BlackRock isimli büyük sermaye grubunun CEO’su ve Başkanı Larry Fink, Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etti. Cumhurbaşkanlığı resmî hesabı da bu ziyareti duyurdu. Fink kocaman sırıtarak, RTE hafif şaşkın bir bakış ile kameralara poz vermiş el sıkışırken.
Larry Fink kim? Her yerde Yahudi sermayesi ararlar ya. Aktroller çok sever bu konuları. Bilip bilmeden konuşurlar. Bütün komplo teorilerinde geçen “The Yahudi” kimdir dersen, işte Larry odur.
Siyonist sermaye var mıdır? Vardır. Öyle gizli kapaklı bir oluşum da değildir. BlackRock, ABD’deki Yahudi sermayesinin en büyük konsorsiyumudur.
BlackRock’ın yönettiği toplam sermaye 14,5 trilyon dolar olarak tahmin ediliyor. Düşünün bir kere, sadece bir finans kuruluşu Türkiye’den 10 kat büyük bir ekonomiyi yönetiyor. Larry Fink de bu büyük şirketin hem kurucusu hem CEO’su.
BlackRock gibi firmalar, bankalar gibi çalışmaz. Hisse manipülasyonu, borsa kazançlarıyla da uğraşmaz. Çok büyük yatırımlara 10 yıllık, 50 yıllık hatta gerekirse 100 yıllık kredi verirler. Ve tabii bu yatırım üzerinde de söz hakkı olurlar.
Örnek verelim mi? Mesela Türkiye’de AKP döneminde her yerden ortaya çıkan siyanürlü altın madenleri. Tam BlackRock’lık. Ver krediyi AKP’li kodamana. 50 yıl zehirlesin senin için toprağı. Sen ise uzun vadeye yayılmış, istikrarlı kazancını garantile. New York’ta çevre örgütlerine bağışını da yap. Kahrolsun küresel ısınma!
Ben bu konuyu yazdım. Erzincan İliç’te işçilerin “maden kazası” ile katledilmesinden sonra AnaGold isimli, Ak-kodamanlara ait imtiyazlı şirketin yabancı ortağının BlackRock olduğunu ortaya çıkardım. İsrail sermayesi ile vatanımızı talan eden, işçilerimizi katleden AKP’lileri ifşa ettim ama muhalefet gıkını çıkarmadı: “AKP’nin “Felaket Yüzyılı” devam ediyor: Erzincan’da siyanür katliamı!” 14 Şubat 2024. Türk Solu. (https:// www.turksolu.com.tr/akpnin-felaket-yuzyili-devam-ediyorerzincanda-siyanur-katliami/)
BlackRock’a İsrail sermayesi demek aşırı kaçmaz, az kaçar. Çünkü alelade bir İsrail bağlantısından öte BlackRock, siyasi ve Siyonist bir odaktır. Hani Tayyip bir zamanlar, İsrail’in sınırlardaki mayınlarımızı toplaması eleştirilince “sermayenin dini, rengi mi olur” diyordu ya… Bu sermayenin tam olarak “rengi” ve “dini” var.
BlackRock, sermayesinin önemli bir kısmıyla İsrail’in savaş saldırganlığını ve İsrail ekonomisini finanse ediyor. Bu yüzden ABD’de New York’taki şirket merkezi, Filistin destekçilerince işgal edildi. Şirketin ikinci merkezi ise Tel Aviv’de. İsrail’de 33 Milyar dolarlık yatırımı olduğu tahmin ediliyor. Ancak 14,5 trilyon dolarlık finans devinin, şirket merkezimi Tel Aviv’e taşıması, 33 milyar dolardan çok daha önemli bir hamledir.
İsrail’in ABD’li silah tekelleri ile ticaretindeki en büyük aracı BlackRock. Şirkete yönelik en büyük eleştirilerden bir diğeri ise Çin Komünist Partisi ile ortaklığı. Şirket, ABD’deki insan hakları kuruluşları tarafından, Doğu Türkistan’da toplama kamplarında Uygurları köle olarak zorla çalıştırılan Çin şirketlerine finansal kaynak sağlamak ile suçlanıyor.
Hani “ey İsrail, ey Siyonistler” diye Tayyip Erdoğan bağırıp duruyor ya… Larry Fink, tam olarak o “eyyyy Siyonist”. Öyle sıradan biri de değil, garip bir adam. Bu adam, yıllarca Amerika’daki çevre hareketleri, işte LGBT hareketleri, işte homoseksüellerini destekledi. Demokrat Parti’nin en büyük sponsorlarındandı. Aslında küreselleşmeyi başlatan ve küreselci ideolojiyi kurgulayan bu adamın ekibi. George Soros bunların yanında çırak kalır. Ancak son iki üç yıldır Larry Fink, 180 derecelik bir dönüş yaptı. Globalist, liberal Fink gitti, Trumpçı, MAGA’cı Fink geldi.
