3 Mart 1924’te, yani bugünden tam yüz iki yıl önce Türkiye, çok önemli bir aşamadan, bir kader anından geçti. Bugün Türk Devrimi, Atatürk önderliğinde laiklik ve çağdaşlaşma yolunda en önemli adımlardan üçünü bir defada attı. Hilafet kaldırıldı, Şe’riyye ve Evkaf Vekâleti ilga edildi. Bunlarla beraber Tevhid-i Tedrisat Kanunu da yine aynı gün kabul edildi.
Hilafetin kaldırılması, TBMM’de birçok tartışmanın sonucunda olmuştu. Gerçekte hilafet, daha ilk dört halife döneminin sonunda ortadan kalkmış bir kurumdu. Ondan sonra halife adında ortaya çıkanların tümü sadece saltanat sahibiydi. Kaldı ki ilk dört halifenin asıl işi de devlet başkanlığıydı. Halifelik adına Arap hanedanları yüzyıllarca birbirini yemiş, hatta aynı anda İslam dünyasının farklı yerlerinde birkaç halife birden hüküm sürmüştü. Sonra Selçuklu Türkleri gelmiş, Abbasi halifesinin elinden siyasi yetkiyi almış, ta o zamandan din ve devlet işlerini ayırıp bir nevi laik düzen kurmuştu. Sonra yüzyıllarca hilafet diye bir kurumun varlığı dahi unutulmuştu. Yavuz Sultan Selim hilafeti aldıktan sonra da Osmanlılar bunu yine yüzlerce yıl çok önemsemedi. Bir gün Abdülhamid devrinde İslamcılık bir ideoloji olarak ortaya çıkıp hilafet de önemli sayılana dek…
Meclis’teki tartışmalarda hem Atatürk, hem de Adalet Bakanı Seyyid Bey kritik açıklamalar yaptı. Yukarıda özetlediğimiz tarihi ayrıntılarıyla ortaya koyup sorunu çözdüler. Sonunda Türk milletinin sırtında bir Orta Çağ kamburu olarak kalmış hilafet kaldırıldı. Laiklik yolunda en önemli adımlardan biri atılmış oldu.
Bu adıma, Şe’riye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması de eşlik etti. Artık şe’riyye yani bir şeriat bakanlığı da olmayacaktı. Bunun yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu. Evkaf’ın yerine de Vakıflar Genel Müdürlüğü oluşturulacaktı. Böylelikle vakıf kurumu da dinsel değil hukuki bir yapı olarak varlığını sürdürecekti.
Bunlar kadar önemli olan ve yine 3 Mart 1924’te atılan diğer adım da Tevhid-i Tedrisat yani Eğitimin Birliği yasasıydı. Bu yasayla sadece medrese, mahalle mektebi vs. ile çağdaş okullar arasındaki ikilik ortadan kaldırılıp eğitim çağdaşlaştırılmadı. Aynı zamanda her dinin, her azınlığın, mezhebin, tarikatın ayrı eğitim sistemi kurduğu bir karmaşa tablosu da ortadan kaldırıldı. Çağdaş ve gerçek bir ulus, ancak bunu oluşturacak insanı eğitecek standart eğitim kurumlarıyla ortaya çıkarılabilirdi. Tevhid-i Tedrisat, çağdaş Türk ulus devletinin vatandaş tabanını sağlamlaştıracaktı.
Bugün bunca yıllık tahribata, saldırıya, aşındırma çabasına karşın Türk ulusu halen bu özelliklerini koruyor. İzliyoruz… Ortadoğu, Afrika ve Asya’da İslam ülkeleri yangın yeri… Savaşlar, iç çatışmalar, katliamlar bitmiyor. Bir bakıyorsunuz, Afganistan’da kölelik hukuken kabul edilmiş, kadınların okula gitmesi, çalışması yasaklanmış. Bir başka gün aynı Afganistan, yine bir İslam devleti olan Pakistan’la savaşa girmiş. Diğer yanda İran mollalarının faşist rejimi kendi halkına kan kustururken bir anda ABD ve İsrail’in açık hedefi de olmuş. Libya, Mısır, Sudan… Bu kadar İslam ülkesi içinde gerçekten devlet olabilen, millet olabilen, nispeten de olsa huzur ve barış içinde olan tek ülke Türkiye. Mesele kadın haklarına, halkın özgürlüğüne gelirse Türkiye elbette daha da açık ara öndedir.
Bugün 3 Mart Laiklik Gününü kutlarken, işte bunların tümünü birden kutlayalım. Çünkü Türkiye’nin hepsinden temel farkı laikleşebilmesi, Orta Çağ karanlığını ülkenin gökyüzünden silmesi, bu zeminde uygarlık yolunda ilerlemesi olmuştur.
Bize bugünleri sağlayan Atatürk başta olmak üzere Türk Devriminin kahramanlarına şükranla…
3 Mart Laiklik Bayramınız kutlu olsun!

