Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, Cumhuriyet tarihinin en karanlık mutabakatlarından biri resmiyete döküldü. Kamuoyunda “Süreç Komisyonu” olarak bilinen “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”, hazırladığı raporu oyladı ve kabul etti.
Ancak şeytan ayrıntıda değil, oylamanın yapıldığı o odadaki parmaklarda gizliydi. TBMM Başkanlığı, raporun “Nitelikli Çoğunluk”la kabul edildiğini duyurdu.
CHP “EVET” dedi!
Herkes bilsin ki; bir komisyonda raporun “oy çokluğu” ile değil de “Nitelikli Çoğunluk” ile onaylanması demek, sadece iktidar partilerinin değil, muhalefetin de o rapora destek vermesi demektir. Komisyon aritmetiği ortadadır. AKP ve MHP’nin oyları, bu raporu geçirmeye yetse bile, o raporun arkasına “geniş mutabakat” gücünü koymaya, “nitelikli çoğunluk” etiketi yapıştırmaya yetmezdi.
Oylama sonucunun tercümesi şudur: O komisyonda görev yapan CHP’li üyeler, önlerine konulan bu “Yıkım Metni”ne, AKP ve DEM Partili üyelerle birlikte “KABUL” oyu vermişlerdir!
Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin vekilleri, o komisyon odasında; içinden “Terör” kelimesinin çıkarıldığı, “Mücadele” yerine “Müzakere”nin dayatıldığı, PKK tezlerinin “Kardeşlik” ambalajına sarıldığı o rapora itiraz etmemiş, bilakis ellerini kaldırarak onaylamışlardır.
Numan Kurtulmuş, “Devlet Mührünü” vurdu
Raporun komisyonda kabul edilmesinin hemen ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş kameralar karşısına geçerek şu cümleyi kurdu: “Milletimiz kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir.”
Buradaki “Kardeşlik” ve “Bütünleşme” kelimeleri, masum birer temenni değil, siyasi bir şifredir. Kurtulmuş, bu açıklamasıyla; kapalı kapılar ardında yürütülen ve komisyonda CHP’nin desteğiyle yasallaşan bu kirli pazarlığa “devlet adına” onay mührünü vurmuştur. “Bütünleşme” dedikleri şey; Türk Milleti ile değil, PKK’nın siyasi talepleriyle bütünleşmektir.
DEM Parti, istediğini aldı: “Terör” kelimesi yok!
Hatırlayacaksınız; bu komisyon kurulurken DEM Parti, “İçinde terör kelimesi geçerse biz yokuz” diye rest çekmişti. Bugün kabul edilen raporun ve komisyonun adına bakın: “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”. Gördünüz mü? “Terör” kelimesi yok! PKK’nın siyasi uzantısı Meclis’e ayar verdi, “Bize terörist diyemezsiniz” dedi ve koca Türkiye Büyük Millet Meclisi, AKP’siyle CHP’siyle bu dayatmaya boyun eğdi.
Sizin eliniz, Cumhuriyet’e kalktı!
CHP yönetimine ve o komisyondaki üyelere soruyoruz: Siz o odaya, AKP’nin “Yeni Anayasa” tuzağına meşruiyet kazandırmak için mi girdiniz? Sizin göreviniz, DEM Parti’nin dayatmalarına “Nitelikli Çoğunluk” desteği sağlamak mıdır?
Eğer o komisyonda “Hayır” deseydiniz, şerh düşseydiniz, o rapor “malul” (sakat) doğacaktı. Ama siz “Evet” diyerek, bu ihanet belgesinin altına “Atatürk’ün Partisi”nin imzasını attınız. Bu, basit bir komisyon oylaması değil; CHP’nin kurumsal kimliğinin, AKP-DEM ittifakına vagon yapıldığının resmidir.
Hedef belli: “Yeni Anayasa”
Bugün kabul edilen bu rapor, yarın önümüze gelecek “Yeni Anayasa”nın önsözüdür. Efkan Ala’nın DEM Parti trafiği, Numan Kurtulmuş’un “bütünleşme” nutukları ve komisyondan çıkan bu onay; Erdoğan’a ömür boyu başkanlık, DEM Parti’ye ise “Türkiyelilik” adı altında statü yolunu açmak içindir.
Tarih 18 Şubat 2026. Bu tarih, Meclis’teki partilerin “Cumhuriyet” paydasında değil, “Cumhuriyet’i Tasfiye” paydasında birleştiği gün olarak kayıtlara geçmiştir. Tarih, o komisyon odasında kalkan elleri unutmayacak. O eller, demokrasiye değil; Cumhuriyet’in tasfiyesine kalkmıştır!

