Bu milletin ruhunu parçalara ayırmaya çalışanlara karşı artık net konuşma zamanıdır. Bizler ne bir kalıba sığarız ne de dar ideolojik şablonlara hapsediliriz. Biz; kökleri tarihin derinliklerine uzanan, geleceği ise büyük ideallerle yoğrulmuş bir milletin evlatlarıyız.
Ben;
Hem Türk milliyetçisiyim…
Hem Türkçüyüm…
Hem mukaddesatçıyım…
Hem de Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda yürüyen bir Atatürkçüyüm!
Bunu söylemekten çekinmem, aksine bunu bir onur sayarım.
Çünkü bu değerlerin hiçbiri birbirine düşman değildir. Aksine hepsi aynı ağacın dallarıdır.
Kökümüz Türklüktür. Gövdemiz bu milletin tarihidir. Dallarımız ise inancımız, kültürümüz ve devlet anlayışımızdır. Türk milliyetçiliği, bu millete aidiyetin adıdır.
Türkçülük; bu milletin diline, kültürüne ve kimliğine sahip çıkmaktır.
Mukaddesatçılık; milletin manevi direklerini ayakta tutmaktır.
Atatürkçülük ise; bağımsızlık, akıl ve millî egemenliktir.
Bu değerlerin birini diğerine karşı kullanmaya çalışanlar, aslında bu milletin gücünü zayıflatmak isteyenlerdir. Biz, “ya o ya bu” diyenlerden değiliz! Biz, “hepsi bu millet içindir” diyenleriz!
Bugün Türkiye’de kavram kargaşası yaratılmak isteniyor. İnsanlar bölünmek, ayrıştırılmak ve zayıflatılmak isteniyor. Ama bilinmelidir ki Türk milleti, tarih boyunca bölünerek değil birleşerek büyümüştür.
Bizim yolumuz bellidir: Birlik, dirlik ve güçlü bir Türkiye!
Ne inancımızdan vazgeçeriz, ne Türklüğümüzden! Ne bayrağımızdan vazgeçeriz, ne bağımsızlığımızdan!
Bu millet, kimliklerini bir arada yaşatabilen büyük bir millettir. Ve bizler bu büyük milletin ferdi olmaktan gurur duyuyoruz.
Kavramları yarıştıranlar değil, onları birleştirenler kazanır.
Çünkü biz:
Türk’üz. Türk milliyetçisiyiz. Ve bu kimlikten asla taviz vermeyiz.
“Ne mutlu Türk’üm diyene!”
Ali AÇIK
Emekli akademisyen
Siyaset Bilimi uzmanı

