No Result
View All Result

İran, Çin’in proxy (vekil) savaşçısıdır

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy by Prof. Dr. Şener Üşümezsoy
24 Mart 2026
in GÜNLÜK
0
İran, Çin’in proxy (vekil) savaşçısıdır

Bugün İran ile Amerika arasında Basra Körfezi’ni kapsayan savaş, görüldüğü gibi iki ülke arasındaki klasik bir savaş değildir. Bu savaşın gerçek niteliği, Çin ile Amerika arasındaki küresel güç mücadelesinin bir uzantısı olmasıdır. İran, bu denklemde bağımsız bir aktör değil, Çin’in vekalet gücü olarak hareket eden bir unsurdur.

Nasıl ki İran, geçmişte Yemen’de, Haşdi Şabi’de ve Hizbullah’ta kendi vekalet güçlerini oluşturmuş, bu güçlere silah ve füze vererek bölgesel bir etki alanı kurmuşsa, bugün aynı mekanizma tersine dönmüş durumdadır. İran, bu kez Çin’in vekalet gücü haline gelmiştir. İran’ın kullandığı füzelerin teknik özellikleri, menzili ve isabet oranları dikkate alındığında, bunların Çin menşeli olduğu açıkça görülmektedir. İsimleri Farsça olabilir ama teknoloji Çin’e aittir.

Bu ilişkinin temelinde enerji bağımlılığı vardır. İran, Çin’e dünya fiyatının altında ve yerel para birimleri üzerinden petrol satarak Çin’e stratejik bir avantaj sağlamaktadır. Buna karşılık Çin de İran’a askeri teknoloji, istihbarat ve füze desteği sunmaktadır. Böylece İran, Çin’in doğrudan sahaya inmeden yürüttüğü bir savaşın ileri karakolu haline gelmiştir.

Bu savaşın coğrafyası yalnızca Ortadoğu ile sınırlı değildir. Basra Körfezi’nden başlayan bu çatışma hattı, potansiyel olarak Pasifik’e kadar uzanabilecek bir gerilim üretmektedir. Çin ile Tayvan arasındaki krizle bağlantılı olarak düşünüldüğünde, İran üzerinden yürüyen bu vekalet savaşı küresel bir çatışma zincirinin parçasıdır.

Amerika’nın İran’a yönelik yoğun bombardımanı da bu çerçevede okunmalıdır. Amaç yalnızca İran’ı zayıflatmak değil, aynı zamanda Çin’e “bu hattı kes” mesajı vermektir. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresine yapılan saldırılar, balistik füze rampalarının hedef alınması ve petrol terminallerinin vurulması, İran’ın savaş kapasitesini değil, Çin’in bölgedeki operasyonel kabiliyetini sınırlamaya yöneliktir.

Savaşın giderek petrol ve doğal gaz sahalarına yönelmesi, bu çatışmanın gerçek nedenini açık biçimde ortaya koymaktadır. Basra Körfezi, Zagros hattı ve Mezopotamya’daki enerji kaynakları üzerinde kurulmak istenen hâkimiyet, bu savaşın merkezinde yer almaktadır. Amerika’nın hedefi, bu kaynakları kendi şirketlerinin kontrolüne almaktır. İran’ın direnci ise bu süreci geciktirmekte ama aynı zamanda savaşın şiddetini artırmaktadır.

Bu noktada savaşın niteliği değişmiştir. Artık bu, ideolojik ya da mezhepsel bir çatışma değil, doğrudan doğruya bir enerji savaşıdır. Çin, İran üzerinden sahada; Amerika ise doğrudan askeri gücüyle bu savaşı yürütmektedir. Ortaya çıkan tablo, Çin’in füzeleri ile Amerika’nın hava gücünün karşı karşıya geldiği bir savaş biçimidir.

