Bu ülkede en güçlü ideoloji nedir diye sorsalar, hiç düşünmeden cevap veririm: Bürokrasi. Çünkü sağcıyı da solcuyu da eşit bir şekilde yoran, milliyetçiyi de liberali de aynı sıraya dizen tek güç odur: Evrak.
Bizde devlet kapısına işin düşmüşse önce insanlığını unutursun, sonra imzanı hatırlarsın. Bir dilekçe verirsin; dilekçenin ekine başka bir dilekçe istenir. O dilekçenin ekine fotokopi. Fotokopinin ekine “aslı gibidir” kaşesi. Ama “aslı gibidir”in aslı nerede? Onu da başka bir birim bilir.
Kamu daireleri adeta bir sabır laboratuvarıdır. İçeri girersin, sıra numarası alırsın, numaran 248’dir. Ama ekranda yazan numara 17. Bir ân hayatını sorgularsın: “Ben burada mı yaşlanacağım?” Tam bu esnada çaycı, üçüncü turunu atar. Devlet çarkı yavaştır ama çay servisi her zaman hızlıdır; buna kimse itiraz edemez.
Bir de meşhur bir cümle vardır: “Bizlik bir durum yok.”
İşte bu cümle, başlı başına bir yönetim anlayışıdır. Çünkü memlekette hiçbir şey kimsenin sorumluluğunda değildir. Herkes bir üst kata yönlendirir. Üst kat bir alt kata. Sonunda örenirsin ki sorun binada değil; sistemdedir.
Dijital bir çağdayız deniyor. E-devlet var, online başvuru var. Ama sistem, yükleme yaptığın esnada hata verir: “Beklenmeyen bir hata oluştu.” Memlekette en beklenen şey budur aslında: Beklenmeyen hata. Teknoloji yenidir ama zihniyet hâlâ daktilo döneminden kalmadır.
Devlet ciddiyet ister; elbette. Ancak ciddiyet, vatandaşı yormak değildir. Ciddiyet; işi kolaylaştırmaktır, hizmeti hızlandırmaktır. “Vatandaşın ayağı devlete değil, devletin eli vatandaşa uzanmalı” denir ya; bizde genelde vatandaşın ayağına kramp girer.
Oysa bu ülke, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir,” sözüyle temellenmiş bir cumhuriyettir. Cumhuriyet; vatandaşın devletten çekindiği değil, devlete güvendiği rejimdir. Güven ise karmaşayla değil, şeffaflıkla sağlanır.
Şimdi soralım: Bir ülkede en zor şey basit bir işi halletmekse, orada bir terslik yok mudur? Vatandaş evrak peşinde koşarken enerjisini tüketirse, yarın için ne üretecektir? Gençler hayal kurmak yerine “Hangi belge lazım?” diye düşünüyorsa, ortada sadece mizah değil; trajikomedi vardır.
Gülerek söylüyoruz ama mesele aslında ciddidir. Devlet, vatandaşına engel çıkarmak için değil, önünü açmak için vardır. Bürokrasi millet içindir, millet bürokrasi için değil.
Yoksa biz daha çok sıra numarası alırız.
Ve ekranda hala 17 yanar…

