6 Temmuz günü, Irak’taki Pençe-Kilit harekât bölgesinde bir şehidimizin naaşını bulmak için yapılan arama çalışmaları sırasında, askerlerimiz terör örgütü PKK tarafından kullanılan bir mağaraya girmiş ve 12 askerimiz mağaradaki metan gazından zehirlenerek şehit olmuştu.
Tüm Türkiye’yi yasa boğan olaydan sonra özellikle ihmal konusu gündeme gelmiş ve günlerce tartışılmıştı.
Milli Savunma Bakanlığı, başlattığı idari soruşturmayı tamamladı ve konu ile ilgili açıklama yaptı.
Yapılan açıklama tam da beklenildiği gibiydi:
“Olayın istisnai bir şekilde geliştiği, ihmal, kasıt veya zafiyet olmadığı”…
AKP’nin iktidar olduğu 23 yılın özeti şu bir cümlede mevcut. Bugüne kadar hiçbir yetkili, sorumlu olduğu alanla ilgili meydana gelen olumsuz durumda, büyük ya da küçük, felaketlerde hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmedi ve AKP düzeni de herhangi bir yetkilinin sorumlu tutulmasına izin vermedi.
Gazdan zehirlenen 12 şehidimiz için de durum farklı olmadı. Öyle bir açıklama ki bu, utanmasalar mağaraya girdikleri için şehit askerlerimizi suçlayacaklar.
12 şehidimiz ile ilgili herhangi bir ihmal ya da kasıt unsuru da bulamamışlar. Yani askerleri oraya götüren, gerekli tedbiri almadan askerlerimizi o mağaraya sokan komutanların falan hiçbir kusuru yokmuş.
Kusurlu kimse var mı?
Öldükleri için şehitlerimiz kusurlu.
Başka?
Bir de keşif köpeği.
Mağaraya bir keşif köpeği yollamışlar, köpek geri gelince içeride olumsuz bir durum olmadığı değerlendirmişler ve askerlerimizi yollamışlar.
Yine yakın zamanda ordu ile ilgili çok tartışmalı bir konuyu hatırlıyorum da…
Yemin töreninden sonra “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” dedikleri için ordudan atılan teğmenlerimizden bahsediyorum.
Yemin töreninden sonra teğmenlerimiz ceza aldığı gibi teğmenlerimizin komutanları da ceza almıştı.
12 şehit verilen bir olaydan sonra hiç kimsenin ceza almaması, soruşturmanın göstermelik olduğundan başka bir anlam taşımamaktadır. Sadece kendilerinin sorumlu olmadığını göstermek için soruşturma açmışlardır. Sonuç da ortadadır.
Şehide “kelle” diyen bir zihniyetten, terör örgütüyle masaya oturup pazarlık yapanlardan da şehitlerimiz için sorumluluk almalarını veya birilerini sorumlu tutmalarını kimse beklemiyordu herhalde değil mi?

