Önce kadın, tarikatta tecavüze uğruyor. Sonra iktidarla organik bağı olan tarikat, olayın üzerini örtüp kadını tecavüzcüsüyle evlendirerek daha büyük bir tecavüze imza atıyor. Yetmiyor, “baba” olacak insanlıktan nasibini almamış yaratık, doğan çocuk İkra’yı da 3 yaşından itibaren istismar etmeye başlıyor.
Anne Fatmanur, haftalarca adalet nöbeti tutarak sesini duyurmaya çalışmış. Kaçımız duyduk?
Cesetleri Zeytinburnu sahiline vurduktan sonra öğreniyoruz ki anne Fatmanur Çelik, “Ölürsem, intihar olmadığını bilin,” diye uyarmış.
Asıl fail bizce bellidir. Ama AKP’nin, tarikat bataklığını nasıl büyüttüğünü burada uzun uzun anlatıp tekrar etmeyelim.
Sorunuzu duyar gibiyim: CHP’nin bu işle ne ilgisi var?
Enes Kara’yı hatırlamalıyız?
Dört yıl oldu.
Fırat Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi öğrencisiydi. Nurcuların yurdunda uğradığı aşağılanma ve köleliğe dayanamayarak gencecik yaşta kendi canına kıymıştı. Hemen öncesinde, yaşadıklarını da anlatıp video olarak paylaşmıştı.
Peki, tüm ülkede infial uyanırken o zamanki CHP Genel Başkanı ne yapmıştı?
Kemal Kılıçdaroğlu, konuyu gündeme getirenleri etik davranmamakla suçlamış, Enes Kara’yı adeta ikinci kez öldürmüştü. Oysa, tarikat batağından kurtulmak için tutunacak dal arayan kimbilir daha nice Enesler var…
O gün CHP’nin daha önemli işleri vardı! Kılıçdaroğlu, “helalleşme” turlarındaydı. Kimlerle mi? Tabi ki Enes’in katilleriyle! Atatürk’ün makamında oturan adam, o tekke senin bu tekke benim geziyordu. Bu arada şeceresini “Seyyitliğe” bağlayan kitaplar yazdırmayı da ihmal etmiyordu.
Peki neden?
Çünkü Kılıçdaroğlu’nun dünyasında cemaat/tarikat yapılanmaları birer sivil toplum öğesidir ve işte CHP, vaktiyle bunların hakkına girmiştir. Fakat bu çarpık bakış, yeni olmadığı gibi Kılıçdaroğlu da bu konuda tek başında değil.
Oysa, Enes Kara’nın ölümü, bunların sivil toplum olmadığının tek başına kanıtıydı. Sivil toplumda iki temel hak vardır: Seçme ve çıkma hakkı. Enes seçeneksiz ve çıkışsızdı.
“İkinci Cumhuriyet” böyle sapkın bir kafadır: Zalimlere empati kurar, Enes gibi halk çocuklarının ölüsüne bile zulmedersiniz.
Kılıçdaroğlu’nun attığı “helalleşme” kazığının politik sonucunu da biliyorsunuz. 2023’te Cumhuriyet tarihinin en sağcı meclis aritmetiği oluştu. Onlarca Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı, Atatürkçü oylarla meclise girdi ve ilk fırsatta, kendilerini Meclis’e taşıyan muhalif seçmene hakaret edip teker teker AKP saflarına geçtiler.
Ama bugün CHP’nin başında Özgür Özel var, diyeceksiniz.
Peki, Özgür Özel farklı mı?
Gündemi kaçıranlar için hatırlatalım. Özgür Özel, daha geçen hafta Kılıçdaroğlu’yla aynı ideolojik kanallardan beslendiğini ilan etmişti. Kemalizm karşıtı Tanıl Bora’nın kitabı, Özgür Özel’in “başucu” kitabıydı. Temel metniydi…
Anlayacağınız, tarikatların önünü açarken AKP’ye ideolojik destek ve motivasyon sağlayan “İkinci Cumhuriyetçilik”, 2010’dan beri kesintisiz şekilde CHP’ye yön veriyor.
Belki yüz binler tarikatların elinde can çekişirken, onlara en çok el uzatması gereken parti, bu kanseri doğal sosyolojik olgu kabul eden hastalıklı bir anlayışın elinde.
Aynı CHP, aynı İkinci Cumhuriyetçilik gereği, şimdi İkinci Açılıma da dahil.
Biliyorum. Özgür Özel, Eyüp Sultan’da Fatmanur Çelik’i ve kızını andı. Hatta biraz sert konuştuğu da söylenebilir:
“Böylesi bir sapık hangi siyasi güce sahip olursa olsun hangi cemaatin hangi tarikatın üyesi olursa olsun bu namussuzu koruyanlar alçaktır, onun kadar namussuzdur!”
Ama görüyorsunuz, olaya kriminal boyutun ötesinde bakamıyor. Sadece, şu tarikattandır, bu cemaattendir diye kimse kayırılmasın ve adalet önünde hesap sorulsun diye kendince uyarıyor. Tarikatlarla sorunu olduğundan değil.
Bu arada Eyüp Sultan mitinginin 3 Mart’a denk geldiğini de hatırlatalım. CHP Genel Başkanı, Türk laikliğini temin eden üç büyük devrim kanununun yıldönümünde sıradan bir laiklik vurgusu bile yapmadı. Kılıçdaroğlu da bugünü hep es geçmiştir. Kesinlikle tesadüf değil.
Tam tersine, Fatmanur Çelik gibi, Enes Kara gibi on binler, yüz binler, tarikat pençesinden kurtulmak için umuda hasret.
Yani CHP’nin yapması gereken çok basit: AKP-MHP-DEM’in Kürt-İslamcılığına bulanmak yerine özüne dönüp Türk halkının özgürlük ihtiyacına cevap vermek. Meriç ırmağında çocuk çocuk boğulan KHK’lılarla dalga geçmek değil. Bebek katili teröristlere umut hakkı dağıtmak hiç değil!
Ama bunun için uyanmak gerekiyor. Sonra da utanmak gerekiyor. En çok da Atatürk’ten.
Siz söyleyin.
CHP uyanır ve utanır mı?

