No Result
View All Result

Yarım kalan sadece bir ömür değil, Yüreğimizdir: Güle güle Okan…

Özgür ERDEM by Özgür ERDEM
30 Ocak 2026
in GÜNLÜK, HAFTALIK
0
Yarım kalan sadece bir ömür değil, Yüreğimizdir: Güle güle Okan…

Okan’ı, Okan İşbecer’i, 25 yıllık yol arkadaşımı, kardeşimi toprağa vermenin ağırlığı var üzerimde.

Tanıştığımızda 90’ların sonuydu…

Türkiye’nin dört bir yanında üniversiteli gençlerin “Atatürkçü bir Türkiye” için ayağa kalktığı, fırtınalı ama umut dolu yıllar. Okan Marmara Üniversitesi ADK’daydı (Atatürkçü Düşünce Kulübü). Ben de Boğaziçi’nde… Kampüslerimiz ayrıydı belki ama yüreklerimiz aynı dava için, aynı heyecanla çarpıyordu. Hedefimiz büyüktü; Türkiye’de “Yeni bir 68 Rüzgârı” yaratmak, Cumhuriyet’i gençliğin ateşiyle savunmak…

Sonra o ayrı nehirler birleşti, gürül gürül akan bir ırmağa dönüştü. O Atatürkçü gençler bir araya geldi, ADKF’yi (ADK Federasyonu) kurduk. Önce İleri dergisi, sonra Türk Solu gazetesi o inanç birliğinden doğdu. Okan, tüm bu sürecin, o zorlu kuruluş kavgasının Marmara Üniversitesi’ndeki en yiğit önderlerindendi.

Okan, ön saflarda sadece slogan atanlardan değil, taşın altına elini değil gövdesini koyanlardandı. O, işin mutfağında, hamalıydı bu davanın. Kimsenin “ben yaparım” demeyeceği işleri bile omuzlayan, “yoruldum” demeyi zül sayan, sadakatin ve vefanın ete kemiğe bürünmüş haliydi.

***

Ancak bizim kaybımız, bir dava arkadaşından çok daha fazlası.

Hayatımızın en canlı tanıklarından birini kaybettik.

Siyasetin o sert ve köşeli dünyasının dışında, hayatın en savunmasız, en insani anlarında hep o vardı yanımızda.

Annemi kaybettiğimde, mezarın başında elim ayağım titrerken, o küreğe benimle birlikte asılan, toprağı benimle birlikte atan oydu.

Babam o zorlu ameliyata girdiğinde, hastane koridorunda geçen o bitmek bilmez 6 saatlik bekleyişte; korkuyu, belirsizliği ve stresi benimle omuzlayan yine ondan başkası değildi.

Sadece hüzünde değil, en büyük sevinçlerimde de başucumdaydı. Evlendiğim gün nikahımda da tabii ki oradaydı. Kızım Begüm’ü ilk kucağıma aldığımda da…

Bizim dostluğumuzda “tatil” bile kavgaya dahildi. İnsanlar tatil beldelerinde, yazlıklarında dinlenirken; biz elimizde Türk Solu, sıcağın altında ter içinde ama büyük bir gururla gazete satardık.

Kitap fuarlarında Türkiye’nin dört bir yanını karış karış birlikte gezdik; her yeni kitabımız matbaadan çıktığında o mürekkep kokusunu ilk birlikte içimize çektik.

Omuz omuza afiş de astık, birlikte gözaltına da alındık, kavgaya da tutuştuk…

Başyazarımız Gökçe Fırat tutuklandığında, Silivri zindanının kapısında o soğuk nöbetleri birlikte tuttuk.

Umutsuzluğu da yaşadık, en büyük coşkuları da… Yılbaşında halay çekerken de, ülkenin gidişatına öfkelenip sabahlara kadar tartışırken de duygumuz birdi.

Okan hep oradaydı; hep güven veren, varlığıyla güç katan…

***

Şimdi gazetenin mutfağında, tam karşımdaki masası boş.

Yazı işlerine girdiğimde o sessiz ama vakur duruşunu göremeyecek, “Naber abi?” deyişini duyamayacak olmak canımı yakıyor.

Ama biz Okan’dan şunu öğrendik: Dava adamı ölmez.

Bedeni toprağa girse de, fikirleri, emeği ve o Marmara koridorlarında yaktığı mücadele ateşi geride kalanların omuzlarında yükselir.

Okan kardeşim…

Gözün arkada kalmasın.

Benim can yoldaşım, Türk Solu’nun sarsılmaz iradesi…

Senin o tertemiz kalbin, bizim en büyük mirasımızdır.

Hakkını helal et kardeşim. Bizden yana varsa, sonuna kadar helal olsun.

Mekânın cennet, ruhun şad olsun.

Güle güle Okan…

Previous Post

Okan, Bayrak ve Vatan

Next Post

Okan İşbecer’in ardından

Next Post
Okan İşbecer’in ardından

Okan İşbecer’in ardından

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.