No Result
View All Result

İran’da rejim değişmediği müddetçe operasyon fiyaskodan ibarettir

Mutlu YILMAZ by Mutlu YILMAZ
1 Mart 2026
in GÜNLÜK
0
İran’da rejim değişmediği müddetçe operasyon fiyaskodan ibarettir

İran’a operasyon epeyce bir zamandır bekleniyordu. Zira yıllara yayılan yıpratıcı karşı propaganda, ağır ambargo şartları, rejimi yıkmaya yönelik halk hareketlerinin teşvik edilmesi ve içeriden adam satın almak suretiyle yapılan sarsıcı terör eylemleri artık nihai bir hamlenin çok yakın olduğuna dair kuvvetli işaretlerdi. Ancak, yine de dinî lider Hamaney’in daha ilk gündeki saldırılar sonucunda ölmüş olması, birçok açıdan oldukça şaşırtıcı oldu.

Elbette burada Amerikan emperyalizminin 2026 yılına çok hızlı başladığını da tekraren hatırlamamız gerekiyor. Yılın henüz daha ilk günlerinde Venezuela’da yaşananları çok iyi biliyoruz. Orada yaşananlar normal bir operasyon ya da bir devlet başkanının tutsak edilmesi değil, adeta arka bahçedeki bir haydutun sepetlenmesi olayı gibiydi. Akabinde yaşananlardan ve Venezuela’nın yeni devlet başkanının ABD’yle iyi ilişkiler kurma arayışlarından, aslında İran için de önümüzdeki günlerde yapılmaya çalışılacak şeyin ipuçlarını görebiliriz.

Venezüela örneğinde, rejimin yaslandığı o eski güçlü ideolojik temel (Bolivarcılık/ Latin Amerika sosyalizmi) bir hayli aşınmıştı ve operasyon, ABD için bir diş çekme ameliyatı kadar rahat oldu.

Fakat İran’daki durum öyle değil.

Daha ılımlı yeni bir liderle ABD’ye uygun politik çerçeve oluşturmaya çalışmak palyatiftir ve uzun vadede daha büyük başka riskler taşır. O nedenle bu operasyon, İran’da rejimi değiştirmeye yönelik esas amaç doğrultusunda devam etmek zorundadır.

Ancak burada şu noktalar unutulmamalıdır:

1– İran’daki oturmuş, kökleşmiş ve Humeyni ile beraber sistematik hale gelmiş Velayet-i Fakih kurumu iyi anlaşılmalıdır. İslam Cumhuriyeti olarak vücut bulmuş bu rejim karakteristiği, toplum üzerinde çok güçlü bir denetleme müessesesidir ve bir anda çözülmesi beklenmez.

2– Rejimi değiştirmeye yönelik adımlar başarılı olsa dahi İran’da ne sonuç vereceği henüz belli değildir. İran’da mollalar, 1979’daki ihtilâli solcuların elinden çaldı ve bugüne kadar bir şekilde geldiler. Kadim topraklarda yüzyıllardır nice büyük medeniyetin kültürel mirasını taşıyan ve sanatla yoğrulmuş İran halkı ise elbette köhne bir teokratik rejimi değil modern bir yaşamı hak ediyor. Bununla birlikte, kendi kaderlerini yine kendilerinin belirlemeleri gerektiğinin de genel olarak farkındadırlar. 1953’te İran petrolünü millileştirmeye çalışan başbakan Musaddık‘a yapılan darbe, millî gururu o denli ayaklar altına almış ve toplumda öylesine bir travma oluşturmuştur ki, bugün rejim karşıtlarında dahi Batı’ya yaklaşım hep şüphecidir.

3– Ve en önemlisi; şayet rejim değişmeyecekse hangi sonuç alınırsa alınsın, bu, Amerika ve İsrail ikilisi için bir fiyaskodur.

