Türkiye siyasetinde maskelerin düştüğü, takkelerin uçtuğu ve “ihanet”in artık gizli kapaklı değil, göğsü gere gere, Meclis kürsüsünden haykırıldığı bir utanç gününden geçiyoruz.
Yıllarca meydanlarda “urgan” atan, şehit kanı üzerinden siyaset devşiren Devlet Bahçeli, bugün (3 Şubat 2026) çıktığı MHP Grup kürsüsünde, Türk siyasi tarihinin en büyük U dönüşüne ve en açık itirafına imza atmıştır.
Bahçeli’nin ağzından çıkan şu cümleye iyi bakın: “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet’ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir!”
Kulaklarınıza inanamıyorsunuz değil mi? Ama duydunuz. “Öcalan umuda” diyor… Yani 40 bin insanımızın katiline “Umut Hakkı” adı altında tahliye yolu açılsın istiyor! “Demirtaş yuvasına” diyor… Yani “Terörist Selo” dediği adamı hapisten çıkarıp evine göndermeyi vadediyor! “Ahmet’ler makama” diyor… Yani görevden alınan Ahmet Türk ve benzeri yerine kayyum atanan DEM Partili belediye başkanlarını o koltuklara geri oturtmayı planlıyor!
Bu “devlet aklı” değil, “ihanet aklı”dır
MHP kurmayları ve Saray medyası, bu kepazeliği bize aylardır “Devlet aklı”, “Büyük oyun” diye yutturmaya çalışıyordu. Bugün o oyunun perdesi bizzat Bahçeli tarafından yırtıldı. Gördük ki; “Devlet Aklı” dedikleri şey, aslında “Saray’ın Bekası” için terör örgütüne teslim olma aklıymış.
Bahçeli, Pir Sultan Abdal’dan alıntı yapıp “Dönen dönsün yolundan, ben dönmezem yolumdan” diyor. Hangi yol Devlet Bey? Dün “İdam” dediğin Öcalan’a bugün “Umut” dağıtmak mı senin yolun? Dün “Hain” dediğin Demirtaş’a bugün “Yuvana dön” diye şefkat göstermek mi senin davan? Senin “dönmediğin” o yol, Türk milliyetçiliğinin yolu değil; AKP-MHP ve DEM Parti’nin kurduğu “Şeytan Üçgeni”nin yoludur.
Terör örgütü Suriye’de can çekişirken can simidi atmak!
İşin en vahim, en affedilmez tarafı ise zamanlamadır. PKK, Suriye’de tarihinin en zor günlerini yaşıyor. Örgüt sahada büyük bir yenilgi almış, köşeye sıkışmış, dağılma noktasına gelmiş durumda. Tam da bu anda, Ankara’da Bahçeli, can çekişen örgüte “can suyu” veriyor!
Demek ki amaç terörü bitirmek değil. Amaç, bitmek üzere olan terör örgütünü “siyasi bir aktör” olarak yeniden diriltip Erdoğan’ın anayasa değişikliği için pazarlık masasına oturtmaktır. Bahçeli’nin yaptığı; terörü çözmek değil, sahada yenilmiş teröriste masada teslim olmaktır!
Milliyetçi seçmene çağrı: Bu vebali taşımayın
Buradan, hâlâ MHP’ye gönül vermiş, “Liderin bir bildiği vardır” diyen samimi vatanseverlere sesleniyorum. Liderinizin bildiği tek şey şudur: Erdoğan’ı o koltukta tutmak için gerekirse İmralı canisiyle, gerekirse Kandil’in kravatlılarıyla el sıkışmak! Siz şehit cenazesinde saf tutarken, lideriniz Öcalan’a “umut”, Demirtaş’a “özgürlük” dağıtıyor. Bu ihaneti “strateji” diye yutacak mısınız?
Tarih affetmeyecek
Devlet Bahçeli, tarihe Türk milliyetçiliğini bitiren değil; kendini bitiren, kendi siyasi mirasını Saray uğruna pazarlık masasına süren lider olarak geçecektir. Milliyetçilik ölmez ama bu ihanete ortak olanlar siyaseten ölmeye mahkumdur.
“Öcalan umuda” kavuşsun diye Türk milletinin umudunu karartanlar, “Ahmetler makama” dönsün diye Cumhuriyeti ateşe atanlar, bu vebalin altında kalacak.
Maskeler düştü, saflar netleşti. Bir tarafta “Öcalan’a ve Demirtaş’a özgürlük” diyen Bahçeli-Erdoğan koalisyonu… Diğer tarafta “Ne Öcalan, Ne Demirtaş; ne DEM Parti ne PKK; kahrolsun bölücülük!” diyen bizler.
Karar Türk milletinindir.

