No Result
View All Result

Türk Solu, MHP-PKK ittifakını 19 yıl önce yazmıştı

Okan İŞBECER by Okan İŞBECER
30 Ocak 2026
in GÜNLÜK, HAFTALIK
0
Türk Solu, MHP-PKK ittifakını 19 yıl önce yazmıştı

MHP milliyetçi değil Kürt-İslamcıdır
Yaşadığımız son açılım günlerinde en çok tartışılan konulardan biri de MHP ve Bahçeli’nin bu açılımın hazırlayıcısı ve sözcüsü olmasıdır.

O kadar ki Erdoğan ve AKP bile açılımı sahiplenme noktasında Bahçeli ve MHP ile yarışamıyor.

Türkiye’de pek çok siyaset erbabı, yorumcu, gazeteci vs. herkes ağzı açık MHP ve Bahçeli’yi izlerken bir tek Türk Solu ve gazetemizin iyi okurları MHP ve Bahçeli’ye şaşırmadılar.

Çünkü Türk Solu, 2007 yılından beri MHP’nin milliyetçi bir parti olmadığını, Türk-İslamcı değil Kürt-İslamcı bir parti olduğunu, PKK’ya karşı değil, PKK ile kardeş olduğunu yazıyor.

MHP’nin Kürt-İslamcılığı, bugün su yüzüne çıkmış bir durum değildir. Kürt-İslamcılık, kuruluşundan beri MHP’nin ideolojisidir ve genlerine işlenmiştir.

MHP’nin kuruluşundan beri en önemli ideolojik referanslarından biri olan Ahmet Arvasi, bir Nakşibendî Kürt şeyh ailesindendir ve Kürt Nakşiliği olan Halidîliğin önemli isimlerinden biridir.

12 Eylül’den sonra Türk-İslam sentezini kendine ideoloji olarak kabul eden MHP, 2000’li yıllardan sonra, özellikle AKP iktidarıyla birlikte aslına rücû etmiş, Kürt-İslamcı olmuştur.

Başyazarımız Gökçe Fırat, 5 Mart 2007 yılında gazetemizin 129. sayısında yazdığı “Kürt-İslam faşizminin tarihsel gelişimi” başlıklı yazısında AKP, PKK ve MHP’nin aynı ideolojik kökten geldiğini yazmıştı:

“Türkiye’de Şeriatçı hareketin temelinde Said-i Kürdi bulunmaktadır. Kendisi hem Kürtçü, hem de Şeriatçıdır.
Said-i Kürdi’nin arkadaşı Şeyh Sait ise tüm Kürtçü hareketlerin kökenidir.
Aynı şekilde MHP’nin temel referansı Arvasi Şeyhi de Kürt’tür.”

Atatürkçülüğün ve solun ezilip, yerine Türk-İslamcı ideolojinin egemen olması için 12 Eylül faşist rejimi üzerine düşeni yapmıştı. Şimdi de AKP’nin kurduğu baskı rejimi, 2000’lerin ilk yıllarında yeniden yükselen Atatürkçü, ulusal, laik muhalefet birikimi Kürt-İslamcılıkla ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

Bu yolda MHP de Kürt-İslamcı özene dönerek üzerine düşeni yapmaktadır.

“MHP-PKK kardeşliği”
22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan seçimlerin en önemli sonucu, PKK’nın Meclis’e girmesiydi. O zamanki adıyla DTP’nin desteklediği sözde bağımsız adaylar Meclis’e girmişti.

Meclis açılmadan günler öncesinde tartışma başlamıştı. MHP ile PKK desteğiyle meclise girenler karşılaştığında ne olacaktı?

Tabi bu soruları soranlar da genel kanıya uygun olarak MHP’nin milliyetçilik yapacağını, Meclis’te sürekli PKK’nın desteklediği vekillerle kavga edeceklerini düşünüyorlardı.

Öyle ya, Bahçeli seçim öncesinde meydanlarda ip atıyordu. Güya Apo’yu asacaktı!

Meclis açılışında Bahçeli ve kıdemli Kürtçü Ahmet Türk genel kurulda karşılaştığında ne oldu dersiniz?

Ceketinin önünü ilikleyen Bahçeli, Ahmet Türk’ün elini sıktı!

Bu, elbette basit bir nezaket gösterisinden ibaret değildi. Bu, MHP’nin Meclis’te PKK’ya hiçbir zorluk çıkarmayacağının ilanıydı.

Bir yıl sonra 2008’de, Birinci Meclis’te düzenlenen 23 Nisan töreninde azılı Kürtçü Hasip Kaplan’ı elinden tutup, “Gel Hasip, Meclis’in renklerini beraber tamamlayalım.” diyen de aynı Bahçeli değil miydi?

Apo idamdan yırtarken iktidar ortağı olan Bahçeli, şimdi de mecliste PKK’lılara dokunmayacağını, onlarla el ele vereceğini ilan ediyordu. O gün Ahmet Türk’ün elini sıkan Bahçeli, bugün Apo’yu Meclis’e davet etmekten çekinmemektedir.

