No Result
View All Result

İlber Hoca’yı neden bu kadar çok sevdik?

Özgür ERDEM by Özgür ERDEM
27 Mart 2026
in GÜNLÜK, HAFTALIK
0
İlber Hoca’yı neden bu kadar çok sevdik?

İlber Hoca kadar halka mâl olmuş kaç tarihçi var?

İlber Ortaylı’yı kaybettik. Büyük bir kayıp… Allah rahmet eylesin. Sevenlerinin, tüm Türkiye’nin başı sağ olsun.

İlber Hoca, çok sevilen bir tarihçiydi. Onun kadar halka mâl olmuş, geniş kitleler tarafından sevilmiş bir tarihçi var mıdır? Pek örneği yok…

Peki İlber Hoca’yı neden bu kadar çok sevdik? Çünkü o, rüzgâra göre eğilmedi. Atatürk düşmanlarına, Türk kimliğiyle problemi olanlara ve cehalete karşı asla geri adım atmadı!

Türkiye, cehaletin ve vasatlığın adeta kutsandığı karanlık bir dönemden geçiyor. İşte böyle bir iklimde İlber Hoca, bir kutup yıldızı gibi parladı. “Okuyun” dedi, “araştırın” dedi. Bilgiyi ve entelektüel derinliği her şeyin üzerinde tuttu. Onun “cehalet”e karşı o meşhur çıkışları, aslında toplumun üzerine çöken o ağır “vasatlık” perdesine indirilmiş birer darbeydi.

Atatürkçü Tarih Ekolünün tasfiyesi

İlber Hoca, Cumhuriyet kuşağının yetiştirdiği son tarihçilerdendir. Elbette ondan daha genç pek çok tarihçi var ama Türkiye’deki tarih ekolü, o Afet İnan’ların temsil ettiği tavizsiz Atatürkçü duruşunu ne yazık ki 70’lerde ve 80’lerde kaybetti. Türkiye’de tarih bilimi ikiye bölündü, solcular ve sağcılar olarak ayrıştı. İki taraf da Atatürkçü tarih anlayışını kemire kemire bitirdi. O günden sonra da Cumhuriyet’i, Atatürk’ü amasız fakatsız savunacak tarihçi kalmadı.

“Sol” tarihçiler: Millet ve Atatürk düşmanı Batıcılık

Bu çöküşün bir tarafında “sol” kesim var. Aslında “sol” maskesi takan ama son derece Batıcı, millet düşmanı ve Atatürk düşmanı bir kesim. Tanıl Bora gibi isimlerin başını çektiği o “Birikim” tayfası… “Boğaziçi ekolü” diye özetleyebileceğimiz o Marksizmden dönme “liboş” Batıcı zihniyet…

Bunlar için Türkiye’de her tür Atatürkçülük, her tür milliyetçilik “tu kaka”dır. Yıllardır üniversitelerde hep bu aşılanmaya çalışılıyor. Türkiye’deki o ana akım tarih duruşunu, Atatürk’ün mirasını “sol” taraftan kemiren kesimdir bunlar.

Bugün maalesef siyasette de bunun yansımalarını görüyoruz. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “başucu kitabım” dediği kitabın yazarı işte bu ekolden Tanıl Bora’dır! Kendisine Atatürkçü diyen insanların bir siyasi partide yer alması, o hareketin illa Atatürkçü olduğu anlamına gelmez. Soruyorum size: Tanıl Bora’yı başucu kitabı yapan, o zihniyetten beslenen bir akıl ne kadar Atatürkçü olabilir? “Sol” taraftan düzenlenen bi ideolojik saldırılarla, nasıl ki üniversitelerde Atatürkçü tarihçi bırakmadılarsa, siyasette de Atatürkçülüğü tasfiye ettiler.

“Sağ” tarihçiler:Atatürkçülük yerine Enver Paşacılık ve Türk-İslamcılık

Bu işin bir de “sağ” boyutu var. “Sağ” kesim de Türk tarih yazınını farklı bir şekilde yok etti. Türkiye’deki tarih biliminin çok büyük zarar görmesinin ana nedenlerinden biri, MHP’nin tarih bölümlerine yaptığı siyasi yığınaktır!

Bu siyasi yığınak, liyakatsiz insanların oralarda yükselmesine neden oldu. Bu birincisi… Hiçbir akademik liyakati olmayan olmayan, sözde öğretim görevlileriyle doldurulan tarih bölümleriyle Türk tarihçiliği adeta cezalandırıldı.

İkincisi, MHP kadrolaştığı tarih bölümlerinde kendi “sağ” Atatürkçü zihniyetini pompaladı. Şunu net olarak ifade edelim: MHP milliyetçi söylemleri olan ama aslında milliyetçi olmayan bir partidir. MHP Atatürkçü de değildir…

Keşke olsa ama değildir… MHP Enver Paşacıdır… Türk-İslamcıdır… İşte bu “bir türlü Atatürkçü olamayan” MHP zihniyetinin tarih bölümlerini doldurduğu liyakatsiz kadrolar, Atatürkçü tarih yazınını “sağ” taraftan kemirdi.

