Bu yazı, 3 Ocak 2026’da kaleme alındı. Bitmedi. Bitirmek istemiyordu.
Nefes aldığımıza şükredelim.
Gencecik bir insan felç olmuş. Yoğun bakımda. Doktor umudu kesmiş. “Dönüşü olmaz” demiş.
Kardeşleri, arkadaşları, sevdikleri dua ediyor. İleri Yayınları başyazarı Gökçe Fırat şöyle dedi: “Bir rüya olsa da hep birlikte rüyadan uyandık desek olur mu?”
Olur.
Mesut’a şöyle demişti. Mesut Bey der ki; “Bu dünyadaki hayatımız önceki dünyanın ahiretidir.”
Neden olmasın!
Okan Bey’i ziyarete gitmişti Florya’ya, hastane sessizliğe gömülmüş gibiydi.
Acelen neydi Okan, derdin neydi Okan, iyi bir insan olmanın ötesinde.
Haydi uyan artık.
Yüreğin altıncı hissi sanki akıl dışına çıkıp, beklenmeyen dirilişi akla geri çevirdi. Ve adına “Dimero” dedi.
Okan’dan beklenmeyen dirilişi bekler oldu.
Uzun uzun konuştu Rahime Hanım’la.
Akıl gözü ile ulaşalım, akıl sesiyle ulaşalım Okan’a dedi en önemli beklentisiyle.
Okan’a Fısıltılar diye başlık atmıştı yazıya, beklenmeyen dirilişi bekler beklemez, “Dimero”nun doğuşuna neden oldu.
Her olayın, her olgunun ardında bir güç, bir kuvvet olur. Vardır o.
İyi bir insan olmanın ardındaki kuvveti, sevenlerinin gönüllerinde yer almasına neden oldu.
Gönülden gönüllere köprüler kurdu. Gönül bağların güçlü olsun Okan Bey.

