No Result
View All Result

Türk mitolojisinden semavi dinlere (2)

Muharrem Yellice by Muharrem Yellice
20 Ağustos 2026
in GÜNLÜK
0
Türk mitolojisinden semavi dinlere (2)

Türk Güneş miti ve Hristiyanlıkla benzerlikler

Güneş, Türk ve Altay kozmolojisinde hayatın, ısının, bereketin, göksel düzenin ve ilahî ışığın önemli sembollerinden biridir. [4][5] Kağanlık hâkimiyetinin göksel bir kaynağa bağlanması, hükümdarın güneşin doğduğu doğu yönüne özel önem vermesi ve bazı törenlerin güneşin hareketlerine göre düzenlenmesi, güneş sembolizminin Türk kültüründeki yerini göstermektedir.

Bununla birlikte, Türklerdeki güneş kültü ile Hristiyanlıktaki İsa tasavvuru arasında doğrudan ve kesintisiz bir aktarım zinciri kurmak için yeterli tarihî belge bulunmamaktadır. İsa’nın “dünyanın ışığı” olarak tanımlanması, ölümden sonra diriliş düşüncesi ve karanlığı dağıtan ilahî nur sembolizmi, güneş merkezli eski inançlarla karşılaştırılabilir. Ancak benzerlik, tek başına köken birliğinin kanıtı değildir. J. Peter’in İsa, Türklerin güneş kültü elbisesini giymiş bir Figürdür demesi boşuna değildir.

Mitra kültü, İranî Mitra geleneği ile Roma dünyasındaki dinî ve kozmolojik sembollerin birleşmesi sonucunda gelişmiş bir sır dinidir. [13][14] Roma Mithraizmi ile daha eski İranî Mitra inancı arasında süreklilik bulunmakla beraber Roma’daki Mithras kültü, İran’daki inancın değişmeden taşınmış biçimi değildir. Boğa kurbanı, mağara, ışık, yıldızlar ve güneşle ilgili semboller Roma dinî ortamında yeni anlamlar kazanmıştır.

Bu nedenle Mitraizm’i doğrudan “eski Türk dini” olarak tanımlamak yerine, Türkistan , İran, Orta Asya, Anadolu ve Akdeniz arasındaki uzun süreli kültürel etkileşimlerin meydana getirdiği Avrasya kaynaklı bir dinî oluşum olarak değerlendirmek daha sağlamdır. Mitolojiden Felsefeye adlı eserde konuya bu çerçeveden baktım.

İsa’nın doğumunun 25 Aralık’ta kutlanması da benzer biçimde tartışmalı bir konudur. Dördüncü yüzyıl Roma dünyasında 25 Aralık hem İsa’nın doğum günü hem de yenilmez güneşle ilgili bir tarih olarak kayıtlara geçmiştir. Ancak Hristiyanların bu tarihi doğrudan Sol Invictus Bayramı’ndan alıp almadıkları konusunda araştırmacılar arasında görüş birliği bulunmamaktadır. [15][17] Bazı araştırmacılar, Hristiyanlığın mevcut güneş bayramını dönüştürdüğünü savunurken bazıları da Hristiyan tarihlendirmesinin kendi teolojik hesaplamalarından doğduğunu, pagan güneş kutlamalarının ise daha sonra aynı tarihte belirginleştiğini ileri sürmektedir.

Bu sebeple, İmparator Konstantin’in pagan Güneş Bayramı ile İsa’nın doğumunu tek bir kararla birleştirdiğini söylemek tarihî bakımdan fazla kesin bir hükümdür. Daha doğru ifade, dördüncü yüzyıl Roma dünyasında güneş sembolizmi ile Hristiyanlığın ışık ve doğuş teolojisinin aynı kültürel ortamda karşılaşmış ve birbirini etkilemiş olmasıdır. Bana göre bu kült Türk’tür.

Kış gündönümünden sonra günlerin uzamaya başlaması, dünyanın birçok kültüründe güneşin yeniden doğuşu biçiminde yorumlanmıştır. Türk topluluklarında Nardugan adıyla ilişkilendirilen kış dönümü gelenekleri de bu çerçevede ele alınabilir. Ancak Nardugan’dan Hristiyan Noel’ine uzanan doğrudan bir tarihî aktarım, mevcut belgelerle kesin olarak gösterilememektedir. Burada kurulabilecek en sağlam bağ, güneşin yeniden güç kazanması ve ışığın karanlığa üstün gelmesi biçimindeki ortak sembolizmdir.

