68 kuşağının Deniz Gezmiş’le birlikte simgeleşmiş ismi olan Mahir Çayan’ın ilk politik eylemi, 1966’nın Nisan ayında gerçekleşmişti. Adalet Partisi’nin sadece emperyalizme değil gericiliğe de kapıları sonuna kadar açtığı bir ortamda cumhuriyet ve Atatürk düşmanları sahaya inecek cesareti bulmuştu. Malatya, Antalya ve daha sonra da İzmir’de Atatürk büstlerine üst üste saldırmışlardı. Fakat işleri o kadar kolay olmayacaktı çünkü karşılarında devrimci Atatürk gençliği vardı.
Olayların ardından Mahir Çayan’ın lideri olduğu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Fikir Kulübü çatısı altındaki devrimciler bir bildiri yayınladı. Bildiride gericiliğe karşı adeta savaş ilan eden Mahir Çayan ve arkadaşları şunları söylüyordu:
“… Kuvvetini Atatürk devrimlerinden alan bir gençlik örgütü olarak biz SBF Fikir Kulübü, tüm bu yurtsevmez hareketlerin karşısında sonuna dek direneceğiz ve Ata’nın büstüne kadar uzanmaya cüret eden ellerini kıracağız. ”
Mahir’in ilk eylemi, Atatürk heykellerinin önünde gerici saldırılara karşı nöbet tutmak olmuştu.
Zaman içinde, Fikir Kulüpleri Federasyonu Dev-Genç’e dönüştüğünde de Mahir Çayan’ın Atatürkçü tavrı aynı kaldı. Deniz, Mahir ve daha nice devrimci Türk genci, kendilerini “Mustafa Kemal gençliği” ve “İkinci Kurtuluş Savaşçıları” olarak tanımlayarak mücadele ettiler.
Mahir Çayan ve yakın çevresi, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) örgütlenmesine girdiklerinde de bu tavır aynen korundu. Mahirler elbette sosyalistti. Marx’tan, Lenin’den, Castro ve Che’den, Ho Chi Minh’ten etkilenmişlerdi. Fakat esas ilham kaynakları hep Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Devrimi oldu. Bu doğrudan Atatürkçü tavır, duruş ve söylem Mahir Çayan’ın politik ve teorik yazılarında da tavizsiz bir şekilde savunulmuştur.
Daha önceden birkaç kez daha yazdığım için tekrar alıntılamayacağım. Fakat Mahir ve lideri olduğu grup, Atatürkçülüğü millî kurtuluşçu sol bir mücadelenin bayrağı olarak algılamıştı ve 12 Mart mahkemelerinde THKP-C Davası kapsamında verdikleri savunmada da “sapına kadar Atatürkçü ve devrimci” olduklarını haykırmışlardı.
İlk sözü ve eylemi Atatürk olan Mahir Çayan’ın son sözü de yine Atatürk olmuştu.
Bu satırları kaleme aldığım 30 Mart 2026’dan tam 54 yıl önce Mahir ve arkadaşları Kızıldere’de faşizmin ve gericiliğin güçleri tarafından kuşatıldıklarında da Mahir katliamcılara şöyle bağırıyordu:
“Atatürk Çanakkale’de yüzlerce İngiliz’i öldürdü. Ülkemizin bağımsızlığı için bir avuç İngiliz’i öldürmekten geri durmayacağız!”
Mahir Çayan’ın ve elbette Deniz Gezmiş’in mirası tam olarak bu Atatürkçü duruştur. Eylemleri tartışılabilir. Bugünden bakıp “keşke şöyle yapmak yerine böyle yapsalardı” deme kolaycılığına düşmemek gerekir. Fakat Mahir Çayan’ın sevgili devrimci sanatçı ağabeyimiz İlyas Salman’ın tanımıyla “hem sosyalist hem de Kemalist” olduğunu gizlemek, onun mirasına yapılacak en büyük ihanettir.
Anılarına saygıyla…

