No Result
View All Result

Türkiye “kakistokrasi” mi?

Ali Açık by Ali Açık
4 Eylül 2026
in GÜNLÜK
0
Türkiye “kakistokrasi” mi?

Bir ülkeyi yönetenlerin niteliği, o ülkenin geleceğini belirler.

Siyasette bazen öyle dönemler yaşanır ki liyakat geri plana itilir; ehliyetin yerini sadakat, bilgi ve tecrübenin yerini yakınlık ilişkileri almaya başlar. Devlet makamları millete hizmet etmekten çok belli çevrelerin güç ve çıkar alanına dönüşürse, karşımıza kakistokrasi denilen yönetim anlayışı çıkar.

Kakistokrasi, en basit ifadeyle “en kötülerin veya yönetmeye en yetersiz olanların yönetimi” anlamına gelir. Peki Türkiye’de bugün yaşananlara bu kavram açısından bakamaz mıyız? Bakabiliriz. Çünkü mesele yalnızca iktidarda hangi partinin bulunduğu değildir. Asıl mesele, devlet yönetiminde liyakatin ne kadar değer gördüğüdür.

Bir devlet düşünün… Göreve gelmek için ehliyet ve başarıdan önce sadakat aranıyorsa, devlet kurumlarında liyakat yerine siyasi yakınlık önem kazanıyorsa, eleştirenler dışlanırken, haklarında soruşturma açılırken, cezalandırılırken,  sorgulamayanlar, elestirmeyen yargılamayanlar ödüllendiriliyorsa, devletin kurumları kişilere ve siyasi yapılara bağımlı hâle geliyorsa, o zaman toplumun şu soruyu sorması kaçınılmazdır:

Bu yönetim anlayışı gerçekten liyakate dayalı bir devlet düzeni midir, yoksa kakistokrasiye doğru bir savrulma mıdır?

Devlet, şahısların değil milletindir. Devlet makamları, birilerinin yakınlarını, dostlarını veya siyasi taraftarlarını ödüllendirme yeri değildir. Devlet makamı emanettir. O emaneti taşıyacak kişinin ölçüsü; kimden yana olduğu değil, ne kadar bilgili, dürüst, ehil ve adil olduğudur.

Türkiye’nin asıl ihtiyacı da budur: Liyakatli devlet adamları.

Çünkü yanlış kişinin yanlış makama getirilmesinin bedelini siyasetçi değil, millet öder. Yanlış kararın bedelini vatandaş öder. Kötü yönetimin bedelini emekli öder, işçi öder, çiftçi öder, esnaf öder, gençler öder.

İşte bu nedenle mesele bir parti meselesi değildir. Bu, devlet meselesidir. Bugün iktidarda kim olursa olsun, yarın kim gelirse gelsin aynı ölçüyü savunmalıyız:

Devlet kadrolarında liyakat.

Yönetimde adalet.

Kamu kaynaklarında dürüstlük.

Siyasette hesap verebilirlik.

Ve en önemlisi: Devletin kişilere değil, kurallara bağlı olması.

Bir ülkede liyakat kaybolursa yalnızca kötü yöneticiler ortaya çıkmaz; zamanla devlet kurumlarına duyulan güven de aşınır. Vatandaş devlete güvenini kaybederse, bundan hiçbir siyasi parti kazançlı çıkmaz. Çünkü devletin itibarı, iktidarın itibarı değildir. Devletin itibarı, milletin ortak itibaridir.

Bu nedenle, Türkiye’nin önündeki en büyük meselelerden biri, hangi kişinin veya hangi partinin iktidarda olduğundan önce şu sorudur: Türkiye’de liyakat yeniden devlet yönetiminin temel ölçüsü hâline getirilecek mi?

Benim kanaatim şudur: Bir ülkenin kaderi, makam koltuklarına kimlerin oturduğundan çok, o koltuklara hangi ölçüyle oturtulduğuyla belirlenir.

Eğer ölçümüz liyakatse devlet güçlenir.
Eğer ölçümüz sadakatse kurumlar zayıflar.
Eğer ölçümüz çıkar ilişkileriyse adalet yara alır.Ve eğer bütün bunların yerine en yetersizlerin yükselmesi geçerse, siyaset biliminin bize verdiği o ağır kelimeyi hatırlamak zorunda kalırız:
KAKİSTOKRASİ.

Türkiye’nin ihtiyacı kötülerin yönetimi değil; ehlinin, liyakatlinin, dürüstün ve devlet sorumluluğunu taşıyabilenin yönetimidir. Çünkü Türkiye’nin geleceği, kişilere değil liyakatli kurumlara emanet edilmelidir. Amaç kimseyi suçlamak değil; aynaya bakmak, sorular sormak ve düşünmektir.

NOT: Kakistokrasi, Yunanca kökenli bir kelimedir ve kabaca “en kötülerin yönetimi” veya “yönetmeye en elverişsiz kişilerin iktidarda olması” anlamına gelir.

Previous Post

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

imunify-bot-check