Türk güneş mitinin farklı medeniyetlerdeki yansımaları ve güneş merkezli dinî motifler, tarafımdan kaleme alınan Mitolojiden Felsefeye adlı eserde daha geniş biçimde ele alınmıştır. [17]

Dualizm: Bay Ülgen ve Erlik’in kozmik mücadelesi

İyilik ve kötülük, aydınlık ve karanlık, düzen ve kargaşa arasındaki karşıtlık, dünya mitolojilerinin temel konularından biridir. Türk ve Altay mitolojisinde Bay Ülgen ile Erlik Han arasında görülen karşıtlık da bu evrensel yapının güçlü örneklerinden biridir. [4][5][6]

Bay Ülgen gökyüzü, aydınlık, bereket ve iyilikle; Erlik Han ise yer altı, hastalık, ölüm ve karanlıkla ilişkilendirilir. Ancak bu iki figür her zaman birbirine denk ve bağımsız iki yaratıcı tanrı değildir. Bazı anlatılarda Erlik, en yüksek Tanrı’ya bağlı veya ona başkaldırmış ikincil bir varlık olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle Türk mitolojisindeki yapıyı, Zerdüştlükteki Ahura Mazda-Angra Mainyu karşıtlığıyla tamamen özdeşleştirmek doğru değildir.

Zerdüştlük, iyilik ve kötülüğü kozmik ve ahlâkî bir mücadele içinde ele alan en belirgin dinî sistemlerden biridir. [16] Bu düşüncenin Yahudilik, Hristiyanlık ve İslâmiyet’in şeytan, kıyamet, son yargı, cennet ve cehennem tasavvurları üzerindeki muhtemel etkileri uzun zamandır tartışılmaktadır. Bununla birlikte, Türk mitolojisindeki Bay Ülgen-Erlik karşıtlığının önce Zerdüştlüğe, oradan Musevilik ve Hristiyanlığa geçtiğini gösteren kesintisiz bir tarihî belge zinciri bulunmamaktadır.

Türk, İran ve diğer Avrasya toplulukları yüzyıllar boyunca aynı coğrafyalarda yaşamış, savaşmış, ticaret yapmış ve birbirlerinin inançlarından etkilenmiştir. Bu nedenle iyilik-kötülük karşıtlığının tek bir millete ait olduğunu söylemek yerine, Avrasya kültür çevresinde farklı toplumların katkılarıyla gelişen ortak bir düşünce alanından söz etmek daha isabetlidir.  Ama bu mitsel algının özü bana göre Türk’tür.

Yine de ihtiyatla yaklaşmak lazım. Ancak bu ihtiyat, Türk mitolojisinin önemini azaltmaz. Tam tersine, Türk kozmolojisinin dinler tarihi çalışmalarında yalnızca “İslâmiyet’e hazırlık dönemi” olarak görülmesini engeller. Bay Ülgen, Erlik, Umay, iyeler, yer-su ruhları, gök katları, hayat ağacı ve güneş sembolizmi; Türk topluluklarının özgün mitolojik üretim gücünü göstermektedir.

Türk inanç sistemi, animistik unsurlardan güneş kültüne, atalar inancından hiyerarşik yüksek Tanrı anlayışına ve iyilik-kötülük karşıtlığına uzanan çok katmanlı bir kozmolojidir. Türk toplulukları Budizm, Maniheizm, Hristiyanlık, Musevilik ve İslâmiyet ile temas etmiş; bu sistemleri yalnızca kabul etmekle kalmamış, onları kendi kültürel dünyaları içinde dönüştürmüştür.

Dolayısıyla mesele, Türklerin edilgen biçimde tek tanrıcılığa geçmesi değil, Avrasya inanç tarihinde aktif bir rol üstlenmiş olmalarıdır. Türkleri başlangıçtan itibaren yalnızca İslâmiyet’e yönelmiş bir millet olarak göstermek, İslâmiyet öncesindeki binlerce yıllık mitolojik ve kültürel birikimi gölgede bırakmaktadır.

