sorular var.
Ve dosya bir anda İstanbul’a, Cemal Kaşıkçı cinayetine uzanıyor. Epstein’in, Kaşıkçı’nın öldürülmesine dair yazışmalar yapması, bu cinayetin münferit değil daha büyük bir tabloya ait olduğunu söylemesi, ardından körfez ülkelerinin üst düzey isimleriyle temaslarının belgelerde yer alması, olayın yalnızca bir gazeteci cinayeti olarak görülmeyeceğini bir kez daha hatırlatıyor.
Tüm bunlardan yanı sıra yayınlanan milyonlarca belgede, Epstein’in pilotu Larry Visoski’nin Türkiye’den çocuk kaçırdığını ifade ettiği belirtiliyor. Ayrıca, Epstein dosyasında adı geçmekte olan Bill Clinton, 1999 depreminden sonra Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve o dönemde yüzlerce çocuğun kaybolduğunu kayıtlara geçirdiğini söylüyor..
Yapılan son açıklamalara göre, Demokratlar belgelerin en az yarısının gizlendiğini söylemekteler. İsimlerin açıklanmasını talep ediyorlar. Haklılar. Çünkü bu dosya yarım açıldığında, adalet değil denge gözetilmiş olur.
Epstein öldü.
Ama onu var eden ilişkiler yaşıyor.
Bugün bu belgeler aslında bize şunu söylüyor: Dünya, suçlularla değil, suçluları koruyan ağlarla yönetiliyor.
Ve o ağlar ifşa edilmedikçe hiçbir belge “son belge” olmayacak.
Epstein dosyası kapanmadı.
Sadece kapatılmak isteniyor.