Rejim, daha en başından itibaren varoluşsal bir tehditle yaşamaktaydı ve bir ölçüde bağışıklık geliştirerek bugüne kadar ayakta kalmayı başarabildi. Biraz hastalıklı bir yapı da olsa rejim, intikam duygusuyla ve bu tip hamlelerle kamçılanmaya alışmış bir yapıdadır. Hamaney’e şehitlik mertebesi verilmesi ve ilan edilen yas, sistemin yeniden aşılanması gibi kabul edilmelidir. Aşı tutarsa bu iş daha da uzayabilir ve içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Dolayısıyla Amerikan-İsrail haydutluğu nazarından bakacak olursak rejimin mutlak surette ortadan kaldırılması gerekiyor.

Evet, belki mollalar solcuların emeğini gasp ederek hükümet oldu ama şurası da açık ki, o günden sonra sayısız suikastta pek çok önde gelen liderlerini kaybetme pahasına ayakta kalabildiler. Son olarak bir önceki cumhurbaşkanı Reisî’nin şüpheli bir helikopter kazası neticesinde ölümünü de buna eklemeliyiz. Dolayısıyla mevcut operasyonun nereye varacağı noktasında kesin bir şey söylemek için henüz erkendir.

Ayrıca mevzu İran’ın sadece bir din devleti olup olmaması da değildir. Uzun projeksiyonlarda ABD’nin ne kadar gerilediği ve gerileyeceği bellidir; tüm bu tarihi akışı tersine çevirmek için her türlü tuşa basıyorlar. Şayet bu kadar adam satın alarak ve büyük masraflara girerek yapılan operasyonlar istedikleri gibi gitmezse, artık bunu sürdürebilecek durumları kalmayacaktır.

Peki, Türkiye açısından durumu nasıl görebiliriz?

Türkiye, aslında Ukrayna-Rusya savaşında olduğu gibi burada da şimdilik ciddi bir hataya düşmedi. Ancak yapılan açıklamalar oldukça cılız ve küçük düşürücü. Çünkü Amerikan yönetimine karşı en ufak bir yorum yok, tam da Türkiye’nin “gasp rejiminden” beklenildiği gibi. Tepki İsrail’e ve Arap ülkelerindeki Amerikan üslerini vurduğu için İran’a!

Neyse, bu hususta daha fazla bir şey söylemek istemiyorum…

Demokrasi, hukuk ve insan hakları dinlemeyen haydut idarelerin dünya halkları için ne denli tehdit oluşturduğu bir kere daha ortadadır. Bugün halen o konjonktürel etkiden kurtulabilmiş değiliz. Seçimler artık fiilen rafa kalkmış durumda. Birileri tepeden planlıyor ve o şekilde oluyor; halkların iradesini dikkate alan yok.

Meseleleri burada artık daha geniş bir kapsamda ele almak ve açık konuşmak gerekir. Haydutluksa, bu haydutluğun en büyüğünü zaten Batı’nın kendisi yapıyor. Hatta en etkili pozisyondaki liderler, şantaj altında zaten içlerindeki cerahati terör olarak halklara kusuyor.

Evet, bu dönem geçici de olsa dünya halkları açısından çok ağır seyretmektedir ama bir an önce de atlatılması gereken bir dönemdir. Söz gelimi önümüzdeki günlerde Macaristan’da bir seçim var. Kamuoyu anketlerine göre muhalefet en az 15 puan önde görünüyor ama göreceksiniz orada bile hiçbir şey garanti değil. Her şeye rağmen Viktor Orban bir daha seçim alabilir, çünkü yapılan şey artık gerçek bir seçim değil. Unutmayın ki sadece Rusya ve Amerika değil, İsrail de o rejimin arkasında.

Macaristan örneğini bilerek verdim ve seçimleri özellikle bunun için takip edeceğim.

Fakat bugün için özetle şunu söyleyebilirim: “Haydut blokta” yer aldığı sürece bir rejimin dilinin ve dininin önemi yoktur ama halkların iradesi ayaklar altındadır.

Previous Post

Bürokrasi Cumhuriyeti

Next Post

Mollalara ağlamak, AKP’ye ağlamaktır

Next Post
Mollalara ağlamak, AKP’ye ağlamaktır

Mollalara ağlamak, AKP'ye ağlamaktır

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.