ABD farklı nedenlerle Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi kitlesel bir şekilde kara harekatı yapmazsa, onu ikame etmek için ABD de Azerbaycan ve Türkiye’yi proxy olarak sahaya sürebilir. Güney Azerbaycan’ın Kürt işgaline bırakılması durumunda Türkiye ve Azerbaycan buna müdahil olur. Kürtlerin İran’da rejim değiştirecek gücü olmasa da Mahabad Cumhuriyeti gibi kışkırtıcı bir tarihsel geleneği vardır. ABD’nin taktiği, Kürtler aracılığıyla Türkiye Azerbaycan’ı İran’ın karşısına çıkarma tuzağıdır.

Savaş, görüntüde İsrail ve İran arasında ise de gerçekte Çin ile ABD’nin Körfez petrollerini paylaşma peşrevidir. Çin’in istihbaratının yanında füzeleri de İran’da konuşlanmıştır. İran coğrafyasında ABD ile Çin arasında bir ön düello sürüyor. Bu ancak kara harekatıyla tam savaşa dönüşebilir. Türkiye ise uyguladığı denge politikası nedeniyle Çin ve İran karşısında bir konumlanmaya girmeyecektir. Bu, savaşın yayılmasını engellediği gibi savaşı bitirecek bir ara bulucu rolüne de olanak sağlar. Aslında ara buluculuk, ABD – Çin arasında yapılacaktır. Türkiye ile birlikte Azerbaycan’dan da talep edilen bu roldür.

Çin’in ahtapot kolları olarak tabir edilen uzantılarından biri İran’da Devrim Muhafızları olarak görülmektedir. ABD ve İsrail yanına NATO’yu almak istiyor. Avrupa, karşıda sadece İran’ın değil Çin’in de olduğunu bildiği için bu cepheye katılmıyor. Irak’taki gibi bir NATO şemsiyesi kurulamıyor.

Savaşın İran’ın kıyısındaki Buşehr ve Dezful bölgelerine sıçramaması gerekiyor. İsfahan’dakinden çok daha riskli olan alan, Hark Adası’ndaki derin kuyulardaki Sezyum izotoplarıdır. Buralar bombalanırsa bu yataklar sadece İran’ın değil insanlığın da elinden çıkar. Yıllar önce ortada savaş yokken Türk Solu’nda yazdığım yazılarda petrol yataklarının radyoaktif izotoplarla korunması olgusunu yazmıştım. Bu nedenle bütün santrallerin kıyıda olmasının nedeni bu yatakların İran tarafından koruma altına alınmasıydı. Buradaki bir sorun, bölge halkının radyoaktif soykırıma uğramasına bile neden olabilir.

Sezyumla tuzaklanmış olan petrol sahalarının bir başka askerî operasyonla ele geçirilmesi, su kuyularının düşman eline geçmemesi için zehirlenmesi gibi bir durum yaratır. Bu saldırı, bu derece tehlikelidir.

İran’ın nükleer silahı var mı ya da olacak mı? Sovyetler dağılırken Kazakistan’daki çok miktardaki nükleer materyalin karaborsa yoluyla dünyaya sürüldüğü söyleniyordu. Dezful ve Buşehr gibi alanlarının ele geçirilmesine karşı İran’ın buraları radyoaktiviteyle koruması ilk kez düşünülüyor gibi görünmektedir. Bir anlamda burada “Ya istiklal ya ölüm” mantığı bulunabilir. Elementlerin aktif hale getirilmesi, yatakların önümüzdeki birkaç yüz yıl kullanılamayacağı anlamına gelir. Bunu bilen ABD şirketleri de bu tarz bir operasyonu tehlikeli bulmaktadır. Bu konuda bugüne kadar yapılmış tek yorum, benim “Petrol Şoku ve Yeni Ortadoğu Haritası” kitabımdaki yorumdur.

Previous Post

PKK’dan değil, “Mustafa Kemal’in Askeri”
Ebru Eroğlu’ndan rahatsız olan düzen

Next Post

Türk’üz, Türkçüyüz, onun için Atatürkçüyüz

Next Post
Türk’üz, Türkçüyüz, onun için Atatürkçüyüz

Türk'üz, Türkçüyüz, onun için Atatürkçüyüz

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.