Yeni yıl hep heyecanla gelir. Bir önceki yıl yaşanan sıkıntılara veda edersin. Acılar, kederler geride kalır. Yani, sen öyle sanırsın.
1 Ocak sabahı acı acı çalan telefonla uyandık. Arayan Kaya’ydı. Okan hastalanmış.
Yedi dakika sonra Okanlardaydık.
Kapıda ambulans.
Telefonun acı acı çalışı bir anda ambulansın acı çığlığına bıraktı yerini!
Onu nasıl bindirdik ambulansa, nasıl geçti o kara 6 gün hatırlamıyorum.
Akılda kalan gözyaşları, sessiz hıçkırıklar..
Bugün toprağa verdik Okan’ı. Çok severdi Kars’ı. Ama yazlarını daha çok severdi aslında.
Çocuklar İçin Atatürk kitabını yazmak için gelmişti Kars’a. Biz İstanbul’da nefes alamazken, arayıp ohh, burada serin serin takılıyoruz diyordu.
Şimdi yaz kış nefessiz bıraktı hepimizi.
Ailesine özel eşyalarını getirmek için uğradık evine. Çekmecesindeki bayrağını serdik üzerine üşümesin diye.
Fuarlar bizim için hep heyecandır. Okan da heyecanlanırdı. Ama Çocuklar İçin Atatürk kitabından sonra daha bir heyecanlanmaya başlamıştı. Kitabını alan çocuklarla tek tek sohbet ederdi. Cumartesi Adana Kitap Fuarı’nda olacağız.
İlk kez Okan’sız!
Ama hep Okan’lı!
Kaç gündür sabah kalkarken lütfen rüya olsun diye kalkıyorum.
Maalesef rüya değil!
Kavgan kavgamızda!