İlber Hoca, işte “sol”dan ve “sağ”dan kemirilen o ana akım Atatürkçü tarih ekolünün son temsilcilerindendir.

Kıymeti de buradan geliyor… Türk halkı tarafından bu kadar sevilmesi de aslında bundandır…

Saray’ın kadrolu tarihçisi olmadı!

“Sağ”dan Türk-İslamcıların, “sol”dan Marksizm dönmesi liboşların kemirdiği bu ortamda, üniversitelerde Atatürkçü bilim adamı, namuslu Atatürkçü tarihçi bırakmadılar.

İşte İlber Ortaylı, o tertemiz kuşağın son temsilcilerinden biri olarak tüm bu kuşatmaya direndi. İstese, “Saray”ın kadrolu tarihçilerinden biri olabilirdi. Tek yapması gereken, iktidarın hoşuna gidecek, Atatürk hakkında eleştirel birkaç sipariş yorum yapmaktı. Bunu yapanları, ikbal uğruna, unvan uğruna kalemini ve ilmini satanları hepimiz gördük.

Ama İlber Hoca yapmadı!

Kendi bildiği doğruları, Cumhuriyet’in değerlerini ve Atatürk’ün mirasını o çorak iklimde tek başına savunmaya devam etti. Atatürk’e saldıranları kendi üslubuyla ezer, anında hadlerini bildirirdi.

Mesela şu cümleler onundur ve hepimizin kulağına küpedir: “Atatürk’ü ve devrimleri küçümsemek, bu milletin binlerce yıllık devlet geleneğine ihanet etmektir.”

“Türkiyeliler”in İlber Hoca nefreti

İlber Hoca’nın vefatının ardından milyonlar arkasından rahmet ve minnet okurken, bir güruh da hakaret ve linç yarışına girdi. Peki kimdir İlber Ortaylı’ya saldıran bu kesim?

Cevap çok basit: İlber Hoca’nın Türklüğe, Cumhuriyet’e, Atatürk’e ve laikliğe laf söyletmeyen net tavrından rahatsız olan etnikçiler, dinciler ve Batıcılar! Bu nefret korosu, Türkiye’deki o meşhur “Türkiyeliler” ile “Türk milleti” arasındaki derin uçurumu bir kez daha, tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir.

Mesela çok uzağa gitmeyelim, 2025 yılının Ağustos ayına dönelim. İlber Hoca, Çin zulmü altındaki Uygur Türklerinin Fırat ve Dicle havzasında boşalan tarım arazilerine yerleştirilmesini, hem o bölgenin tarımsal olarak canlanması hem de soydaşlarımızın eziyetten kurtulması için önermişti.

Vay sen misin bunu söyleyen!

Kürtçü-bölücü çevrelerden anında kuduzca bir saldırı kampanyası başladı.

Mesele sadece akademik bir tarih tartışması değildir. İlber Ortaylı’ya sırf “Türklüğe sahip çıktığı için” saldıranları bir inceleyin. Altından etnik takıntılar çıkacaktır… Kripto kimlikler çıkacaktır… Türk milletine sinsice kin tutanlar çıkacaktır…

İlber Hoca, işte bu “Türkiyelilik” maskesi takmış Türk düşmanlarının maskesini düşürdüğü için her zaman bu odakların hedefindeydi.

Zaten şu açıklamayı yapan birini “Türkiyeliler”in beğenmesi mümkün mü:

“Senin beni kendi çamaşırın içine koyma hakkın yok. Bendeniz Türkiyeli değilim. Türkiye’yi çok seviyorum. Ecnebi olsaydım Türkolog olurdum. Şu anda ben Türk’üm. Bunu böyle biliyorum. Bu bir mirastır.”

Boyun eğmeyen bir karakter

Güce biat etmek yerine, hakikatin yanında durmayı seçti. Gerçek bir aydın olmanın namusunu son nefesine kadar korudu.

İlber Ortaylı’yı uğurlarken sadece büyük bir bilgini değil, sağdan ve soldan gelen tüm saldırılara karşı boyun eğmeyen anıt gibi bir karakteri yolcu ediyoruz. Onun “milli” duruşu ve sarsılmaz Atatürk sevgisi, bizlere bıraktığı en büyük mirastır.

Yolun aydınlık, makamın cennet olsun İlber Hoca…

Previous Post

İlber Ortaylı ve Mehmet Âkif’in gözünden Çanakkale Zaferi

Next Post

İlber Hoca: Türk’e kendisini sevdiren adam

Next Post
İlber Hoca: Türk’e kendisini sevdiren adam

İlber Hoca: Türk’e kendisini sevdiren adam

Facebook Twitter Instagram

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.

No Result
View All Result
  • TÜRKSOLU
  • GÜNLÜK
  • HAFTALIK
  • ARŞİV
  • İLERİ YAYINLARI KİTAPLIĞI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR © 2022 TÜRKSOLU, ATATÜRKÇÜ, MİLLİYETÇİ, SOLCU GAZETE.