İlber Ortaylı ve Çanakkale
Çanakkale Zaferi’nin 111. yıldönümünü kutladık. İlber Ortaylı, her yıl 18 Mart’ta Çanakkale Zaferi’nin önemini anlatan yazılar yazardı. Bu yıl o yazıyı okuyamadık.
İlber Ortaylı, Çanakkale Zaferi’ni anlatırken ve yazarken oldukça heyecanlı gözükürdü. Bu zafer için yaptığı önemli tespitler vardır. Hem dünya tarihi hem Türkiye (Osmanlı) tarihi için Çanakkale’nin nasıl bir dönüm noktası olduğunu anlatır.
Çanakkale Savaşları sadece bir askerî çarpışma değil, “modern Türkiye’nin önsözü”dür. İlber Ortaylı, Çanakkale Savaşı’nı değerlendirirken savaşın sosyolojik bedellerinden bahseder.
Çanakkale Savaşı’na üniversite öğrencileri çok büyük destek verdiler. Birebir cephede çarpışarak mücadele ettiler.
Bu yüzden Çanakkale hüzünlü bir destandır.
1915 yılında Galatasaray, İstanbul ve Vefa liseleri neredeyse hiç mezun veremedi. Kalemlerini bırakıp cephede silah bırakan lise öğrencileri şehit oldu.
Sadece lise öğrencileri değil, özellikle Tıbbiyeliler ve Mülkiyeliler de cephede çarpıştı. Bu nedenle Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (Tıp Fakültesi) 1921 yılında hiç mezun veremedi. 1915 yılında Çanakkale’ye giden bütün öğrenciler şehit edildi.
Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasında Atatürk’ün önemini küçümseyen, yok saymaya çalışanlara en güzel cevabı İlber Ortaylı veriyor. Bu çevrelerin aksine Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki rolünün tesadüfi olarak gelişmediği, Atatürk’ün askeri dehasını konuşturduğu bir alan olduğunu savunur.
Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşı’nın kaderini değiştirecek kararı ileri görüşlülüğü sayesinde vermiştir.
Düşmanların hamlesini görerek, düşman çıkarmasının hangi bölgeden (Anafartalar ve Conkbayırı) olacağını bulmuştur. Bu noktada inisiyatif alarak, silsileyi bozarak kararında ısrarcı olması savaşı kazanmamızı sağlamıştır.
İlber Ortaylı, bunu Atatürk’ün “karakter gücü” olarak tanımlar. Çanakkale, aynı zamanda Türk milletinin Atatürk’ü tanıdığı ve ona güvendiği yerdir. Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun dört bir yanından gelenlerin aynı cephede, siperde savaşması, can vermesi “uluslaşma” yönünde önemli bir adımdır.
Çanakkale’nin geçilememesi dünya tarihini de değiştirmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın uzaması Avrupa siyasetini kilitlemiştir. İki yıl uzayan savaş, İngiltere ve Fransa’nın ekonomik ve askeri kaynaklarını tüketmiş, sömürgelerde başkaldırıları sağlamıştır. İlber Ortaylı, Çanakkale’nin dünya siyasetindeki etkisini anlatırken daha çok Çarlık Rusya’sından bahseder. Beklenen askerî destek Çanakkale yüzünden Rus coğrafyasına ulaştırılamayınca, Çarlık Rusya’sında karışıklık başlar. 1917 Bolşevik İhtilâli’nden sonra Osmanlı’nın Kafkas cephesi rahatlamıştır.
İlber Ortaylı, Çanakkale Savaşı’nı “son centilmenler savaşı” olarak tanımlar. Siperler arasında etkileşimleri, düşman askerlerinin birbirine duyduğu saygıyı defalarca anlatmıştır. Özellikle Türk askerinin merhamet duygusunu vurgulamıştır.
Çanakkale’de hemen her evden bir cenaze çıktığı için kültürümüzde de etkisi büyüktür. Hepimizin bildiği, farklı bölgelere ait Çanakkale türküleri vardır. İlber Ortaylı bunlara da yazılarında değinir. Ama “Çanakkale Destanı”nı en iyi anlatan ismin Mehmet Âkif Ersoy olduğunu defalarca belirtmiştir. Hatta O’nu “ahlak abidesi” olarak anar.
Mehmet Âkif ve Çanakkale
Mehmet Âkif Ersoy, “Çanakkale Şehitlerine” şiirini, cepheden çok uzakta, Medine yolculuğunda yazar. Bir tren istasyonunda zaferin müjdesini aldığında şiiri yazmaya başlar.
İlber Ortaylı, Mehmet Âkif’in bu şiiri sadece bir şair gibi değil, bir tarihçi gibi yazdığından bahseder. Hatta oldukça iddialı bir tespiti vardır:
“Bu şiiri anlamayan, Türk tarihinin son iki yüzyılını anlayamaz.”
Şiiri okurken siz de kendinizi cephede hissedersiniz. Mehmet Âkif cepheyi kare kare anlatır. Türk milletinin ölüm kalım mücadelesi bu dizelerle hayat bulur. Türk askerinin millî ve manevi gücünü bu destanda en net anlatımla görürüz. Mehmet Âkif, savaşın dehşetini ve Mehmetçiğin ruhunu hisseder ve hissettirir.
Mehmet Âkif, şiirde ecdat vurgusunu da yapar. Tarihsel köklere verdiği önem bilinen şair, “Çanakkale Şehitleri”nin ecdadı onurlandırdığını da belirtir.
Emperyalizm tahlili de vardır bu şiirde. Çanakkale Savaşı üzerinden emperyalizmin korkunç yüzünü tasvir eder. Bütün teknolojik imkanları kullanan düşmanların karşısında, “iman dolu göğüs”le mücadelen eden Mehmetçik kazanmıştır. “Üstün medeniyet” algısı da bu zaferle sulara gömülmüştür.
Bu şiir, art arda gelen yenilgilerle umutsuzluk içindeki Türk milletinin “yeniden doğuş” belgesidir, Türk ruhunun ebedi bir şahlanışıdır. Bu ruhu taşıyan ve anlayan bir şair, İstiklal Marşı’nın hakkını verebilirdi.
Ne mutlu bizlere ki Çanakkale Zaferi’ni yaşatan Atatürk gibi bir komutanımız, onu anlatan İlber Ortaylı bir tarihçimiz, Çanakkale ruhunu yaşatan Mehmet Âkif gibi bir şairimiz var…

