Muhalif olarak bilinen bir eğlence kanalının –NOW isimli kanalın- ana haber bültenini izlerken şahit olduğum sahne. Devlet Bahçeli gidiyor DEM’lilerin elini sıkıyor.
Ekranda bir genç bir sunucu var. Bu olay üzerinden bazı değerlendirmeler yapıyor. Geçmiş dönemde HDP/DEM ile el sıkışanların “vatan hainliği”, “bölücülük”, “Türk düşmanlığı” ile suçlandığını, oysa şimdi AKP ve MHP’nin de el sıkıştığını, demek ki siyaseti çok önemsememek gerektiğini, birbirimizi kırmanın anlamsız olduğunu belirtiyor. Kısaca Cumhur İttifakı olarak bilinen yapıdaki partileri eskiden çok kutuplaştırıcı davrandıkları için eleştiriyor.
“Bunlar dün böyleydi yarın başka türlü olurlar” demek başkadır. Ancak siyasette dönemliği ve vasatlığı meşrulaştırmak başkadır. Siyaseti çok ciddiye almaya gerek yoksa, o zaman bu spikerin yaptığı siyaseti de çok ciddiye almamalıyız. Tabii bu durumda, elbette AKP-MHP gidip DEM’in elini sıkabilir. Zaten DEM yani PKK/HDP, AKP iktidarının ilk 10 yılında AKP ile el ele kol kola değil miydi? Peki, o zaman spiker MHP’yi tutarsız davrandı diye niye eleştiriyor?
Kaldı ki spikerin söylemeyip de söylemek istediği şu: Bakın DEM ile el sıkışmanın bir sakıncası yok. Çünkü DEM’i eleştirmiyor. “Kutuplaşmadan” şikâyetçiyiz ya! Peki, DEM kutuplaştırmayan bir parti mi? Adamlar açıkça PKK’yı savunuyor!
Sonunda öyle bir hale getirildi ki siyaset arenası, NOW Haber spikeri de kutuplaşmayı eleştiriyor, CHP lideri de, MHP lideri de, AKP lideri Tayyip Erdoğan da. İyi de Türkiye’de kutuplaşmanın en esaslısını Kürt ırkçılığının silahlı kanadını açıkça savunan DEM yapmıyor mu? Neden spiker şunu demiyor: Demek ki DEM’in dedikleri de samimi değilmiş. Bal gibi işlerine gelince MHP ile el sıkışabiliyorlarmış.
Şimdi el sıkışmalar ve kınamalar zinciri arasında kaynatılmak istenen esas meseleye odaklanalım. Tayyip’in iktidarda kalmak için tezgâhladığı ikinci “Açılım Süreci”ne.
31 Mart’ta, 22 yıllık AKP diktasında yapılan bir seçimde ilk kez halk AKP’yi sandıkta kesin olarak mağlup etti. AKP ikinci parti oldu. CHP ise 1977’den beri ilk kez birinci parti oldu. Ve ne hikmetse hemen ardından Özgür Özel, önce “erken seçim istemiyoruz” dedi. Sonra “normalleşme” diye tutturdu. Sonra da ayağa kalkma, el sıkışma tartışmaları başladı.
Herkes birilerini diğerleriyle el sıkıştı diye eleştiriyor.
CHP DEM ile el sıkışıyor. CHP eleştiriliyor. “Atatürk’ün partisi nasıl bölücülerle el sıkışır?”
AKP DEM ile el sıkışıyor. AKP eleştiriliyor. “Hani DEM ile el sıkışanlar haindi.”
CHP AKP ile el sıkışıyor. CHP eleştiriliyor. “Hani AKP lideri diktatördü.”
AKP CHP ile el sıkışıyor. AKP eleştiriliyor. “Hani CHP zilletti.”
MHP CHP ile el sıkışıyor. MHP eleştiriliyor. “Daha dün Özgür Özel’e hakaret etmemiş miydiniz?”
CHP MHP ile el sıkışıyor. CHP eleştiriliyor. “Daha dün Sinan Ateş’in katili demediniz mi bunlara?”
Kombinasyonlar çoğaltılabilir. Ki doğru. Madem siyaset “ilkeli ilkesiz ittifaklar kurmayı” da içeriyor, basbayağı bunun eleştirisini yapmak da siyasetin içindedir. Hepsini ifşa etmek de görevdir.
Ama!!!
Tek bir parti var ki, onlara her şey serbest. Kimse DEM’i eleştirmiyor.
Adamlar MHP ile el sıkışıyor. Kimseden gık çıkmıyor. DEM’in kuyruğuna takılmış sahte sol, dut yemiş bülbüle dönmüş.
