No Result
View All Result

Vatan satıcıları “sayesinde”  bu iş buraya kadar

Mutlu YILMAZ by Mutlu YILMAZ
31 Ağustos 2026
in GÜNLÜK
0
Vatan satıcıları “sayesinde”  bu iş buraya kadar

Yıllar yılı bir turizm emekçisi olarak hizmet vermiş olmanın sonucunda, insan ister istemez sektördeki gelişmelere kayıtsız kalamıyor. Haliyle, gözlemlenen en küçük bir düzensizliğin, genel gidişata yönelik ne gibi sorunlara sebep olacağına dair kaygılar da had safhada oluyor.

Geçen yıl, sezonun daha erken bir döneminde kaleme aldığım bir yazıda ve çeşitli vesilelerle yaptığım konuşmalarda belirttiğim üzere, ben turizmin mektepli değil alaylı sınıfındanım.¹ Ancak turizm sektöründe çalıştığım dönemde öğretmen olarak eğitim-öğretim camiasının da bir ferdi olmam, buradaki açığı fazlasıyla kapatmış; mevcut hâl ve gidişatı analiz etme hususunda beni daha avantajlı duruma getirmişti.

Maalesef geçen yılki o tespitlerin ardından bir şeyleri düzeltme yönünde en ufak bir adım atılamadığı gibi halihazırda berbat bir turizm sezonu geçiriyoruz. Temmuz ve Ağustos için her ne kadar kısmi bir toparlanma söz konusu olduysa da tablo pek iç açıcı değil. Bu vurdumduymazlıkla devam edilecekse, önümüzdeki sezonlarda daha vahim tablolarla karşılaşacağımızı da şimdiden belirteyim. Ne ektiysek onu biçeceğiz.

Şunu baştan kabul edelim ki, sektör zaten ağır ve yıpratıcı bir sektör. İktisattaki “Kötü para iyi parayı kovar” tabirinin benzeri burada da kötü personelin iyi personeli kovması şeklinde yaşanıyor ve turizme çöken o kaçkın tipler yüzünden Türkiye’nin imajı her geçen zaman daha da zedeleniyor. Öte yandan, iyi personel de ağır çalışma şartlarından ve örgütsüzlükten dolayı yavaş yavaş ortadan kayboluyor ya da daha vahimi, ortama uyum sağlıyor. Oysa iyi personel, her şeyin başıdır.

Hepsi bir yana, millet olarak kendimize saygımız olmadığı sürece kimseden saygı beklemeye de hakkımız yok. Bilhassa Avrupalı turist serbestçe Türkiye’ye gelebiliyorken, buna karşılık bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı onlarca sorgu sualin ardından güç bela alabildiği vizeyle Avrupa Birliği ülkelerine girebiliyorsa, o şanlı tarihe sahip milletin ferdi olan herkes bu durumdan ıstırap duymalıdır. Üstelik son yıllarda “Ev alana yanında kimlik-pasaport hediye” şeklinde reklam edilen ve non-stop dönen o rezil emlak reklamlarını ben yazarken bile utanıyorum.

Şehit kanlarıyla kazanılmış bu topraklarda dışarıdan gelen birisine vatandaşlık hakkı tanımak, bu kadar kolay olmamalı.

Şunu unutmayın, Batılı devletlerin pembeleşen kırmızı çizgileri, artık neredeyse tamamen solmak üzeredir. Türkiye’yi de yakından ilgilendiren jeopolitik gerginlik kafanızı karıştırmasın, yakın bir savaş riski şimdilik yok. Öyle bir durum olduğunda Avrupalı turist zaten bıçak gibi kesilir. (Ruslar, savaşın başladığı güne kadar gelmeye devam eder).

Güneş-Kum-Deniz olarak karakterize edilen kıyı turizminde öncelikli şey ucuzluk. Fakat artık Türkiye, her geçen yıl daha pahalı. Mevcut ekonomik şartlar göz önüne alındığında kur üzerinde yabancıyı memnun edecek bir hamlenin gelmesi de zor görünüyor. Dolayısıyla 2027 yılında Türkiye muhtemelen pahalı olmaya devam edecek. Ve Türkiye fiyat konusundaki o cazibesini de yitirdiğinde artık daha az tercih edilen bir destinasyon olacak. Yoksa memleketteki zorbalıklar ve hukuksuzluk buradaki düşüşün ana sebebi değil. Bir değil on tane İmamoğlu da hapse atılsa Avrupalı gelmeye devam ederdi, yeter ki ucuz olsun. Avrupalı devletler için asıl korku, özellikle yaz aylarında yaşanan mülteci akını. İspanya’nın Kuzey Afrika’daki eksklavı Ceuta’da (Sebte) geçen ay yaşanan o insanlık trajedisinin Avrupalıları ne kadar korkuttuğunu ve 2015’teki travmayı nasıl depreştirdiğini iyi değerlendirelim.²

Elbette genelleme yapmak istemem ama Avrupalılar için dünyanın neresinde olursa olsun insan hakları ihlalinin ya da bir çevre faciasının tepkisel karşılığı vardır; ama bu o kadar da üst perdeden değildir. Taşın altına ellerini sokmak istemezler, zira kendi evlerine sıçramasından korkarlar. Vasat ve vasat altı tiplerin güney sahillerimizde nasıl tatil geçirdiğini gözlemleyerek sizler de benzer kanılara varabilirsiniz:

Yemek, içmek, kalanları çöpe atmak… Kendi çöpünü bile memleketinde tutmayıp Akdeniz’e boca ettirmek!

Sömürünün böylesi ne görülmüş ne de duyulmuş. Yüzyıl önceki gavur işgalini savuşturamasaydık bu kadarını yaşar mıydık ondan bile emin değilim; fakat onun adı işgal (tecavüz) olacaktı bu ise hıyanet. Ve bu hıyanetin utancı hepimizin üzerinedir.

Dipnotlar:

1. Türk Turizminin Acı Gerçeği, 22 Haziran 2025
https://www.turksolu.com.tr/turk-turizminin-aci-gercegi/

2. Eksklav: Siyasi olarak bağlı olduğu ana ülkeyle coğrafi kara bağlantısı bulunmayan, ana ülkeden yabancı devletlerin toprakları veya uluslararası sularla ayrılmış olan toprak parçasıdır.

Previous Post

30 Ağustos ve Vahdettin

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

imunify-bot-check