Son günlerde en çok dillendirilen iddia: Tayyip Erdoğan, yerine Bilal Erdoğan’ı hazırlıyor.
Türkiye’de hanedan rejimi yok. En azından resmî olarak şu an için yok. O zaman Bilal Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına aday olması gerekiyor. Yani RTE’nin koltuğunu oğluna devretme hayali varsa, Bilal mecburen, göstermelik de olsa bir seçime girmeli.
Ben bu adaylığı destekliyorum. Sebeplerini açıklayacağım. Ancak önce Bilal Erdoğan’ın adaylığı dedikodusundan çıkarmamız gereken dersler var. Onları not edelim.
Parlamenter muhalefet, özellikle CHP, yıllarca “bu seçim son seçim olabilir”, “oylar bölünmesin” diye halkı oyaladı. 2014 Yerel Seçimlerinden beri CHP’nin tek temel sloganı bu. Ancak “bu son seçim olabilir” sloganının ciddiyetiyle hareket etmedikleri gibi, tam tersi şekilde her seçim koltuğu RTE’ye vermek için ellerinden geleni yaptılar.
2023 yılında Maraş-Hatay Depremi’nden hemen sonra genel seçime gittik. Tüm göstergeler AKP’nin kaybedeceği yönündeydi. Tek yapılması gereken ya İmamoğlu ya Yavaş’ın aday gösterilmesiydi. Bunu RTE de biliyordu. Bu yüzden karşısında Kılıçdaroğlu’nu istiyordu. İstediğini verdiler. Ümit Özdağ’ın saraya Sinan Oğan hediyesini de unutturmayalım.
Bundan sonrası malum. 2014’ten beri “bu son seçim olabilir” diyen CHP, sanki muradına erdi. Artık Türkiye’de “seçim” olur ama nasıl olur?
2023’te Akşener’in çağrısına kulaklarını tıkayan İmamoğlu ve Yavaş’ın bir daha aday olma ihtimali sıfıra yakın. İmamoğlu hapiste, Yavaş’a operasyonun eli kulağında. CHP Genel Başkanı Özgür Özel kimi aday gösterse, AKP içeri atacak gibi. Bu sefer Özgür Özel ne diyecek? Tıpkı Kılıçdaroğlu gibi “ben kendim aday olmaya mecburum.”
2023 yılında seçilmeme ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunu bilen RTE, ısrarla karşısında Kılıçdaroğlu’nu istedi. Şimdi ise kendini rahat hissediyor. “Ya bizim Bilal’i çıkarsak Özgür Özel’in karşısına!”
Düşünün artık! Bilal ne alaka? Ankara siyaseti ve seçimler öylesine bir tiyatroya çevrilmiş ki; “Ekrem’i eledik, Mansur’u da eleriz; Bilal-Özgür çekişse sıkıntı olmaz, yine alırız” rahatlığına gelmişler.
Halk olarak ders çıkarmalıyız. Muhalefetin ne kadar kontrol altında olduğunu anlayıp, ona göre davranmalıyız.
Şimdi Bilal’in adaylığını neden desteklediğimi açıklayayım. Temel mantığımız şu: Saray için kötü olan Türkiye için iyidir.
Birinci neden: Biz yıllardır AKP’nin Cumhuriyet’i yıkmak istediğini, bir saltanat rejimi kurduklarını söylüyoruz. Bunlar gerçekten hanedan gibi yönetiyorlar ama işlerine gelince Cumhuriyet’in arkasına sığınıyorlar. Sanki özgür seçim varmış, hakimiyet milletinmiş gibi… Şimdi adını koyalım. Hanedan olmanın son şartı nedir? İktidarın babadan oğula geçmesi. Zincir tamamlansın. Maskeler insin. Hanedan olmanın risklerini de üstlensinler.
İkinci neden: Dincilerin gerçek niyetinin ortaya çıkması açısından iyi olacaktır Bilal’in adaylığı. Biz yıllardır İslamcıların, gericilerin, dincilerin sahte Osmanlıcı olduklarını belirttik. Bunlar ne yerli ne milli ne de dindar, sadece bölücü ve fitneci dedik. Şimdi Cumhuriyet düşmanlıklarının nedeni ortaya çıktı. Bakın saltanat kuruyorlar ama kimsenin aklına Osmanlı’yı geri getirmek gelmiyor.
