50 bin canın hesabı bir kalemde silinmez!
Öğretmeni, askeri, polisi, bebeği… Gencecik fidanları toprağa düşüren bir terör örgütünden bahsediyoruz.
Ocaklar söndü, analar ağladı, şehitlikler bayramlarda doldu taştı. Şehit ailelerinin bayramları şehitliklerde geçti.
Şimdi kalkmış, bu kanın baş sorumlusunu bebek katilini serbest bırakmaktan, ona ada tahsis etmekten, üstüne bir de konut yapmaktan söz edenler var!
Hani şartsız, amasız, fakatsız silah bırakılacaktı?
Hani bu devlet diz çökmeyecekti?
Bugün gelinen noktada ne konuşuluyor?
Üniter yapıdan vazgeçmek…
Çok uluslu, çok dilli bir federasyon…
Teröristlere af…
Katillere özgürlük…
Bu mudur adalet?
Bu mudur hukuk?
Dünyanın neresinde bir devlet, kendisine kurşun sıkan bir terör örgütünü muhatap alır, onu devlet gibi görür, onunla “barış” pazarlığı yapar? Barış dediğin şey, eşit iki güç arasında olur. Terör örgütüyle değil!
“Barışı mağlup olan ister” diyenler, bugün kalkmış devleti suçlar hale gelmiş. Dağdaki teröristle, onun şehirdeki uzantıları utanmadan şehit ailelerinin gözünün içine baka baka propaganda yapıyor.
Peki siz kimsiniz?
Bu affı kimden aldınız?
Bu yetkiyi size kim verdi?
Millete sordunuz mu?
Şehit annelerinden helallik aldınız mı?
Kul hakkını Allah bile affetmezken, siz nasıl affediyorsunuz bu katilleri?
Bu milletin devleti, bir terör örgütüne yenilmiş gibi muamele göremez!
Bu bayrak, pazarlık konusu yapılamaz!
Bu vatan, şehit kanıyla alınmıştır; masa başında dağıtılamaz!
Vicdanı olan hiç kimse bu ihanete “evet” diyemez!
Şehid olan sizin evladınız olsaydı bu ihanet sürecine evet der miydiniz.?
Teröristlerin meclisteki siyasi uzantısı dem partililerin milletin gözüne baka baka Devlete meydan okumalarına müsaade eder miydiniz?
“Önce iğneyi kendinize, sonra çuvaldızı başkasına batırın.”
Ali AÇIK
Emekli akademisyen
Siyaset Bilimi uzmanı