Larry Fink, şu anda tamamen Trump’ı destekliyor. Larry Fink, Davos’taki Dünya Ekonomi Forumu’nun yeni CEO’su oldu. İlk işi, Davos’u liberallerden arındırıp MAGA’cılarla doldurmak oldu. Davos’ta Trump’a konuşma yaptıran ilk kişi de Fink oldu.
Larry Fink’in bir diğer önemli özelliği de ABD’de Trump döneminde patlak veren cadı avını, yeni McCarthyism’i başlatan kişi olması. İsrail’in Filistin’e saldırıları başladıktan hemen sonra Amerika’da pek çok üniversitede İsrail karşıtı eylemler oldu. Larry Fink, 26 Ekim 2023 tarihinde açıkça eylemcileri tehdit etti. Bu eylemlere katılan hiç kimsenin BlackRock ve BlackRock’a bağlı finans kurumlarında stajyer bile olamayacağını ilan etti. Ve Fink bu açıklamayı yaptıktan sonra tüm üniversite yönetimleri, eylemlere katılan öğrenciler hakkında soruşturma açmaya başladı. Çünkü BlackRock’ın destek olmadığı neredeyse hiçbir üniversite yok.
Bilindiği gibi Tayyip Erdoğan, daha önce George Soros ile de bir araya gelmişti. Daha yolun başındaydı. 15 Temmuz’dan sonra da ABD’de Roscthild ve Kissinger ile masa başı toplantısı yapmış ve özellikle bu toplantının fotoları da servis edilmişti.
RTE, ilk başbakanlık döneminde ABD’deki Siyonist lobinin en büyük kuruluşu ADL’nin Yahudi Cesaret Ödülü’nü almıştı. Bu ödül herkesin ağzına adeta sakız olmuştu. Şimdi şu yaptığı el sıkışma hareketi bu ödülden on kat daha önemli. Belki de yüz kat. AKP’nin nerede durduğunu çok net gösteriyor. Ancak muhalefet uyuyor. Kimse bu ziyaretten bahsetmiyor. RTE ile Fink’in bu el sıkışması fotoğrafını kimse gündeme getirmeyecek mi?
Erzincan İliç’teki işçi katliamını hatırlatıyorum yine. Türkiye’deki madenlerin nasıl talan edildiğini, cennet vatanımızın topraklarının nasıl zehirlendiğini hepimiz biliyoruz. Bu çevre katliamlarına ve vatan talanlarına karşı çıkanlara ise AKP utanmadan, “dış güçlerin piyonu” diyor. Çünkü “yerli ve milli” madenciliğe karşıymışız. Ne yerlisi! Ne millisi! Siyonist sömürgeci madencilik bu!
Vallahi de billahi de toprağın altında kalsın zenginliklerimiz, çok daha iyi. İsrail’deki, New York’taki banka hesapları, AK-kodamanların yurtdışı servetleri şişeceğine, gelecek kuşaklara emanet edelim. İşçilerimiz ölmesin, vatanımız zehirlenmesin.
Türk Solu’nda Anagold denen güya “yerli ve millî” firmanın hisselerinin önemli bir kısmının BlackRock’a ait olduğunu ortaya çıkardık. Kimse bir yanıt vermedi. Evet, AKP’li maden kodamanları da ortaklar arasında var. Ama onlara “yerli ve millî” denmiyor beyler! Onlara yerli işbirlikçi deniyor.
RTE, Soma’daki katliamda ölen madencinin yakınına saldırıyorken “İsrail dölü” diye saldırmıştı. Türkiye’deki İslamcı bezirganlığın özeti budur. Gariban işçiye “Siyonist” diye saldırırlar ama 14,5 trilyon dolarlık Siyonist sermayenin en tepesindeki isimle de güle oynaya el sıkışırlar. Türkiye’nin tüm madenlerini 50 yıllığına 100 yıllığına peşkeş çekerler. Gazze’de Filistinli çocuklar, Soma’da, Erzincan’da Türk işçiler ölür. Beyler ağalar poz vermeye devam ederler.
Dinci istismarcılar, Aktroller, Galata’da güya İsrail’e karşı yürüyenler, tatlı zekalı komplocular! Bir sözüm de size. Karanlık dehlizlerde İllüminati’yi, masonları, Siyonistleri aramaya devam edin! Kabak gibi karşınızda duranı görmeyin ya da görmezden gelin.
Aha bakın orada reisinizin elini kim sıkıyor kocaman sırıtarak. Gizli saklı ne var ki şu sömürü dünyasında!

