Mehmet Emin Ekmen, 1975 Batman doğumlu bir siyasetçi. Daha önce AKP milletvekiliydi, sonradan Babacan’ın DEVA Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. Sonrasında da Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023 seçimlerinde yaptığı o “müthiş” siyasi hamle ile Mersin’den, CHP listesinden seçilip Meclis’e girdi. Şimdi ise AKP dışında kalmış İslamcıların kurduğu ittifak partisi Yeni Yol’un Grup Başkanvekillerinden birisi.
Kendisi son olarak “Süleymancılar” operasyonu üzerinden bazı fikirlerini Yeni Arayış gazetesine yazdığı bir makalede anlattı. Nakşî şeyhlerinden Mehmet Zahid Kotku’ya göndermeler yaptığı yazısında şu an cemaatlerle, tarikatlarla ilgili yaşanan tüm sorunların sebebi olarak, Cumhuriyet’in 1925’te tekkeleri ve zaviyeleri kapatmasını gösterdi.
Yazısının en önemli kısmı şöyle:
“Türkiye’de din ve inanç topluluklarına özgü tüzel kişilik oluşturma imkânı bulunmuyor.
Tüzel kişilik oluşturamamak, yalnızca sembolik bir statü sorunu değil. Tüzel kişiliklerin bir topluluğun yönetim organlarının teşkili, kendi adına mülk edinmesi, banka hesabı açması, malvarlığını yönetmesi, yargı yoluna başvurması ve kurumsal varlığını üyelerinden bağımsız biçimde sürdürebilmesi gibi son derece somut sonuçları var.”
“Mesele, şu anda tarikat ve cemaatlerin Türkiye’de tüzel kişilik edinememesidir” diyerek fikirlerini dolaylı yoldan söylese de bunun Cumhuriyet’e ve Atatürk’ün bu devrimci hamlesine düşmanlık olduğunu çok iyi biliyoruz. Yani tarikat ve cemaatlerin bugünkü fiili varlığı, hukuki hale getirilirse ortada sorun kalmayacakmış çünkü bu yapılar “denetlenebilecekmiş”…
Ekmen’in bu mantığını herhangi bir mafya örgütü için de kurabiliriz. Mafyaya, çeteye de tüzel kişilik, hukuksal statü verilsin, böylece ortada sorun kalmasın. Bu, bir taraftan iktidarın Apo ve PKK’ya yasallık, af ve statü vererek “sorun çözme” oyunuyla da pek güzel örtüşüyor.
Şimdi şunu net bir şekilde söyleyelim: Hak ve demokrasi savunuculuğu görüntüsü altında tarikatları, cemaatleri savunmak, korumak İslamcıların 1990’lardan beri uyguladığı bir takiye formülü. İşin daha da ilginç kısmı AKP’nin kurulduğu günden bugüne zaten bu politikanın şampiyonluğunu yapmış olması.
Yani aslında Deva Partili Mehmet Emin Ekmen, tarikatlara, cemaatlere özgürlük ve hukuksal statü istemekten başka bir şey yapmıyor. Bu da AKP’nin yıllardır yaptığından hiç farklı değil. Peki, öyleyse onu “muhalif” siyasetçi yapan, halen bu ve buna benzer sıfatlarla konuşturan nedir? AKP’ninki de, onunki de sonuçta Orta Çağ’a çağrıdan başka bir şey değil.
Fakat işin en acı tarafı; o ve onun gibi birçok ismin zamanında Kılıçdaroğlu CHP’si tarafından, hem de CHP’li Atatürkçü seçmenlerin oyları ile Meclise taşınması olmuştur.
Atatürkçü, cumhuriyetçi, laik seçmenin verdiği oylar şimdi tarikatların savunulmasına, Cumhuriyet devrimlerinin saldırıya uğramasına yarıyor. Asıl ibretlik durum budur.
