Birincisi; ifşanın kaynağı ABD Adalet Bakanlığı (DoJ). Bakanlığın internet sitesi, adeta “Gel vatandaş, Epstein Dosyaları burada” diyor. Çünkü her şeyden önce, bu ifşa Trump’ın 2024 seçim vaatlerinden biriydi.
İkincisi; “Epstein belgeleri”, sistematik bir sansür mekanizmasından geçmiş olarak önümüze sunuluyor. Yani bu bir sızıntı değil. Tam tersine, kontrollü bir boca ediş. İsimler, adresler, görseller… Her şey sansürlü, redakte….
Demek ki Trump yönetiminin iki yıldır üzerinde uğraştığı işlerden biri de buydu. Bağırsaklar ortaya dökülecekti ama önce temizleyip kirece yatırmak gerekiyordu.
Demek ki önümüzdeki malzeme, olabilecek en ”temiz” hali… Amerikan “Adaleti”, Epstein konusunda bir şey kaçırmadıkları mesajını vermeye çalışıyor.
Epstein’ın hüküm giydiği tek dosya, 2008 yılına ait. Florida’da “reşit olmayan kız çocuğunu fuhuşa teşvik”ten suçlu bulunuyor. 2019’da “turpun büyüğü” heybeden çıkıyor: “Cinsel istismar amaçlı uluslararası çocuk kaçakçılığı”. Ama Epstein, yargılama başlamadan öldüğü için suçlama da düşüyor.
Karartma/redaksiyon ise çeşitli yasal sebeplere dayandırılıyor. Mağdur hakları, suçlanmamış üçüncü kişilerin mahremiyeti, özel mahkeme emirleri vs.
Fakat komplo teorisi bağımlılarının hiç hoşuna gitmeyecek bilgiyi verelim: Mağdurlar redaksiyonu özensiz ve yetersiz buluyor. Hatta Adalet Bakanlığı’nın ilgili paylaşım sayfasını tamamen yayından kaldırmasını isteyen, 200’den fazla şikayetçiyi temsil eden bir avukat grubu da var. Kendini gizlemiş olan bir çok mağdur, şu an devlet eliyle bir daha mağdur edilmiş durumda.
(https://abcnews.go.com/US/epstein-victims-lawyers-court-order-doj-epstein-files/story?id=129766059)
Ama burada “büyük resim” peşideki herkesin odaklandığı karartmalar, diğerleri. Yani resmen suçlanmadığı için adının üstü çizilenler ve mağdurlardan daha özenli şekilde üstü kapatılanlar. E-postalardan, telefon defterlerinden, SMS’lerden…
Trump, Clinton, Barak, Macron? Başka kimler? Şeyhler, başkanlar, prensler… Kaçı doğru? Ne ölçüde, hangi boyutta?
***
Dediğim gibi, bu iş şimdilik komplo teorilerine kalmış durumda. Annunakiler, Chemtrails, Düz Dünya… Hepsi “Baal-perest Reptilyen” Epstein’a bağlanıyor.
İşin Türkiye ayağı tam da burada başlamıyor mu?
7 Ekim’le başlayan, muhalefetin tuz çuvalıyla yetiştiği antisemitizm kampanyası, Tayyip Erdoğan’a ömrü boyunca görmediği siyasi manevra alanını açtı. Şimdi Epstein vakasıyla bu manevra alanı daha da genişliyor. Epstein meselesi, bu açıdan AKP’ye yaradı.
Bakın sosyal medyaya… AKP’nin Türk toplumunu 25 yılda ne hale getirdiğini göreceksiniz.
Eski ana akımdan devralınan organlarda Epstein meselesi biraz kısık sesle ele alınsa da diğerleri “Yahudi komplosu” üzerinde tepinmeye, siyasal İslamcı damarları kızdırmaya devam ediyor.
Üstüne biraz da Kremlin sosu verelim: Çürüyen Batı, Anglo-Sakson Kapitalizminin sonu… Geleneksel Rus insaniyetini (!) ve nezaketini (!) 500 yıldır bilmeyen yoktur çünkü!
Aynı hikâyeler…
Dikkatinizi çekerim: Tüm bu yorumlar, “Amerikan Adalet Bakanlığı”nın izlettiği filmin çıkışında yapılıyor!