Bununla birlikte semavi dinlerin bütün temel kavramlarının doğrudan Türk mitolojisinden doğduğunu ileri sürmek tarihî belgelerin taşıyabileceğinden daha kesin bir iddia olacaksa da ben buna inanıyorum, benim inancım böyle.  Bilimsel bakımdan savunulabilecek esas düşünce de şöyle söylenebilir: Türk toplulukları, Avrasya’nın dinî ve mitolojik düşünce dünyasında edilgen alıcılar değil; semboller, anlatılar ve inanç biçimleri meydana getiren, taşıyan ve dönüştüren etkin kültür kurucularıdır.

Avrasya’nın birçok inanç sisteminde Türk topluluklarının tarihî izleri ve kültürel katkıları bulunmaktadır.  Bu izler, Anadolu ve Roma’yı da etkilemiştir. Türk milletinin inanç tarihi, yalnızca İslâmiyet’e varan düz bir yol olarak değil; insanlığın ortak mitolojik hafızasına katkıda bulunan bağımsız ve güçlü bir kültür alanı olarak incelenmelidir.

Türklerde tek Tanrı inancının ezelî olduğu yönündeki tekrarın, “Türkler bir gecede Müslüman oldu” masalının düşünsel dayanağına dönüştürülmesine izin verilmemelidir.

KAYNAKÇA

[1] Tylor, Edward Burnett. İlkel Kültür: Mitoloji, Felsefe, Din, Dil, Sanat ve Geleneğin Gelişimine Yönelik Araştırmalar. Çev. Eren Kanat. İstanbul: Çavdar Yayıncılık, 2024.

[2] Durkheim, Émile. Dini Hayatın İlkel Biçimleri. Çev. Fuat Aydın. Ankara: Eskiyeni Yayınları, 2018.

[3] Eliade, Mircea. Şamanizm: İlkel Esrime Teknikleri. Çev. İsmet Birkan. Ankara: İmge Kitabevi Yayınları, 1999.

[4] İnan, Abdülkadir. Tarihte ve Bugün Şamanizm: Materyaller ve Araştırmalar. 4. bs. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1995.

[5] Ögel, Bahaeddin. Türk Mitolojisi: Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar. 2 cilt. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2010.

[6] Roux, Jean-Paul. Türklerin ve Moğolların Eski Dini. Çev. Aykut Kazancıgil. 2. bs. İstanbul: Dergâh Yayınları, 2024.

[7] Kafesoğlu, İbrahim. Eski Türk Dini. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1980.

[8] Turan, Osman. “Türkler ve İslâmiyet.” Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, C. IV, S. 4, 1946, s. 457-485.

[9] Danişmend, İsmail Hami. Türk Irkı Niçin Müslüman Olmuştur? İstanbul: Okat Yayınları, 1959.

[10] Öztuna, Yılmaz. Büyük Türkiye Tarihi. C. I. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1983.

[11] Esin, Emel. İslâmiyetten Önceki Türk Kültür Tarihi ve İslâma Giriş. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1978.

[12] Taberî, Muhammed b. Cerîr. Târihu’t-Taberî: Peygamberler ve Hükümdarlar Tarihi. Çev. Cemalettin Saylık; ed. Mehmet Azimli. 8 cilt. Ankara: Ankara Okulu Yayınları, 2018-2024.

[13] Cumont, Franz. Mithra’nın Gizemleri. Çev. Talip Aslan. 2. bs. İstanbul: Kumran Yayınları, 2024.

[14] Ulansey, David. Mitras Gizlerinin Kökeni: Antik Dünyada Kozmoloji ve Din. Çev. Hüsnü Ovacık. İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 1998.

[15] Toprak, Hicret K. “Modern Dünyada Kültürel Bir İnşa Olarak Noel.” Eskiyeni, S. 44, 2021, s. 663-678.

[16] Yıldırım, Kadri. Zerdüştî ve İslâmî Kaynaklara Göre Zerdüşt, Avesta ve Temel Öğretileri. İstanbul: Avesta Yayınları, 2020.

[17] Yellice, Muharrem. Mitolojiden Felsefeye. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2024.

 

Previous Post

Tarikat operasyonları nereye? AKP tek tarikat mı kalacak?

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.