Türk Solu, Bahçeli-Ahmet Türk tokalaşmasını 13 Ağustos 2007 tarihli 149. sayısının kapağına taşımıştı: “Alın size Kızılelma! MHP-PKK kardeşliği”.

Özgür Erdem’in yazdığı kapak yazısında MHP’nin Ahmet Türk’le el sıkışmasının hiç de yadırganacak bir hareket olmadığının, çünkü ideolojik köken olarak ikisinin de aynı olduğunun altı çiziliyordu:

“DTP’nin (ve tüm Kürt örgütlerinin) doğal önderlerinden birisi Şeyh Sait’tir. Şeyh Sait, Kürt ve Şeriatçıdır. Nakşi şeyhidir.
MHP’lilerin de ‘çağımızın Yesevisi’ diye saygı duydukları, resmini il ve ilçe binalarına astıkları Şeyh Arvasi de Kürt ve Şeriatçıdır. Ne büyük tesadüf ki, o da Nakşidir.”

Yazıda vurgulanan noktalardan biri de her iki örgütün ABD tarafından kurulmuş olmasıydı. Aynı elin kurduğu, aynı ideolojik referanslara sahip iki örgüt Meclis’te tokalaşmayacak da ne yapacaktı?

Ayrıca seçim sürecinde Bahçeli’nin Güneydoğu’da Kürtçe propagandayı serbest bırakması, MHP’nin Diyarbakır il başkanının kongrede Kürtçe konuşması da MHP’nin bölücülüğe karşı olmadığının örnekleriydi.

Türk Solu, 2007 yılından beri MHP’nin milliyetçi bir parti olmadığını, Türk-İslamcı değil Kürt-İslamcı bir parti olduğunu, PKK’ya karşı değil, PKK ile kardeş olduğunu yazıyor. MHP’nin Kürt-İslamcılığı, bugün su yüzüne çıkmış bir durum değildir. Kürt-İslamcılık, kuruluşundan beri MHP’nin ideolojisidir ve genlerine işlenmiştir.

“Apo’yu ipten MHP ve Bahçeli kurtardı”
19 Temmuz 2010 tarihli Türk Solu’nun 290. sayısında, yine kapaktan Apo’yu ipten alanın MHP ve Bahçeli olduğu vurgulanıyordu.

Bilindiği gibi 2009-2015 yılları arasında ilk ihanet açılımı gündeme gelmişti.

AKP’liler “Kürt sorununda çok güzel şeyler olacak” diye Polyanna edasıyla ortada dolaşırken, Habur rezaleti yaşanırken, bebek katili barış güvercini olarak sunulurken, MHP ve Bahçeli ülkede olup bitene karşı üç maymunu oynuyordu. Meydanlarda ip atıp oy isteyenler, PKK’ya karşı, ihanet sürecine karşı tek bir laf etmiyor, sokağa çıkıp tepkisini göstermediği gibi Türk milletini sokaktan uzak tutmaya çalışıyordu.

Türk milletinin sesi yine Türk Solu kanalıyla yankılandı. Başlattığımız “İdam cezası geri gelsin, Apo asılsın” kampanyası tüm ülke çapında ses getirdi ve her görüşten kişiyi kendine çekti.

Herkesin açılımcı olduğu günlerde Türk Solu’nun PKK’ya ve çözüm sürecine karşı çıkması dengeleri değiştirmişti. Artık Apo’nun idamı konuşulurken, Apo’nun nasıl idamdan kurtulduğu da sorgulanıyordu.

Apo’yu idamdan kurtaran Bahçeli ve MHP idi.

Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Özsoy, “Apo’yu ipten kurtaran MHP ve Devlet Bahçeli’dir!” başlıklı yazısında Apo’nun Bahçeli eliyle idamdan kurtulduğunu, altında Bahçeli’nin de imzasının olduğu hükümet kararnamesiyle gösteriyordu.

Belgeye göre hükümeti oluşturan partiler, AİHM’in isteği doğrultusunda Apo’nun idamını “bir süreliğine” erteliyorlardı. Bahçeli de o dönem yaptığı açıklamada “Apo’yu bize astırmadılar.” demişti. Bu hem doğru, hem de yalandı. AB, AİHM bahaneydi. Apo’yu astırmadılar, çünkü asılmasını ABD istemedi. MHP de ABD’nin kurduğu bir örgüt olarak “kurucu önder”lerinin talimatını yerine getirdi.

Ali Özsoy’un altını çizdiği bir nokta daha vardı. MHP ve Bahçeli, istese AB’ye Uyum Yasaları Meclis’ten geçmeden hükümetten istifa edip seçime gidebilirlerdi. Ancak Bahçeli, yasa geçtikten sonra hükümeti dağıttı ve seçime gidildi.

Bahçeli, yasa geçmeden önce hükümeti dağıtsa, hem AKP iktidara gelemeyecekti, hem de Apo idam edilecekti. Ama Bahçeli hem Apo’yu kurtardı, hem de AKP’yi iktidara taşıdı.

“AKP-MHP-HDP Kürt-İslamcı Saray ittifakı”
Gelelim güncel meselemize…

Bahçeli, 1 Ekim 2024 tarihinde Meclis’in açılışında DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ve DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık ile el sıkışmıştı.