Bir tane vardı hediyelik eşya satan. Fesle dolaşıp, Abdülhamit torunuyum diyordu. Hatta o da cumhurbaşkanı adayı olacağım diyordu. Onun da diplomasının sahte olduğunu ortaya çıkardılar. Ne olur ne olmaz dediler herhalde. Demek ki dertleri Osmanlı değil, kendi saltanatlarıymış.
Eyy dinciler! hani Osmanlıcıydınız, neden başka hanedanlık kuruyorsunuz?
Üçüncü neden: Yaşadığımız çağda hanedan artık bir gücün değil, zaafın göstergesidir. Başa beladır. Belli ki RTE bir vesvese, eyyam hali yaşıyor. İktidarı bırakmak istemiyor. Sonrasından endişe ediyor. Birileri de kendisine, kimseye güvenemeyeceğini, en iyi çözümün oğlunu koltuğa oturtmak olduğunu söylüyor. Ama bence asıl bu sefer “kandırılıyor.”
Damadıyla yaşadıklarını hatırlayalım. Ekonomik çöküşten dolayı suçu Berat’a atamadı. Çünkü halkta tepki vardı. “Lan oğlum, reis iyi güzel adam da, insan hiç hazineyi damadına teslim eder mi?”
Bu “reis iyi adam ama etrafı kötü, reis iyi adam ama oğlu yeteneksiz” lafları çok tehlikelidir. Başta saray rejiminin işine gelir. Ama işler sarpa sarınca, insanlar damadını, oğlunu falan bırakıp padişaha öfke kusmaya başlar.
Tayyip Erdoğan’ın emekli olup, karizmasını koruyarak yaşama ihtimali yerine “Erdoğan iktidarını” oğlu aracılığıyla devam ettirmeye çalışması büyük risktir. İyi şeyler olunca reis öne çıksın, kötü şeyler olunca başka birini öne atarız taktiği bugüne kadar fena işlemedi. Peki ama koltuğa Bilal oturursa ne olacak? “Affını mı isteyecek” ilk sıkışıklıkta Bilal? O iş öyle olmaz.
Hanedan olunca sana, soy ismine zimmetleniyor her şey. Ayrıca halkı da “dört yıl sonra seçim var, sabredin” diye oyalayacak bir muhalefet de kalmıyor. Bu yüzden 20. yüzyılda yeni hanedan kurma girişimleri hep felaket ile sonuçlandı. Acaba birileri “reisi” yine kandırmaya mı çalışıyor?
Dördüncü neden: AKP’nin bu denli güç kaybetmesinin tek nedeni var; o da Türkiye’yi gerçekten çok kötü yönetmeleri, Türkiye’nin adeta geleceğini karartmalarıdır. Özellikle Türk gençliği AKP’ye düşmandır. Bu yüzden her seçim, AKP tüm hile hurdaya rağmen güç kaybetmektedir. Genç kuşaklar geldikçe AKP seçim tiyatrosunu oynayamaz hâle geldi. O yüzden mecburen babadan oğula devir rejimine geçiyorlar.
Sorunun kaynağını göremiyorlar. Sorunun kaynağı Türk halkı ve gençliğinin AKP rejiminden nefret etmesidir. Bilal Erdoğan ise Türk gençliği için bir şaka konusudur. Bir ülkenin geleceği gençliktir. Gençlik açısından da halk açısından da; değil Bilal, herhangi bir “AKP’li çocuğu” çok ama çok itici bir figürdür.
Yanlı yorum yapmıyorum. Nesnel olacağım. Kılıçdaroğlu da gençler açısından çok kötü bir adaydı. Bir mizah unsuruydu. Bilal ile ülkeyi yönetmek isteyene sabır (!) diliyoruz.
Ha şunu diyebilir RTE: “Ya zaten seçim meçim mi yapacağız bundan sonra. Önce Bilal çıkar. Sonra torunlardan birine verir o da koltuğu. İdare ederiz.”
Eh, kendileri bilir. Dedim ya destekliyorum.