Muhalefetimiz ise CHP’siyle, İYİ Partisi’yle vesairesiyle Epstein sakızını çiğniyor. AKP’nin biraz tedirginliği varsa şimdi o da gitti.
Aslında şimdiye kadar AKP’yi işaret eden pek az veri ortaya çıktı. İhlas’ın CEO’su Ahmet Mücahit Ören’in Epstein’dan “yaramazlık” öğrenme hevesi, Tamince’nin Rixos’una gönderilen stajyer masörler, Erdoğan ve Davutoğlu hakkında siyasi yorumlar… Bunlardan bir şey çıkmaz.
Epstein’ın sapıklık ve istismar ağında Türkiye’den ve/veya AKP’den birileri rol oynadıysa emin olun, Trump’ın Adalet Bakanı (Pam Bondi) bu konuda gereğini yapmıştır.
Türk çocuklarının bu istismar ağında kurban edildiği iddiaları için savcılık soruşturma açtı ama ne çıkar bilemeyiz…
Bizim dandik muhaliflerimiz, gözünün önündeki binlerce AKP’li Epstein’ı unutup DoJ’un “Epstein Files” sayfasında gün boyu “Berat”, “Bilal” diye aratıp bekleşmeyi seçti.
Bizim Epstein’a ihtiyacımız mı var Allah aşkına?
İslamcıların “pis şeytan Batı” / “abdestli Büyük Doğu” tezlerini çürütmek çok kolay ama muhalefetin hiç böyle bir derdi yok.
Doğu Türkistan’da milyonlarca Uygur kadın ve çocuğa, onların iğdiş edilmiş ruhlarına ve bedenlerine, canlı canlı kesilip alınan organlarına bakmazlar.
Lahor’un “Baça Bazi” gecelerini, Haydarabad’ın geleneksel tecavüz partilerini görmezler.
Kandahar’da dedesi yaşındaki adamlara satılan 6-7 yaşındaki çocukları konuşmazlar.
Tahran’daki Evin Hapishanesi’nde cennete gidemesin diye tecavüz edilip asılan genç kızları duymazlar…
Yahu her şeyi bıraktım; Sahipsiz yetimlere tecavüz var!
Konca Kuriş’ler var!
Ailesini şeyhine sunmak var!
Tekkede zaviyede sübyancılığın, swingerlığın dik alası var!
En kibarları Adnan Oktar’dır, yüzlerce genç kızın hayatını canlı yayınlarda karartmak yine var…
Ama Epstein da Epstein!
Epstein bile “çocuğun rızası vardı” diyecek kadar kâfirleşmemiştir!
Herif kurmuş istihbarat sistemini. Ona şantaj, buna kıyak, şuradan finansman… Her türden zaafa oynamış… Belki insan da kurban etmiştir hatta yiyip yedirmiştir… Mossad’la da iş yapmıştır, CIA’le de, Kremlin’le de… Kral indirip prens de çıkarmıştır…
(Gerçi bizdekiler insan eti yememiştir ama o da şeyhine bakar. Yamyamîler tarikatı… Neden olmasın?)
Batı’da kriminal. Üstelik ifşa eden de kendileri. Ya basın, ya mahkeme, ya bakanlık…
Ya Doğu? Burada geleneksel. Bizde geleneğin kendisi sapık. Ve sapık gelenekler, devrimle, devrimcilikle temizlenip atılır. Muhalefetin sahip çıkmadığı Atatürk ve “Altı Ok” tam da bunun için var işte!
Epstein Files’a ben de girdim arattım. Epstein’ın Türgev’den, Tügva’dan, Ensar’dan, tarikat evlerinden, kaçak Kur’an kurslarından ilham almışlığı var mı diye merak ettim. Bulamadım doğrusu. Merak edip bizim “yerli ve milli sistemleri” incelememiş anlaşılan. Amerikalı işte, cahil…
Şeytanlığın, iğrençliğin, kabusun dik âlâsı burada, bu topraklarda… Epstein bile cehennemden buralara bakıp “ar” ediyordur.
Ne zaman mı? DEM’i Hüda-Par’a (yani PKK’yı Hizbullah’a) tercih ederken!