22 Ekim 2024 günü MHP Grup Toplantısında konuşan Bahçeli, teröristbaşı, bebek katili Apo’yu Meclis’e, DEM Parti grubunda konuşmaya davet etmişti.

Türk Solu, Bahçeli’nin ihanet açıklamasından 4 yıl önce, 15 Kasım 2022 tarihinde çıkan 631. sayısında ikinci ihanet açılımını manşete taşımıştı: “AKP-MHP-HDP Kürt-İslamcı Saray ittifakı”.

Türkiye’de dönem dönem ısıtılıp önümüze getirilen türban meselesi bir kez daha gündeme gelmiş, Erdoğan da türban konusunda Meclis’te grubu bulunan partileri ziyaret ediyordu. Bu partilerden biri de o zamanki adıyla HDP idi.

Erdoğan’ın HDP ile görüşmesi sonrası gözler Bahçeli’ye çevrilmişti. AKP iktidarının en sadık müttefiki acaba bu görüşmeye ne diyecekti.

Belli kesimler bir kez daha Bahçeli’nin iktidar masasını devireceğinden umutlanmıştı ama Bahçeli, Erdoğan’ın HDP ile görüşmesini “son derece doğal ve doğru bulduğunu” söylemişti.

Bahçeli’nin açıklaması, MHP’nin Kürt-İslamcı yanını bir kez daha ortaya koyması bakımından önemliydi. Zira söz konusu türbandı ve türban için HDP ile bile görüşülebilirdi. MHP milliyetçi bir parti olmadığı gibi laik bir parti de değildi ve işin içinde HDP olsa bile laikliğe karşı atılan bir adımı desteklemekten çekinmezdi.

Yazarımız Kaya Ataberk, 631. sayımızda yazdığı “Bahçeli’ye şaşırmayın MHP her zaman Kürt-İslamcıydı” başlıklı yazısında şöyle yazıyordu:

“MHP, en başından itibaren Kürt-İslamcı bir partiydi. Şimdi de öyle. AKP’yle ve elbette HDP’yle de ortak ideolojik kökleri var. Solla, laiklikle ve Atatürkçülükle hep sorunlu olan MHP’nin Kürt aşiret reisleriyle, ağalarıyla, şeyhleriyle hiçbir zaman, en ufak bir sorunu olmayacaktı. Hatta aralarında hep ittifak olacaktı.”

Bahçeli’nin bu tavrı, iki yıl sonraki ikinci açılım ihanetinin de işaret fişeği olacaktı ve bunu ilk olarak yine Türk Solu gördü.

Türban konusunda AKP-HDP ittifakına desteğini esirgemeyen Bahçeli ve MHP, iki yıl sonra ikinci ihanet sürecini başlatacak ve bizzat Bahçeli, katil Apo’yu Meclis’e davet edecek, yetmeyecek, Apo’yu “kurucu önder” olarak niteleyecekti.

Yine Kaya Ataberk, Türk Solu’nun internet sitesinde 3 Ocak 2025 günü yayınlanan “Bahçeli’nin PKK açılımının sonucu: Lideri Apo olan bir ‘Kürt ulusu’ inşası” başlıklı yazısında Bahçeli’nin amacını ortaya koyuyordu:

“MHP ve Bahçeli, PKK’nın ve Apo’nun 40 küsur yıldır yapmak isteyip de yapamadığını başardı. Bu, aslında homojen bir etnik grup olduğu bile çok şüpheli olan Kürtlerin, Türk milletinden ayrı bir ‘ulus’ haline getirilmesidir.
(…) 25 yıldır İmralı’da hapiste yatan, artık unutulmuş ve PKK’nın dahi gerçek anlamda lider olarak görmediği siyasi mevta Apo’yu, ‘Kürtlerin lideri’ payesiyle bir siyasi hortlak olarak dirilten ve var olmayan bir etnik, lengüistik, coğrafi, tarihi Kürt homojenliğine rağmen örgütlü, liderli bir ‘Kürt ulusu’ inşasına en büyük katkıyı yapan MHP ve Bahçeli olmuştur.”

İşte Kürt-İslamcı MHP’nin, diğer Kürt-İslamcı yapılar AKP ve DEM Parti ile ittifakının nihai hedefi budur.

Okan İşbecer’inTürk Solu’ndaki ilk yazısı (sayı 126, 12 Şubat 2007)
2006 senesinde Okan İşbecer ile Kaya Ataberk Marmara Üniversitesi’nde Atatürkçü Düşünce Kulübü (ADK) broşürü dağıtırken ülkücülerin saldırısına uğramıştı. Kaya Ataberk gözünden darbe almış, Okan İşbecer’in ise başı yarılmıştı.
Saldırının Türk Solu’ndaki haberi (sayı 105, 17 Nisan 2006)
Previous Post

PYD: Selefî Arap İslamcılığı yerine Nakşi Kürt İslamcılığı verelim!

Next Post

Edirne’den Kars’a, Erkin’den Okan’a

Next Post
Edirne’den Kars’a, Erkin’den Okan’a

Edirne’den Kars’a, Erkin’den Okan’a

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.