DEM gidiyor AKP ile el sıkışıyor. “Barış iklimi”, “yeni açılım umudu”, “Demirtaş af” diye fallar açılıyor. Özgür Özel’e AKP ile el sıkıştığı için demediğini bırakmayan TİP’ten gık yok. Neden? DEM’e “Saray ile işbirliği serbest” mi?
DEM gidiyor Hüda-Par ile dahi el sıkışıyor. “Kürdistan protokolleri” bile hazırlanıyor. Hüda-Par’ın diğer elini tutan MHP’ye etmediği hakareti bırakmayan “sosyalist”lerden bir kişi bile çıkıp, “cihatçı teröristlerle işbirliği yapamazsınız” diye bağırıp çağırmıyor.
Kürt faşisti isen, PKK’lı isen, HDP’li isen, DEM’li isen her şey serbest. ABD için paralı askerlik de yapabilir, İsrail ile de işbirliği yapabilir, Rus askerleri ile devriye de atabilir, AKP’nin de kucağına oturabilir, Hizbullah ile de protokol düzenleyebilir.
Kimse gıkını çıkaramaz! AKP de, CHP de, MHP de, sözde solcular da bunların her şekle girmesini kabul ediyor, onaylıyor. İlkesizlik, döneklik, dansözlük, işbirlikçilik onlara serbest. Terör de yapabilirler, parlamenter kokteyllere de katılabilirler.
PKK işçi de öldürebilir. Kadın da öldürebilir. Türk de öldürebilir. Kürt de öldürebilir. Arap da öldürebilir. Suriye’nin nüfusunun en az 10’da 1’ini sürüp, etnik temizlik dahi yapabilir. Serbest!
Kılıçdaroğlu bile Özgür Özel’e saldırıyor, “Neden ellerini sıktın?” diye. Ama DEM’e çıt yok. Kaldı ki bu DEM değil miydi, “şu adayları gösterme, şu politikaları savunma Kürtler oy vermez, bizim paşa gönlümüzü üzme” diye en oportünist oy pazarlıklarıyla CHP’ye kendini dayatan. Mesela Kılıçdaroğlu veya Özgür Özel şunu neden diyemez DEM’e: Hani sizin seçmeniniz bu kadar hassastı. MHP ile el sıkışmayı nasıl açıklayacaksınız?
Diyemezler ve demeyecekler. Çünkü bu ülkede asıl ayrıcalıklı siyaset Kürt faşizmidir. ABD, AB, Rusya, İsrail, AKP fark etmez. Herkesle yatağa girebilirler. Bomba da patlatabilir, halkı da katledebilir, uyuşturucu da satabilir, orman da yakabilir. Bahaneleri hazır: “Biz mazlumuz, o yüzden mazuruz.”
Kürt faşistlerinin Ortadoğu’da ihanet etmedikleri halk kalmadı. Hâlâ mazlumluk nasıl taslayabiliyorlar?
İşin özüne gelirsek… Kimse AKP, CHP, MHP birbiriyle el sıkışıyorlar diye bu partileri kınamasın. İşin esasında DEM ile el sıkışmak var. Tayyip’i kurtarmak için ikinci “Açılım” dönemi geliyor. MHP de, tıpkı bir önceki yerel seçimlerde Apo’dan mektup alınmasını onayladığı gibi, bu açılımı da onaylıyor. Ve DEM’liler ile el sıkışarak gösterdi ki; bu açılımın ortağı olmaya hazır. Ahmet Türk’ün, Bahçeli torpili, Erdoğan icazeti ile hapisten çıkarılıp Mardin’de belediye koltuğuna oturtulması rastlantı mıydı sizce?
Olayın geri kalan kısmı “cambaza bak” hikâyesinden ibarettir. AKP CHP’nin elini sıkmış, MHP CHP’ninkini v.s. Geçin bunları. “İsrail’e karşı milli birlik kuruyoruz” bahanesiyle DEM ile el sıkışma kuyruğuna girdiler yine. Burada esas oyunu bozacak olan DEM’i kınamaktır. O el o kadar pis ki; bu el tecrit edildiği zaman, bütün emperyalist ve gerici güçler tecrit edilmiş oluyor.
Tayyip açılımı tekrar başlatmak için ayak oyunlarını yapıyor. DEM’in elini kimse sıkamazsa, Tayyip de sıkamaz. Tayyip düşünsün nasıl iktidarda kalacağını. Bize ne onun normalleşmesinden, el sıkışmasından, Anayasası’ndan, üçüncü kez seçilmesinden. İlla niyetlilerse AKP, gitsin PKK ile kendi kendine ihanet açılımını yine başlatsın. Cesaretiniz varsa buyurun açılıma!

